Kaydet
a- | +A

Samsun gazetelerinden değerli dostum mütefekkir Hüseyin Mümtaz beyin, Karadeniz çevresinde ve ülkemiz genelinde vatandaşları çok üzen gözlemlerini dün bu başlık altında yayımlamıştım. Bu pazar günü ise, güzel İstanbul''u Konstantinopol''e benzetmek için "İstanpool" diye sergileyen "Avrupa Yüzme Şampiyonası" maskaralığını ve Ağrı''nın İshak Paşa Sarayı ile Adıyaman Festivali "CİGULİ"lerinin, milliyetimize sığmaz iç yüzlerini dile getiren bölümü aktarıyorum. Ya İstanbul''da yapılan Avrupa Yüzme Şampiyonası''nın resmi ambleminde büyük bir vurdumduymazlıkla yer almasına göz yumulan ve Konsatnitonopol''ü çağrıştıran İstan"pool" lafına ne demeli? Son hecede gerekli oynamayı neden yapmış bu reziller. İstanbul''un Türklüğünden hiç memnun değiller de Yunanlılara mı devretmek istiyorlar? Merkezde bir türlü yapıl(a)mayan bir takım jestler tabii taşraya duygusuzluk ve şuursuzluk olarak yansıyacaktır. Düşüncesizler Lozan''da yırtılıp atılan ekonomik ve adlî kapitülasyonların 76 yıl sonra ihdası sayılabilecek olan "Uluslararası Tahkim Yasası"na bu kadar teşne olursa "milli egemenlik ruhunu korumadılar" diye uzaktakilere kızmaya ne hakkımız var? Misafirlere Trabzon''un Camii''nde kokteyl; Giresun''da ise Rum Evi''nde mahalli yemek ziyafeti verilmesinden sonra bir yabancı bakanın ülkemize "kendi üssünden" girmesinden acaba boşuna mı rahatsız oluyoruz? Ya bir süredir halktan kopuk aydınlarımıza arız olan "dağlarda klasik konser verme" hastalığına ne demeli? Ülke dayanılmaz bir ekonomik bunalımının pençesinde kıvranırken ve konu ile ilgili bakan bile intihara kalkışır raddeye gelmişken tam 450 bin dolar masrafla Ağrı Dağı''ndaki İshak Paşa Sarayı''nda "Opera Konseri" düzenlemenin hesabını bu yarı aç millete kim verecek? Sahnelenen opera da, Batıda yayınlanan dergilerde, yine sık sık Türkiye''yi Batıya şikayet eden Yaşar Kemal''indir. Hani şu "75 yıldır Kürtlere zulüm yapılıyor" diyen ama nedense parayı ve ününü "Türkçe" yazdığı eserleriyle yapan yazar... Ne menem keyif, hovardalık, tarih ve kültür şuurudur bu? Arkadan bir konser de Nemrut Dağı''nda verilmez mi? Haberi veren gazetenin manşeti aynen şöyle "Tanrılar Vivaldi Dinledi" Adıyaman''ın Tut İlçesi''nde düzenlenen Tut Kültür ve Sanat Festivali kapsamında Antalya Devlet Senfoni Orkestrası''nın 25 sanatçısı tam 2500 metre yükseklikte barok dönemin bestecilerinden Vivaldi''nin "Dört Mevsim" adlı eserini seslendirmiş. Orkestra üyeleri zirveye kadar olan dörtyüz metrelik patikada müzik aletlerini kendileri taşımış... Konseri "yüz kadar konuk" izlemiş. Ama Tut ilçesi sakinlerinden nedense kimse gelmemiş. Yani sizin anlayacağınız Ağrı''dan sonra, Adıyaman da "Adıyaman olalı böyle eziyet yaşamamış.." Konuklar arasında Fikret Otyam ve Edip Akbayram ile beraber, Öcalan''ı yargılayan Ankara 2 No''lu DGM''nin Başkanı Mehmet Okyay da bulunmuş. Antalya''da "Big Band" Orkestra üyeleri de Guiness rekorlar kitabına geçmek için "su altında" bir konser vermişler. Ve bütün bunlar olurken Türkiye''de en çok satan kaset de Ciguli imiş... Bu sene Samsun''daki 19 Mayıs Atatürk''ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı''nın liman sahasındaki törenlerine üyeleri ile beraber katılan Edirne "Atatürkçü Düşünce Derneği" Şube Başkanı Prof. Dr. Ahmet Saltık törenleri kendilerinin düzenlemesi gerektiğini anlatarak Vali''ye bu konuda teklif götürmüş. Vali bu isteği saçma bulunca da "Atatürk Düşmanı" ilan etmiş. 1. Samsun''da ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) yok muymuş? 2. Olsa bile bu cüreti o Prof''a ve ADD''ye kim hangi hakla vermiş? Atatürk''ün kurduğu Cumhuriyet, Meclis''inden Ordusu''na bütün kurumlarıyla ayakta dururken kim Atatürk''ü sevme, sahiplenme ve anma tekelini ADD''ye ihale etmiş ki? Ben bu tür yapmacık ve tiyatrovari düzenlemelerle Atatürk''ün hatırasına hizmet edilebildiğini düşünmüyorum. Ama bütün bunlar olurken Sarayburnu Gülhane Parkı''nda daha içerlerdeki bir köftecinin kulak patlatan seyyar hoparlöründen toplumun tefessühünün bir başka örneği olan Ciguli''nin çalındığını çok iyi biliyorum. Öcalan''dan sonra Sakık da Atatürkçü olduğunu ifade ediyor, Öcalan daha da ileri giderek "Genel Af" istiyor, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube yetkilileri de hemen Genel Af taleplerini bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruyorlar; Avrupa Parlamentosu, Öcalan''ın idam edilmemesi gerektiğini söylüyor, bu "arzu" Ankara''ya kadar gelen Alman Dışişleri Bakanı tarafından da uygun şekilde seslendiriliyor. Numaracı Atatürkçüler tarafından Osmanlı''ya kızmanın temel dayanaklarından birini teşkil eden kapitülasyonların yeniden ihdasını andıran Tahkim Yasası, adli ve ekonomik kapitülasyonların yırtıldığı Lozan''dan tam 76 sene sonra devreye giriyor. ABD Dışişleri Bakanı Türkiye''ye İncirlik''teki Amerikan üssünden giriyor; Denktaş''a Giresun''da metropolit evi gezdiriliyor, İtalyan takımına Trabzon''da Ayasofya''da kokteyl veriliyor... NOT: Bugünden tutarak Ağustos sonuna kadar 15 gün, yıllık iznimi kullanacağımı ve sevgili okuyucularıma veda ettiğimi bildiriyorum.

A.K.