Bizzat TBMM''de, YÖK''ün 19. yılında "kanunları uygulamamak ve her gün keyfî yasaklar türetmek faşistliğine karşı, kahredici, kınamalar yapılıyor. Öte yandan, sayın Cumhurbaşkanımız Sezer de, açık açık YÖK sisteminin antidemokratik bir emrivaki olduğuna ve demokratik düzene sokulması gerektiğine dair konuşarak Hükûmetin dikkatini çekiyor. İşte bu ihtar furyasına rağmen, YÖK''ün başındaki Gürüz tayfası millete karşı vurdumduymazlığın simgesi olan meşhur kişiler hâlâ üniversiteleri cehenneme çevirerek bildiklerini okuyorlar! Oysa Millî İrade''nin temsilcisi olduğu, Atatürk''çe, Cumhuriyet''in başlangıcından beri ilân edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi YÖK Komisyonu''nun, adı geçen üç YÖK sorumlusu hakkında hazırladığı "suç duyuruları" üzerinden aylar geçmiştir.
Suçlu olduğu bilinen bu kişiler ise bilmem nereden aldıkları güçle öğretim üyeleri ve öğrencilerimize, her türlü, zulüm ve rezil baskıları uygulamaya daha hızla devam ediyorlar. Kaldı ki TBMM''den milletvekillerinin birkaç gün önce İstanbul''da görüştükleri "Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatörü Üst Kurulu''nun, Kopenhag Siyasi Kriterleri ışığında, Türkiye''nin alması gereken önlemlerde şu fikir baş kural olmuştur: EGEMENLİK ANCAK YETKİLİ ORGANLAR ELİYLE KULLANILMALIDIR. Bu kural doğrudan doğruya M.K. Atatürk''ü 1921''de TBMM''nin alınlığına yazdırdığı "Hakimiyet (egemenlik) kayıtsız şartsız milletindir düsturudur" yani, ancak: TBMM milletin seçtiği milletvekilleri ancak millî iradeyi kullanmaya yetkilidirler. Her işte karar ve emir ancak TBMM''ye aittir. Görülüyor ki AB''nin tavsiyelerinde de bugünkü çağdaş parlamentolarında da Egemenlik ancak parlamentolarındır. O halde, Cumhurbaşkanı''nın kılı kırk yaran hukukî tavsiyelerine ve TBMM''nin, inceleme raporlarına rağmen milletin, öğrencilerin, velilerin ve hocaların başlarına musallat olan YÖK suçlularının niçin hesapları görülmez? 8 Kasım perşembe günü yapıldığını söylediğim "Koordinatörler, Üst Kurulu Toplantısında, sayın Rüştü Kâzım Yücelen''in: "İnsan Hakları, üniversiteler marifetiyle veya onlarla işbirliği yapılarak geliştirilmelidir. Özellikle, bünyesinde İnsan Hakları Merkezi bulunan İstanbul gibi) üniversitelere İnsan Hakları Ana Bilim Dalları dersi konulmalıdır" sözleri üzerine meclis komisyon üyeleri, çok eğlenmişlerdir: Alemdaroğlu gibi militanlardan istenen bu millî himmet ve hak öğreticiliği lûtfuna karşı üyeler, uzun kahkahalarla gülmüşlerdir, Komisyonda bulunan DYP Van Milletvekili Doç. Dr. Hüseyin Çelik ise, kahkahaları çoğaltan şu nüktesiyle lâfı tatlıya bağlamıştır: Gürüz ve Alemdaroğlu''nu, daha önceki Meclis konuşmalarında "Derebeyi" olarak vasıflandıran ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi olan Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik, aynen: "Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu''na, üniversitelerde, İnsan akları Dersi okutturmak, gardiyanlara Anaokulu öğretmenliği yaptırtmak gibidir" diye şakaları tamamlıyor.

