Sevgili rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti. 10 Kasım 1983''te Hakk''ın rahmetine kavuştu. Onun ümit fideliği olan Türk Edebiyatı Vakfı''nda, en çok sevdiği şair, edip Yavuz Bülent Bakiler Osman''ı 1999 10 Kasım''ında (iki hafta önce) yine andı. Bu sevdalı dertli, cesur vatansever zaten en güzel hâtıraları ile daima aramızdadır. Yavuz Bülent Bey''le beraber dostlarının kaygılarını ve özlemlerini de dinledik.. Mabetsiz Şehir, Bir nesli Nasıl mahvettiler, Bu Millet Neden Ağlar, Gülünç Hakikatlar, Akdeniz Hilâlindir (Faks: 513 77 49, Tel: 526 16 15-527 50 32, posta kutusu: 2 Sirkeci, İstanbul) adlı kitaplarını tekrar tekrar, o sevimli o yiğit kalemiyle yeniden okuduk. Heyhat! Şunu gördük ki, ne kalkınma, ne gelişme, ne ahlak ne kültür, ne milliyet, ne diyanet dünyamızda kötülüklerin hiçbiri eksilmemiş. Bilâkis vatanımız daha fakir; hürriyetten, adaletten, manevi yükselişten, demokrasiden ve hatta bu yollardaki samimiyetten oldukça uzaklaşmış. Ama karamsar olmayacağız Bu millet Neden Ağlar kitabından aşağıya aldım. "Hak Yolunun Bağrı Yanık Yolcular''ı olan gerçek Osman Yükseller, bütün vatanı inşallah doldurdukça 21. yüzyılın sultanı da hâkanı da biz olacağız! Size sunduğum yazıya dikkat edin: O yazı Serdengeçti Osman Yüksel''in kendisidir. Ezberleyin. İsteyin, okuyun beş kitabını. Osman Yükseller''e her zaman muhtacız ama onlardan, o kalbi temiz gönlü umut dolu, o gerçek Serdengeçtilerden olun.
HAK YOLUNDA BAĞRIYANIK YOLCULAR Hak yolunda bağrı yanık yolcularız. Yollar ki, her zaman insanlarla doludur. Fakat insan her zaman yolcu değildir. Bizim yolculuğumuz ebedî bir yolculuk.. Bizler ebedî yolcularız!.. Önü, sonu olmayanın, bitmeyenin, tükenmiyenin, göçmiyenin, çökmiyenin yolundayız!.. Biz bu yolda cefayı sefa, mihneti nimet bilen insanlarız.. Bu yol, çetin bir yoldur.. Bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Öyle, her kişinin kârı değildir bu yolda yürümek... Er kişinin kârıdır, bizler er kişileriz.. Allah''a giden bütün yollar, şer kuvvetler, kötü niyetliler tarafından tutulmuş. Bunu biliyoruz. Şerirler, zorbalar, zalimler, türlü maskelerle bizi can evimizden vurmak istiyorlar.
Bu yolda yürürken istiklâlimizden, istikbalimizden, her şeyimizden olacakmışız!.. Hapishanelere düşecekmişiz.. Eyvallah!.. Eyvallah.. hepsine razıyız!.. Ölümden ötesi var mı? "Urganda da ölüm, yorganda da.." diyoruz!.. Biz bu yolun, delisi divânesi, bu işin hastasıyız.. Aslı olduk, Kerem olduk, sıtma olduk, verem olduk!.. Yıllardır ve yıllardır, onlar yediler, biz baktık onlar dediler, biz dinledik! Onlar yaşadılar biz inledik!. Yıllardır yıllardır, din için, iman için canımızı cânânımızı, bütün vârımızı verdik. Ne kadar öldürdülerse o kadar yarattık, ne kadar yıktılarsa o kadar yaptık, ne kadar batırdılarsa o kadar kurtardık dediler.. Biz hakiki kurtarıcıya sığındık. Biz hep sustuk. Ağzımızda dilimiz var demedik... Onlar nutuk çektiler! Biz dert çektik, çile çektik! İçlendik, dertlendik! Derdimizi kimseye dinletemedik! Ne milletmişiz, biz de bilemedik?! Biz bu sırra eremedik. İyi bir gün göremedik...
Fakat sabrın da bir sonu vardı. Artık konuşuyoruz. Garip ve dertli Anadolu''yu dile getireceğiz. Biz onun dâvasiyle dâvalandık, sevdasıyla sevdalandık. İmansızlara teslim edemeyiz onu. Soygunculara,vurgunculara istismar ettirmeyiz!.. 10 Ağustos 1952

