Kaydet
a- | +A

Türkiye Gazetesi''nin dünkü (27 Eylül 2000 Çarşamba) ilk sayfasında, haysiyetli bir yabancı bilgin, Amerika''daki büyük Ermeni rüşvetleri ve bunların uşaklığına kapılan bazı politikacıların durumlarını, yukarıya aldığım vecize cümle ile anlatmıştı.

Nitekim gerçek şu: ABD''deki Ermeni milyarderleri ile onların rüşvetine tamah eden Amerikan Temsilciler Meclisinden bazı politikacılar, her seçim fırsatında pişirilerek önlerine gelen Ermeni soykırımı tasarısını (insan hakları alt komitesinde) kabul etmişlerdir. Bunu ABD seçimlerindeki Ermeni oylarına ve yeni seçilecek Başkan''ın acemiliğine dayanarak yapmışlardır.

Ancak sayın İsmail Cem''in de açıkladığı gibi Bu kabul, Türkiye aleyhinde çok ağır tazminatlara ve bağımsızlığımıza dokunacak düşmanlıklara yol açan bir kabul olabilir. İşin ciddiyeti birkaç sorunlu partimiz ve dünyayı "Başörtüsü"nden ibaret görmeyen çağdaş üniversitemiz tarafından idrak edilmeye başlanmıştır. Elazığ Fırat Üniversitesi senatosunun bu "tasarı" konusunda yayımladığı ilmî ve vatansever kararı aşağıda sütunumda yayımlamaktan bahtiyarım.

"Fırat Üniversitesi Senatosu''nun, 22-09-2000 tarih ve 2000-2001/2-11 sayı ile aldığı, sözde Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı hakkındaki kınama kararı şöyle:

"Uzun yıllardan beri yurt dışında pekçok mahfillerde çeşitli seviye ve usulde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yoğun kampanyalar yürütülmektedir. Bu kampanyaların önemli odaklarından birisi de sözde Ermeni meselesidir. Tarihe mal olmuş ve tarihin son kararını verdiği bu mesele ülkemiz aleyhine ve bir baskı unsuru olarak uzun yıllar kullanılmıştır. Son olarak 21 Eylül 2000 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası Operasyonlar ve İnsan Hakları Alt Komitesi''nde bu sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısı kabul edilmiştir. Fırat Üniversitesi Senatosu olarak bu kararı haksız, mesnetsiz ve asılsız buluyor ve şiddetle kınıyoruz.

Ermeni soykırımı iddiası, objektif ve art niyetli olmayan tarihçilerin de kabul ettiği üzere asılsızdır ve asla tarihi gerçeklere uymamaktadır. Bu gerçek, yerli yabancı bütün araştırmacıların kullanımına açık olan Osmanlı belgeleri ile de sabittir. Necip Türk milletinin tarihinde hiçbir millete uygulanan bir soykırımdan tarih kitapları bahsetmez. 19. yüzyılın sonlarına kadar, "sadık millet" olarak Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeniler''in, dış mihrakların kışkırtması sonucu, devlete başkaldırmaları şeklinde yaşanan olaylar, Ermeni nüfusunun kitlesel imhasını öngören bir şekilde gelişmemiş ve bir Türk-Ermeni çatışmasından öteye gitmemiştir. Bu çatışmalar sırasında binlerce Müslüman-Türk vatandaşının toplu olarak katledildiği; Erzurum, Kars ve Van''da ortaya çıkarılan toplu mezarlarla dünya kamuoyunun gözleri önüne serilmiştir.

Tarihi dayanaktan yoksun böylesi bir iddianın Amerikan Temsilciler Meclisi Uluslararası Operasyonlar ve İnsan Hakları Alt Komitesi''nde oy çokluğu ile de olsa kabul edilmesi senatomuzca üzüntü verici ve düşündürücü bulunmuştur. Amerika''daki seçim ortamı şartlarında, Ermeni lobisinin gayretleriyle gündeme getirilen ve 28 Eylül 2000 Perşembe günü Amerikan Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi''nde oylanacak olan bu tasarının, sadece sigorta şirketleri aleyhine dava açma hakkı elde etme gibi masumane bir sonuç doğurmayacağını ve kabul edilmesi mümkün olmayan taleplerle dünya gündemine taşınacağını düşünmekteyiz.

Türk kamuoyunun, basın-yayın kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin dikkatini çekmek istediğimiz husus, bu kararın ülkemizdeki bazı çevreler tarafından ifade edildiği üzere basit ve hafife alınacak bir karar olmadığıdır. Bu karar öteki Avrupa ülke parlamentolarına ve Birleşmiş Milletler''e emsal teşkil edecek siyasi bir karardır. Önce tazminat ve arkasından toprak talepleri gelecektir. Bu bakımdan bütün Türk kamuoyunu dikkatli, basiretli ve gerekli tepkilerini usulüne uygun olarak dile getirmeye davet etmeyi de vazife biliyoruz.

Bu düşüncelerle Amerikan Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi''nin sağduyu sahibi üyelerinin böylesine haksız ve tarihi dayanaktan yoksun bir tasarıyı karşılıklı çıkar ve işbirliği esaslarına göre şekillenen Türkiye-ABD ilişkilerine de büyük zarar vereceğini göz önünde bulundurarak reddetmesini bekliyor ve temenni ediyoruz."