Cumhuriyet Bayramı kutlamalarımızın şenlikleri ve savunma güçlerimizin gurur veren gösteri sevinçleri hâlâ kulaklarımızda iken ne tehlikeli lâflar ediyorsun? diye sorulabilir. Bu konuda, en esaslı cevâbımız ise Demokratik Cumhuriyet sohbeti dolayısıyle, herşeyi açıkça söylüyor olabiliriz. Cevabı şu bilgilerle de uzatabiliriz.
-Meşru ve doğru olduğuna inanarak yapılan fiiller veya söylenen sözler Cumhuriyete asla aykırı olamaz ve sayılamaz.
Bizim halk ve aydınlar, hoca ve öğrenciler hattâ TBMM üyeleri ise dünyanın her demokrasisinde olağan sayılan her konuldaki eylem ve sözlerden korkuyorlar. Demek ki bu Cumhuriyet''in yöneticileri dahi Anayasanın, kanunların ve Meclis''in üstünde, bazı nesneler var ki onlardan şuuraltı korkuyorlar. Bunun için "ne olur ne olmaz" diye endişeli, kuşkulu sıkıntılar geçiriyoruz.
O halde vatandaşın "suç olmadığını" bilerek yapmaktan, söylemekten sakındığı bir rejime çağımızda ancak Cumhuriyet deniliyor. Bu konuda Batı''daki uygulamalara bakardık, mevcut Cumhuriyetten, gururlu ve memnunuz diyemiyoruz. Cumhuriyet''in bugünkü hür dünyada geçerli olan anlamı ve onu benimseyip memnun olma imkânı, Onun ancak Demokrasi ve Hukuk Devleti ile kaynaşarak bir bütün olması halinde düşünülebilir.
-Cumhuriyet, her zaman böyle değil miydi zaten? İngiltere ve Amerika''da aşağı yukarı bir asırdır tam Cumhuriyet ilkeleri yürümüyor muydu?
-Öyledir ama, tek dişi kalmış canavarın vatanı olan Avrupa, geçtiğimiz 20. asırda, çok şeyi birbirine bile bile karıştırmıştı. "Cumhuriyet" ismi bile ne gülünç, barbarlık ve cehennem düzeni haline getirilmişti. İşte soruyorum:
Alman Nazizm''i, İtalyan Faşizm''i, İspanya''da Franko hattâ, yarım Avrupa''yı seksen yıl kan ağlatan Lenin-Stalin vahşetleri "Sovyet Halk Cumhuriyeti, Sosyalist Cumhuriyeti" diye resmen anılmadılar mı? Bugün hâlâ 1 milyar Çinli insan resmen Çin Halk Cumhuriyeti adını taşımıyorlar mı? Bu "sözde Cumhuriyet"in halkı hâlâ çok mutlu ve kutlu görünerek yaşamaya mecbur değil mi?
Görülüyor ki gerçek Cumhuriyet''in en azından adaletli ve çağdaş anlamının lüzumu bu karışık denemelere bakarak da anlaşılmaktadır. Demokrasisiz Cumhuriyetlerin (!) bir halk aldatmacası olduğu kesindir? Ayrıca 21. yüzyıldaki bu uydurma Cumhuriyetle, halklarının, devlet korkusu ile "Oh çok memnunum, çoluk çocuğum saadetten uçuyorum" demeye mecbur tutulması asla onaylanamaz.
Cumhuriyet''te esas şudur: Halk beğendiği veya şikâyet ettiği şeyleri mitinglerde, gösterilerde açıkça söyler. Yine bazıları, iktidarı kaybetmek veya başka çıkarları dolayısıyla adalet ile demokrasi ve eşitlik arasındaki kesin gerçeği görmekten çekinebilirler. "Atatürk Cumhuriyet''ini ve İnönü''nün daha sonraki birçok darbecilerin kurup bayram ettikleri Türkiye Cumhuriyeti''ni yani beğenmiyor musun?" diye soranlar da olacaktır. Aksine:
-Atatürk Cumhuriyet''i öyle çetin şartlardan çıktı, öyle de ümitler ve düsturlar üzerine kuruldu ki, onu beğenmemek, ona "yok" demek imkânsızdır. Nitekim Atatürk''ün, "Demokrasi"nin tamamlanması için "Serbest Fırka"yı kurduğu, dolayısıyla demokratik Cumhuriyeti yaşatmak derdinde olduğu açıktır. Ama Demokrat ruhlu Atatürk''ün o temiz ve adil demokrasiyi söndürmek için karşısına açıkça çıkan veya yüzbinlerce oyuna, entrikaya, hileye başvuran Tek Partililer vardır. Hattâ o konuda Ata''yı tehdit küstahlığına kadar varan Tek Parti mensupları bulunduğunu tarihler yazmaktadır. Atatürk genç yaşta ölmeseydi, şüphesiz o çıkarcıları tepeleyecek ve temiz Cumhuriyetimize çok sevdiği halkımıza lâyık hür partiler kazandıracaktı.
-Bana sorarsanız, elbette Cumhuriyetimizden memnunum. İlkokuldan beri, 29 Ekim''in, 23 Nisan''ın, 30 Ağustos''un yüzlerce bayramına türlü sebeplerle katılmışım. Hâlâ asker yürüyüşleriyle canlanmış millî bayram şenlikleri dediler mi yüreğim yerinden oynar. Bu cihânda, duyduğum gelecek umutların başında "Allah bizi Cumhuriyetten, ezandan, duadan ve Türklük benliğinden ayırmasın" dilekleri başta gelir.
Milli Mücadele''yi, Meclisin alınlığına yazılan: "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir" gibi en sağlam demokrasi düsturuyla kurmuş ve yürütmüş, Yunan''ı ancak TBMM''nin gücüyle denize dökmüş olan Atatürk''ün de muradı, Demokratik Cumhuriyet''ten başka ne olabilirdi? Mevcut mübârek Cumhuriyetimizin Demokrasi ve Hukuk Devleti ile bütünleşerek, dünya içindeki en üstün demokrasi iradesine kavuşmayı istememek, Türklüğü seven hangi ağıza yakıştırılabilir?

