Kaydet
a- | +A

''Ekovitrin'' dergisinin (Nisan-Haziran 2000) sayıları yazılarla dolu. Türkiye''yi, Avrasya''yı ve nice ticaret vakalarını ayakları yere basan yapıcı satırlarla anlatan bu yazıları, ferahlatan bir zevkle okuyorum. Şunu gördüm ki yıllardan beri maalesef bizi acı buhranlar içinde tutan karamsarlıklarımıza bir türlü çare bulamıyoruz. Ne dürüstlükten ne her türlü yönetimlerden ne basın ne ilim açılarından hiçbir ferahlık sözkonusu değildir. Yalnız 2000''den birkaç yıl önce başlayıp bugün dünyanını her yanında, "Gurur verici Türk işadamları ümitvardır. Bunu başaran saygıdeğer taahhüt ve teşebbüs adamları belki Türk geleceğinin müjdeleri olacak." Bunlar Türklüğün ekonomi ve ahlâk gücünü en uzak diyarlara kadar taşıyıp kabul ettirmişlerdir. Bürokrasiden ümidini kesen halkımız yepyepi bir nesil, bir Müslüman Türk "devrimi" olarak "ışıl ışıl bir nesil" diye saygıyla anılacaklardır. İşte Ekovitrin ve onun Azerbaycan ilâveli dergileri, bu onur verici, Türk uyanışını sayfalarında aksettirir. Bunların en üst başarıya koştuğu son yıllar, birçok engellemeler yüzünden Türkiyemizde ekonomi hayatımızın da bataktan batağa sürüklendiği yıllardır. Ekovitrin dergisinin Mayıs sayısında Dr. Osman Özsoy''un bu üzüntülerimizi noktalayan ilmî bir yazısını size özellikle sunuyorum. Geçmiş günlerden ibret, gelecekten başarı dileklerimle. "1999 yılında Türk ekonomisi 6.4 küçüldü" açıklaması yapıldığında, bu konunun günlerce ülke gündeminde tartışılacağı sanıldı. Fakat Cumhuriyet tarihinin bu rekor küçülmesi bile gazetelerin manşetlerine yerleşme keyfini yaşayamadan unutulup gitti. Halbuki yapılan açıklama, ülkemizin yaşadığı sosyo-ekonomik sıkıntıların en yetkili kurumlar tarafından itirafıydı. Siyasi tarihi boyunca hiçbir cumhurbaşkanını sorunsuz seçememiş olan bu ülke, bu kez bu konuyu GS''ın oynadığı UEFA kupası maçlarının gölgesine terkederken, bu iki tartışma hayatımızı doğrudan etkileyen daha büyük bir gerçeği adeta unutturdu. Dünya Bankası''nın Dünya Kalkınma Raporu verilerine göre Türkiye, 1999 yılında Gayri Safi Milli Hasılada (GSMH) yaşanan gerileme nedeniyle dünyanın en büyük ekonomileri sıralamasında bir sıra alta indi. Türkiye''nin 1998 yılında 3 bin 160 dolar olan GSMH''sı, 1999 yılında 2 bin 878 dolara geriledi. Dünya Bankası''nın verilerine göre, hem GSMH, hem SGP-GSMH açısından dünyanın en büyük ekonomisi olarak ABD birinci sıraya yerleşirken, bu ülkeyi satınalma gücü partisine göre GSMH''da 3 trilyon 779 milyar dolarla Çin, GSMH''da ise 4 trilyon 89.1 milyar dolarla da Japonya''nın takip etiği açıklandı. GSMH''da Almanya 2 trilyon 179 milyar dolarla üçüncü, Fransa 1 trilyon 465 milyar dolarla dördüncü, İngiltere 1 trilyon 264 milyar dolarla beşinci sırada yer aldı. Dünya ekonomisinin ikinci büyük devi olan Çin''in devlet başkanı geçtiğimiz ay ülkemize geldi. Fakat bu önemli gezi de çeşitli nedenlerle gölgelendi. Ekonomik anlamda bir çıkış yolu arayan Türkiye, dünyanın ikinci büyük ekonomi devi olan bu ülkenin devlet başkanının gezisini vesile ederek, ''bu ülke ile daha geniş hacimli nasıl ticaret yapabilirim'' sorusuna hiçbir cevap arama ihtiyacı duymadan bu misafirini de uğurladı gitti.

Önemli bir gerçek unutuldu Halbuki Doğu Türkistan''da yaşayan soydaşlarımızın acısını hafifletmenin en kestirme yollarından birisi de, Çin''le olan ekonomik ilişkilerin artırılmasından geçiyordu. Çin''le olan ekonomik ilişkilerimiz ne kadar yoğun olursa, Türkiye''nin bu ülkeye yapacağı konuyla ilgili uyarıların da o oranda ciddiye alınması sözkonusu olabilirdi. Türk-Çin ilişkilerinin Çin tarafından ciddiye alınabilmesi için başka seçenek görebiliyor musunuz? Dünyanın herhangi bir ülkesinde bir sorun yaşandığında çoğu gelişmiş ülkenin "orada ekonomik menfaatlerimiz yok" diye açıkça ifade ettiği günümüzde, Türkiye''nin de bazı konuları daha esaslı düşünmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Körfez Savaşı''nda Türkiye''nin ABD''ye sağladığı kolaylıklardan sonra bu ülkenin Türkiye''ye bazı hibe yardımlar yapması söz konusu olmuş ve Rahmetli Turgut Özal bunu reddetmişti. Özal onlara, "Siz bunun karşılığında Türkiye''ye daha çok ticari kolaylık gösterin. Ya kotaları kaldırın veya yükseltin, bu bize yeter" demiştir. İşte kendine ve ülke insanına güvenen bir devlet adamının onurlu ve duyarlı davranışı... Türkiye''nin, dünyanın gidişatını iyi tahlil edebilen devlet adamlarına ihtiyacı var... Yoksa bu gürültü arasında dünya sıralamasında daha çok gerileriz de, haberimiz bile olmaz. Gelip geçici gündemlerin gerçek gündemimizi gölgelemesi, sorunlarımızın artarak devam etmesine, bu durum da sistemin gün gelip tıkanmasına neden olmaktadır. Siyasi istikrar, insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah arasında önemli bir bağlantı olduğu tüm dünyanın kabulüdür.