Kaydet
a- | +A

Dün kutsal Cumhuriyetimizin 76. yılında Meclisimiz ilgili ve yetkili bütün üst devlet erkânının da katılmaları ile açıldı. Bunların demokratik, hukukî, çağdaş ve millete hoş gelen icraatları ile milli bahtımızı aydınlatmaları bekleniyor.

Her yıl 1 Ekim''de tekrarlanan bu ümit Cumhuriyet ve yasama töreninin nice asırlar milletimizin başından eksilmemesini ve nesiller boyu bayrağımızın güzelliği gibi alkışlarla, dualarla dalgalanmasını dileriz.

1 Ekim 2000''de milletimize çağdaş, demokratik ve üstün hukuk bağımsızlığı getiren nişanesini yani bu kutsallığın bazı yeni gereklerini hepimiz ilâhi, manevi ve hayati şart olarak bilelim. 2000''li yıllara açılan ilk bu tören, Yeni Binyıl''da dünyanın adalet gidişatına vâkıf bir hukukçu cumhurbaşkanı tarafından açılıyor. Bu törende dikkati çeken en büyük özellik ise 76 yıldan beri milli kaderimiz olan Meclisimizin alnına yazılmış gibi olan "Hakimiyet Milletindir" (Egemenlik Ulusundur) muradımızın daha bir coşkunlukla ve ağırbaşlılıkla yaşanmış olmasıdır.

Bilindiği gibi Atatürk, Milli Mücadeleyi, milletler ve devletler katında daha meşrû (yasal bir hâle getirmek için herşeyden önce TBMM''yi toplamıştı. O zamanki küçük, fakir ama İstiklâl gücüyle büyümüş millet temsilcilerinin toplandığı binanın alınlığına âdeta alınyazısı gibi yazılmıştı. Milletvekilleri; "Hakimiyet bilâ kaydu şart milletindir" ve "Milli İrade her gücün üstündedir" İnancı bir İmân düstûru hâlinde yazılmıştı.

Dün Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet Sezer''in iki buçuk saat boyunca bütün milletimize söylediği çok değerli yeni ve çağdaş fikirlerinin hepsi dahi yine ancak Meclis''in ilk açıldığı kutsal günde gönülleri ferahlatan "Milli iradenin üstünlüğü" ilkesi ile özetlenebilir. Devlet, milli iradenin, Anayasanın ve hukuk düzeninin emrinde olduğu sürece zulümler, diktalar, yolsuzluklar ve ayrıcalıklar kendiliğinden sona erer. Bu durumun bütün şerefi gibi sorumluluğu da TBMM''ye aittir.

76 yıllık Cumhuriyet dönemi bütün dünyada, bizde olduğu gibi Cumhuriyete, demokrasiye ve hukuk devletine yakışmayan "Milli İradeyi" de hiçe sayan bazı vahşetler, yanlışlıklar ve diktatörlüğe, "faşizme" yatkın yönetimler olmuş olabilir. Fakat yeni Meclisimiz bütün bu hataları "olmamış" saymalıdır. 2000 yılında diğer Avrupa devletleri gibi Türkiyemiz de tam bir hukuk devletine ve onun gerektirdiği adalet, eşitlik, fazilet zirvesine ulaşmalıdır. Buna artık su ve ekmeğe muhtaç olduğumuz kadar muhtaç olduğumuz görev yetki sahiplerince kader mecburluğu gibi bilinmelidir.

Unutulmasın ki Türk milleti 1876''dan beri demokratik rejimin (Meşrutiyet ve Cumhuriyet) hasretini çekmiş, bu yolda inanılmayacak medeniyet kavgaları vermiştir. 1908 Meşrutiyet Devrimi bu kavganın ilk asîl safhalarından biri olduğu gibi Milli Mücadelemiz ve Cumhuriyet devrimleri de milletimizi safha safha yücelten hürriyet tecrübeleridir. Bu demokrasi ve adalet mücadelelerini asîl milletimiz hemen iki asra yaklaşan bu dönemler içinde daima coşarak, sevinerek hatta can bağışlayarak alkışlamış, bu yoldaki bütün ileri ve hür davranışlara da destek olmuştur.

Halkımız 1876''dan beri Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinde Milli iradeyi savunan bütün devlet, dava, fikir ve şiir adamlarını başının üstünde taşımıştır. Bunların zaferlerini kurbanlar keserek kutlamış, Demokrasi ve halk öncüsü kahramanların başlarına gelen her felâket için de ağlamıştır ve Milli İradeye karşı çıkan, onu hiçe sayan zalimlerden ise nefret etmiş, onları lânetlemiştir.

Şimdi biz yüce Meclisimizin açılış gününde gördüğümüz devlet, millet ve üst bürokrat birliği tablosunu kıvançla seyrediyoruz. Cumhuriyet hasretimiz kadar ölümsüz duygular halinde kenetlenmiş ve milletimizi yüceltmeye azmetmiş, yasa, yargı, yürütme sembolleri de yeni ümitlerle bağrımıza basıyoruz. Ayrıca demokrasi, hukuk devleti, adalet, kanun saygısı ve Anayasa üstünlüğü ilkelerinin, ileri devletlerde olduğu gibi bizde de eksiksiz gerçekleşeceği yakın geleceği bekliyoruz. Bu takdirde milletimiz huzur, mutluluk ve maddi-manevi değerlerin hepsine üstün bir liyâkatla kavuşacaktır. Bunun şerefi ve sorumluluğu ise, hiçbir zümreye değil, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi''ne verilmiştir.