Zevkle okuduğum üç kitap "Birey Yayıncılık" (Faks: 0 212 511 33 69)tan, yeni çıktı. Ahmet Hakan''ın "Sivil, Dayanılmaz Bir Yürek" Ahmet Kekeç''in "Gazeteciyim Ama Tedavi Görüyorum" Mahmut Balcı''nın "Özgürlük Paylaşmaktır." İnce titiz açıklamalarını Kanal 7''de seyredip, özellikle sanata olan açılımlarını dinlediğimiz Ahmet Hakan "Sivil, Dayanılmaz Bir Yürek"le tek düşünce kitabını çıkarmış. 1961''de Malatya''da doğduğunu "15 yıldır gazetecilikle iştigal ettiğini öğreniyoruz. Çok sık seyrederek güvenilir bir genç olduğuna sevindiğimiz Hakan''ı, yaşıtı kültür ve inanç adamlarının öncülerinden sayıyorum. Kitabın tamamını anlatmam imkânsız. Lütfen okuyunuz. Sanattan düşünceye, günlük olaylara geçen "Sivil, Dayanılmaz Bir Yürek"ten vurucu bir bölüm sunayım size: İsmet Özel''in "Çağdaş Bir Ürperti" şiirinden iki dize takıldı zihnime. Sürekli tekrarlıyorum: "Demek ki benim
Sivil, dayanılmaz bir yüreğim vardır." Bu iki dizenin çağrışımıyla "nasıl bir medya?" sorusunun yanıtı arasında kurduğum bağ, benim için bir anlam taşıyor. 28 Şubat süreci, Türk medyasına yüklenen bir görevi, görünür kıldı. İşte bu görevi açıklarken, "sivil" sözcüğünün anahtar bir rol oynadığının farkına vardım: ...Cumhuriyetin kuruluşunda, Türk Mabuatına "Devrimleri halka empoze etmek görevi" verilmişti. İşte bu görev hâlâ sürüyor. Gazeteler serpildi, büyüdü. Resmî televizyonun yanına, ulusal ve yerel birçok televizyon katıldı. Yüzlerce özel radyo ortaya çıktı. Ama Türk medyası, bütün bu gelişmelere karşın "görevini hakkıyle yerine getirme gayretini hiç kaybetmedi." GAZETECİYİM AMA TEDAVİ GÖRÜYORUM Memleketin kara günlerine ve resmileşmiş budalalıklara isabetle karşı koyan, halkımızın bütün değerleri ile haldaş ve milletimize hor bakanların amansız kınayıcısı, yazar Ahmet Kekeç beyin, çoğu yazıları gibi, son "Gazeteciyim Ama Tedavi Görüyorum" kitabını da gerçeğe ve doğruya meylimle okudum. Bir polemik ustası olan sayın Kekeç''in sadece başlıkları dahi dikkatinizi çekecektir: "Aşağılık Tarafgirlik... Hitler''in Askerleri... Hulki''nin Hulku... Senin Neren Atatürkçü... Aydınlıkçılara Cevap... Tosun, 10. Yıl Marşını Ezberliyor... Ben Demokrat Değilim..." vs. Kekeç, değerli tarihçimiz İlber Oltaylı Hoca''dan naklen, bugünkü sözde aydınların halini anlatıyor: "Bugünkü Türk aydını, Tanzimat aydınından çok daha kötüdür. Bu aydın, toplumunu alçaltıyor, onu küçümsüyor. Kendi toplumuna Avrupalı gibi bakıyor. ...Bin yıllık, şanlı bir tarihe sahip olan bu toplum, maalesef aydın ve siyasilerin beceriksizliği yüzünden bozulmuştur. Bizde "Elit" yetişmemiş, otoriteye bağımlı silik şahsiyetler yetişmiştir. Bunlar, topluma, yön gösteremiyorlar. Halkımızı, hafife alıyorlar. Batılı bir şahsiyetin kültürü bunlarda yok. Bunlar için varsa yoksa Frenk taklitçiliği."
"ÖZGÜRLÜK PAYLAŞMAKTIR" Bu kitapta, ilâhiyatçı genç yazarın gündelik olayları, daha çok birtakım hikmetlerle yorumlaması dikkati çekiyor. 28. sayfada "Özgür Olmak Bedel İster" yazısı, buna bir örnek: "Zayıf bir karakterle yaratılan insanoğlu, genellikle fedakâr olmaktan sakınır. İster ki herşey, kendisi için hazır olsun da, hiçbir zahmete katlanmadan hayatı ucuza gelsin. Maddi bir harcama gerektirmeyen şeylerden dahi uzak duran insanoğlunun bu tavrı, onun başına birçok musibetin gelmesine de sebep olmaktadır."

