Ankara''nın bir hastanesinde ruhunu teslim eden, Azerbaycan''ın şerefi, Türkiye sevdalısı ve Türk dünyasının, İsa Yusuf Alptekin''le birlikte en büyük liderlerinden olan (Azerbaycan''ın, sayın Aliyev''den önceki Cumhurbaşkanı) merhum Ebulfez Elçibey''i geçen hafta garip vefasızlık acıları ile vatanına uğurlamıştık.
Merhum, defnedileli haftayı geçiyor. Ben de ölümünün ilk cuma''sında, kardeşim Ömer ve öğrencilerimle birlikte mübarek Süleymaniye''ye gittim. Orada dualar arasında düşündüm.
Elçibey''i bütün Türk dünyasına âşinalığı dolayısıyla en iyi tanıyan ve seven, şüphesiz Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Turhan Yazgan beydir. Avrasya''nın birçok kültür temellerinde taşı olan sevgili Turhan, elbette, kendine yakışır tarzda bu eşsiz liderin, Bakü''de karşılanma, gömülme törenlerinde de bulunmuştu. Cenazeye Prof. Enis Öksüz ve Prof. Abdülhaluk Çay''dan başka bakanlarla ve milletvekilleri de katılmış. Azerbaycanımızı ilk defa Ruslar''dan kurtardığı için, asla yüzünü güldürmedikleri "Elçibey''i asıl onun yakın dostu Turhan Yazgan''dan dinleyeyim" dedim. Türk Edebiyatı Vakfı''ndan Ahmet Derindere ve Halit Baykal''la birlikte Türk Dünyası Vakfı''na gittik. Aşağıdaki kısa mülâkat işte böylece yapıldı.
Soru: Elçibey''in Türkiye''de vefatından sonra Azerbaycan''a aynı uçakta mı gittiniz?
Cevap: Yok canım! Esasen çok beklettikleri resmi araca binmedim. Bir Azeri uçağından rica ile yer bulup, merhumu, dönüş alanında saatlerce bekledim. Esasen cenaze Türkiye''den âdeta kaçırılır gibi Bakü''ye götürüldü. Cenazeyi taşıyan uçak geciktirilerek 20.30''da havaalanına indirildi.
Soru: E, cenaze getirilince halkın tutumları nasıl oldu? Kalabalıkta heyecan nasıldı?
Cevap: Havaalanına geç saatlerde varılmasına rağmen, büyük bir kalabalık merhum liderlerini bekliyordu. Havaalanı dışında da binlerce halk vardı. Neyse cenazeyi alıp Ebulfez''in evine gittik. Evin çevresindeki sokakların hepsi âdeta kuşatılmaşcasına doluydu. Polis kordonlarına rağmen insanlar asla uyumuyor, ayrılmıyor ve ağlıyorlardı.
Soru: O gece neler yapıldı hep evinde mi kaldınız?
Cevap: O gece yas evinde dualar okundu. Evin önünde bin kişilik bir çadır kurulmuştu. İnsanlar sıra ile çadıra girip çıkarak sabaha kadar duaya devam ettiler, yaslar tuttular; ağıtlar yaktılar.
Soru: E, cenaze gününe gelelim?
Cevap: Tören plânına göre ertesi günü saat 11''de idi. Cenaze binlerce insanın elleri üzerinde İlimler Akademisine getirildi. Çevrede sıkı güvenlik tedbirleri alınmıştı. Ayrıca tabutun merhumun partisi olan Halk Cephesi binasından Azatlık Meydanı''na geçmesine müsaade edilmemişti.
Soru: Bu arada Bakü halkının tezahüratları, heyecanları, matemleri ne âlemdeydi?
Cevap: Birçok acıklı sesleri, sloganlar halinde yüksek seslerle yol boyunca tekrarlandı:
Elçibey bizi affet!
Elçibeyler ölmez, vatan bölünmez.
Katmerli Tarihi düşman kalleş Ermeni''ye hayat yok.
Tören salonuna 3,5 saatte gelebildik. Binanın içi ve dışı gözü yaşlı binlerce insan, çocuklar ve öğrencilerle dopdolu idi.
Haydar Aliyev tören salonuna girdi. Burada da "En büyük Elçibey, başka büyük yok" sloganları çınlatıldı. Şair yazar ve milletvekili Sâbir Rüstemhanlı öfkeli halkı teskin etti. Saygı duruşundan sonra konuşmalar yapıldı. Abdülhaluk Çay dostumuz da söz aldı. Halk O''nu yaşasın Türkler diye alkışladı.
Soru: Ben bilhassa senin konuşmanı merak ediyorum Turhancığım?
Cevap: Ben de çok samimi bir şekilde: "Elçibey Türklük şuurunu uyandıran, burada milli orduyu kuran, istiklal bayrağını kaldıran, Ruslar''ı vatandan defeden, milli parayı basan büyük insandır. Türk Asemblesi''nin ittifak ile seçilmiş yegane başkanı Elçibey''dir, dedim. Elçibey''i İlimler Akademisi''nin çatısı altına sığdıramazsınız. Onu Azerbaycan ve Türkiye semalarına dahi sağdıramazsınız. O bütün Türk dünyasının bilgili, faziletli kahramanıdır" diye konuştum. Tabii ne kadar övsem azdı. Onu seven alkışlarsa saatlerce sürdü.
* DEVAM EDECEK

