Kaydet
a- | +A

Memleketimizi üst üste yıkan Rabbanî zelzele felâketlerinde, kötülüklerimizin ve beceriksizliklerimizin hiçbir tesellisi yoktur.

Yalnız, inanır mısınız ki teselliye yakın bir duyguyu, sayın Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın''ın ARALIK başında şu kadar prefabrike evin tamamlanacağı, bahtsız kardeşlerimizin, başlarını sokacak bir çatı altı bulacakları teminatında buluyorum.

Bu vaat eğer gerçekleşirse, şu müthiş zelzele mevsiminde devletimizin çok kaybettiği itibarı, inşallah geri gelecektir. Yok, eğer yalan düşüp geç kalırsa manevi derdimiz, figânımız bin kat artacaktır. Dikkat! İnanılır olması gereken devlet itibarımız yeni ve ağır yaralar almasın...

Yine aynı şekilde, sayın Bolu Valisi''nin "Yılbaşında üç bin prefabrike, Düzce için hazır olacak" müjdesini de son derece ciddiyet ve ihtiyat ile verilmiş olmasını dilerim. Zira, devletin sözünde duramaması gibi bir durum, deprem sallantısına denk olarak hepimizi yakar yıkar. Billah pek çok defa olduğu gibi devletlerarası saygınlığımızı da çökertebilir. İktidarlar hükümetler vaatlerinde isabetli ve hele nesillerin unutamayacağı büyük ıstıraplar içinde politikası sağlam ve emin konuşmalıdır.

Aynı şekilde, başta yakınlarını yitirmiş, yolsuzlarını günahlarını yüklenmiş çaresizler olmak üzre, hâlâ zelzele ve sarsıntı korkuları içindeki milyonlarca vatandaşımızı, kahırdan kahra sürükleyen şu tedirgin edici densizlik de artık son bulmalıdır.

Gerçek bilginleri tenzih ederek söylüyorum... Uzman, Prof. mütehassıs, geçinen bilgi satma heveslisi birçok ukala, o kadar yazmamıza rağmen hâlâ halkımızın keyfini kaçıran laflar ediyorlar. İblisten ilham gelmiş gibi "zelzele, fay hattı, hat kırığı" dendi mi, inanılmaz heyecanlarla coşuyorlar. Yeni, 6-7 şiddetinde bir sarsıntının falan cuma günü yatsı vakti olacağına dair kehanetler saçıp duruyorlar. Bu, yani halkı eziyet içinde kıvrandıran bilgiçlik tatmin midir, çirkin karakterin doğurduğu "sadizm" zevki midir? Anlamıyorum.

Fakat bu densizlik hiç de zararsız kalmıyor. Sevgili TV kanallarımız, uzman taslaklarının çoğu safsata olduğu anlaşılan sözde kerametlerini şeytandan hikmetler gibi millete eziyet aşkıyla yayımlıyorlar.

İşte o zaman millette itimat düğmeleri kopuyor. Geçenlerde, zelzele bölgesinden çok şükür sağlam dönmüş, emekli bir valimiz, sohbet arasında âni titremeler geçiriyordu. "Dizlerim o zamandan beri ve hele şu ukala herifler konuştukça titriyor, içimde depremler kopuyor" diyordu. Onlar yüzünden nice genç kızlar, ihtiyarlar yavrular sinir yataklarına düştüler. Niceleri sakat kaldı.

Ama ne yazarsak yazalım, bu uzman taslaklarının gerçekten "karikatürlük" olan derin mizahını, gazetemizin değerli karikatürcüsü sevgili Yurdagün''ün, o yüzlerce eserinde denenmiş, zeka ustalığı ile anlatamayız.

İşte size, 27 Kasım 1999''da her günkü çizgi sütununda Yurdagün''ün, makaleler dolduracak incelikte olan eseri:

Adam, denizin ortasında bir kayıkta, yanında telefonu kayığını, üzerinde "Fay hattı tam burada" yazılı bir iskele babasına bağlamış, şimdilik emin görünüyor. Ama, yakınından son sür''at başka bir kayıkla geçen bir başka vatandaş bu zata şöyle sesleniyor:

"Recep Efendi! Köpek havlamaya başlarsa derhal telefon et! Unutma! İstanbul size (yani yanındaki köpekle, fay hattı bekçisine) emanet!"