Kaydet
a- | +A

Haberlerdeki imaya bakılırsa bize pek fazla iş düşmüyor.

Özal, Adnan Kahveci'ye, Bitlis Paşa ile birlikte çalışarak bir rapor hazırlayın, demiş.. Kahveci hazırlıklara başlamış, üç beş gün sonra ölmüş.. Habere göre öldürülmüş.

Eşref Bitlis Paşa bir rapor hazırlamış.. Özal'a sunmuş, öldürülmüş.

Uğur Mumcu terör örgütü yöneticilerinin devletle bağını çözmüş öldürülmüş.

Bölgedeki bir general allem kullemi, fark etmiş, öldürülmüş.

Saçmalıksa mesele yok.. Doğruluk payı varsa ne anlama geliyor.

O irade her kiminse o gün, çözüme izin vermeyecek gücü varsa...

O yıllarda o iradeye rağmen bir şey yapılamamışsa, o yıllarda dediğimiz 30 yıl boyunca bir şey yapılamamışsa, bugün aynı iradenin öngördüğü çözüm her ne ise ona karşı durulması da imkânsız olmaz mı?

Yine bu ihtimaller doğru ise, uluslararası konularda (yahut problemlerin çözümünde) burnumuzun doğrusuna gitmek ve direnmek yerine ne istenildiğini, ne öngörüldüğünü, anlayarak ortak hareket etmek, alternatif sunmak daha az bedel ödemek gerekmez mi?

....

Adına Ergenekon dedikleri yapılanmanın teşhiri, frenlenmesi veya tasfiyesi sadece iç dinamiklere, içeridekilerin dirayetine, azametine, kararlılığına bağlanabilir mi?

Bağlanır diyorsanız kafanız rahat demektir.

En zarif şekliyle, dışarının da payı var, diye düşünüyorsanız çözüm konusunu dert etmemek lazım.

Dün çözüme engel olanlar, 30 yıllık çözümsüzlük sürecinde, adım adım bizi istedikleri noktaya sürüklediler.

Bugün bu problemi çözüp ikinci aşamaya geçmek istiyorlar.

Ömrümüz hep direnmekle mi geçecek.. Direnmek bir işe yarasa hani vatan için direnilir de ölünür de edebiyatı bu denklemin bilinmeyenlerinden hiç olmazsa birini çözse varın direnin diyeceğim ama bir işe yaramadığı gibi karşı tarafa hizmet ediyor.

Kürt meselesinde mücadeleye başladığımızda neredeydik bugün neredeyiz.. Mücadelenin başladığı yıllarda bugün geldiğimiz noktayı birisi ihtimal olarak seslendirseydi, vatan haini diyerek linç ederlerdi. Yargılamadan infaz ederlerdi.

Kim derdi ki, devletiyle, devlet erkanıyla, ahalisiyle, askeriyle, özel timiyle, gayri nizami harp teknikleriyle ve yüzlerce milyar dolar harcayarak binlerce şehit vererek bu aşamaya gelinecek.

Şöyle sorunca daha iyi anlaşılır: 30 yıllık mücadelemiz bizi nereden nereye getirdi?

Bu mücadele ne için yapıldı?

Amacımızı da dikkate alırsak başladığımız noktanın ne kadar gerisindeyiz.

Hiç olmazsa işin ikinci safhasını bedel ödemeden atlatalım.

ÖNE ÇIKANLAR