Kaydet
a- | +A

Daha bir benzerini, bu ay çıkacak Türk Edebiyatı (Kasım 2000, sayı 325 PK: 2 Sirkeci İstanbul) dergisinde bulacağınız bir mülakattan söz ediyorum. Burada üstün Azeri Türk şairi Bahtiyar Vahapzade dostumun konuşmasından bazı bölümler sunacağım.

Bütün dünyaya seslenen bu ünlü Azeri-Türk şairinin verdiği cevaplarda önce, dilini kaybetmiş ve bütün Türk dünyası hatta anlam derinliği ile alakasını kesmiş. Türkiye vatandaşlarına yazık ki çok acı dertler vardır. Edebiyatımız bütün dünyada neden hiçe sayılıyor bu ıstırabı Vahabzade''den dinleyiniz. Nobel''de bizi hatıra bile getirmiyorlar anlayınız. Hattâ 3000''li yıllarda bir Türk Edebiyatı''ndan bile söz edilemeyeceği gibi "milletimizin ölümü" denilebilecek bir acı ihtimalden dahi korkuluyor. Ayrıca bizim Yahya Kemal''de, Refik Halit Karay''da oluşan güzel dilimizi netlikten bu sevimsiz hâle getirdik. Bunları samimiyetle üzülen Bahtiyar bey''den dinleyiniz. İşte sorular ve cevaplar...

Üçüncü bin yılda Türk Cumhuriyetleri''ndeki kültür, sanat ve edebiyatın gelişmesi nasıl olacaktır? Bu soruyu cevaplamakta zorlanıyorum. Ben geleceğe ait fikir söylemekte zorluk çekiyorum. Ama arzumu söyleyebilirim. Ben arzu ederdim ki, Türk Cumhuriyetleri hem medeni, hem de iktisadi yönden kaynaşsın ve ortak bir Türk Edebiyatı ortaya çıksın. Biz bu edebiyatı Özbek, Azeri, Tatar, Başkurt, Türk, Kırgız gibi bölümlere ayırmayalım. Şiir kitabı bolluğu var ama şair yok denecek kadar az! Bu keyfiyetsizliğin sebepleri nelerdir? Siz bu soruyu sorarken yalnız Türkiye''de yaşayan Türkler''in şiiri hakkında fikir yürütüyorsunuz. Gördüğüm kadarıyla sizin diğer Türk halkları, yazarları hakkında az bilginiz vardır. Eski Sovyetler Birliği''nde yaşayan Özbek, Azeri, Kırgız, Tatar, Başkurt gibi Türk halklarının çok büyük edebiyatları mevcuttur. Bugünlerde Kırgızistan Büyükelçisi Kazak şairi Muhtar Şahanov''un "Sivilizasiyanın Azması!" (Devrin modaları hakkında saga) adlı manzumesini okudum. Bu eserin yazarı iki ay önce benimle aynı zamanda Atatürk Kültür Merkezi''ne üye seçildi. Adı geçen manzume, son derece çağdaş, günümüzün problemlerini kapsayan, dünya eserleri seviyesinde mükemmel bir eserdir. Çağdaş Türk şairlerinin ve çağdaş Anadolu Türklerinin çok güzel şiirleri vardır. Maalesef sizin devlet tiyatrolarında da Türk halklarının tiyatro eserlerine az yer verilir. Sizin tiyatroların repertuvarında Çexov, Gorki gibi Rus ve Batı yazarlarının eserlerine daha çok yer verilir. Türk halklarının hatta Türkiye Türkleri''nin tiyatro eserlerine bile az yer verilir. Doğrusu bu beni yıllardır düşündürür. Ama sözünüzde büyük bir hakikat var. Şiirimizin zayıflığının başlıca sebebi, şekilce millî şiir kökümüzden ayrılarak mazmunca global dünya problemlerini şiirin hicazkâr diline aktaramamızdandır. Maalesef şair ve yazar mahşerinde Türkçe arıyoruz! Yahya Kemal''in ifadesiyle "annemizin ak sütü" gibi olan Türkçe''mize neler oluyor? Bu sorunuzla yarama su serptiniz. Büyük Yahya Kemal''in "Ağzımda anamın ak sütü" diye nitelendirdiği güzel Türkçe''yi, siz Türkiye Türkleri berbat ettiniz. Bir taraftan ortak dil tesis edelim diyorsunuz, öbür taraftan da dilimizdeki mektep, talebe, kalem gibi bütün Türkler''in kullandığı ortak sözleri dilimizden atmakla bülbül sesine benzeyen dilimizi kısırlaştıryorsunuz. Böylece başka Türk halklarıyla alâkalarınızı kısıtlıyorsunuz. Bugün köyde yaşayan bir Azeri Türk''ü Yunus''u, Karacaoğlan''ı sizin bazı aydınlarınızdan daha iyi anlıyor. Rahmetli N. S. Banarlı çok güzel yazmıştı: "Muallim sözü Arapça olsa da biz onu Arap gibi değil, Türk gibi söyleyerek Türkçeleştirmişiz." Geçenlerde Moskova''da yayınlanan "Rus Dilinde Türk Kelimeleri" adlı kitapta Türkçe''den alınmış yüzlerce kelimeden bahsedilmekte. Yazara göre Rusça''daki "brat" (kardeş) kelimesi, Türkçe''deki "bir ata" kelimesinden alınmıştır. Yani bir atadan türemiş insanlar. Ruslar brat kelimesini Türklerden aldıklarını bildikleri halde ve Türk kelimesi olmasına rağmen Rusça''dan atmalılar mı? Ortak kelimelerimize, öz Türkçe''mize önem veren ve Samanyolu TV''de program yapan Yavuz Bülent Bakiler''in fikirlerine katılıyor, onu destekliyorum. "Kültürün yozlaşması, "Yeri gelmişken, ulu dedelerimiz Göktürkler hakkında yazdığım "Özümüzü kesen kılıç" adlı tiyatro eserini sizin Kültür Bakanlığı''na takdim ettim. Maalesef, sükûtla karşılandı. Bu dram eseri iki yıldır Bakü Milli Tiyatrosu''nda oynanmaktadır.