Sosyal Güvenlik Kurumu TEB ile ilaç konusunda anlaştı, anlaşamadı tartışmalarını dinlerken çok şey öğrendik. Öğrendiklerimden beni şaşırtan en önemli bilgi, bir SGK yöneticisinin bir açık oturumda, "günde bir milyon reçete yazılıyor" demesiydi. Bu ne demek? Ayda 30 milyon reçete ne demek? Şöyle ya da böyle Türkiye''nin yarısı her ay sağlık kuruluşlarına taşınıyor. Buna ister felaket deyin, ister felaketin habercisi. Ayda 30 milyon reçete, 30 milyon muayene ücreti, 30 milyon katkı payı, 30 milyon ilaç parası..Altından kalkılacak gibi değil. SGK herkesten sağlık primi olarak aynı ücreti alıyor. Fakat herkese aynı hizmeti vermiyor. Filan sigortalı tek kişi. Falanca bakmakla mükellef olduklarıyla beraber 7 kişi. Bir başkası yılda iki defa hastaneye gidiyor.. Öteki ayda iki defa taşınıyor. Keyfinden mi gidiyor, diyebilirsiniz..Mesele o değil.
Sosyal devletin gereği gibi laflar da edebilirsiniz.. gereği muhabbeti derdinize merhem oluyorsa ne ala.. Olmuyorsa yeni çareler aramak zorundasınız. Sağlık hizmeti deyince bizim millet hüdayi nabit gibi emek gerektirmeyen, maliyeti olmayan herkesin canı istediği kadar alabileceği bir hak görüyor. Öyle alışmış. Oysa aynı insanlara, deseniz ki..Kamunun bir marketi olacak..Girişte herkes aynı parayı ödeyecek..İçerde ise ihtiyacı ne kadarsa o kadar alacak..Böyle saçma şey olur mu, der. 100 lira verip 7 kişilik ailesi için 500 liralık alışveriş yapacak..Bir başkası 100 lira verip 70 liralık alışveriş yapacak.. Sağlık hizmetindeki uygulama buna benziyor. Yılda bir defa hastaneye gidenle 24 defa giden aynı muameleyi görüyor. Çetele tutulmuyor. İstatistik olarak tutulsa da bu bilgi farklı muamele için kullanılmıyor. ... Ayda 30 milyon insanın hastanelere taşınması, "ne yapalım insanlar hasta" diyerek geçiştirilemez. Bu ağır bedele insanlar sistemi kullanma oranına göre ortak edilmeli.

