Gençlerin hayaliydi. Gidip Amerika'da okumak..Oraya yerleşmek. Özgürlükler ülkesi ya. Bu kriz dalgası hayallerin rotasını değiştirmiş midir acaba.. Ben işin kriz kısmında değilim. Krizin gençlerin hayallerinde nasıl bir değişikliğe sebeb olduğunu merak ediyorum..
Beni duyan olsa bırakın şu özgürlük takıntısını, eli yüzü biraz düzgün bir diktatör bulun onun ülkesine yerleşin, inanın rahat edersiniz, derim. En azından hayalini kurun..
Kurtulun özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü takıntınızdan.
Demokrasi ile diktatörlük arasındaki fark..narkozlu narkozsuz ameliyat gibi.
Her halükârda bir tarafınızı kesiyorlar.
Tamam, inanmazsanız inanmayın. Ama aklınızda tutun.
Belki ileride hatırlarsınız. Özgürlüğün, demokrasinin, hukukun vs. ne olduğunu azıcık anlamaya başladığınız zaman orta yaş dönemini bitirmiş olacaksınız.. Bu, torunlara anlatılacak bir mevzu değil ki, oturup onlara anlatıp ahir ömrünüzde biraz anlamış olmakla mutlu olasınız.
Azıcık merhametli ve adil diktatörlük fantezileriniz olsun.
Rahatlarsınız.
Şu anda dert görünen her şey bir anda ortadan kaybolur.
Halkın öncelik sırası değişir.
Tüketim alışkanlıkları değişir.
Telefat olmaz mı, olur..
Arada sıkışıp ezilenler olur. Ama ziyan nerede daha fazla olur derseniz..Yani demokrasilerde mi, adil diktatörlüklerde mi?
Ben demokrasilerde daha çok olur derim.
Karayolu ile havayolundan hangisinin daha güvenli olduğunu hangi usulle hesap ediyorsanız.. Aynı hesabı burada yaptığınız zaman kesinlikle demokrasi kaybediyor.
Diktatörlükleri mumla aratan ve fakat künyesinde demokratik sosyal hukuk devleti yazan onlarca ülke var.
...
Türkiye'de ne zaman başkanlık sistemi tartışmaya açılsa olmaz diyenler, "bizde başkanlık sistemi yürümez. Diktatörlüğe yol açar" der.
Varsın açsın. Hiç olmazsa kimin önünde eğileceğimizi biliriz.
Şimdi onlarca örtülü diktatörün önünden geçerken belimizi doğrultamıyoruz.

