Aşağıdaki iki örnek, kusuru, kabahati, varsa ihmali, varsa lakaytlığı örtmez. Ama işin bir de bu tarafı var. Bu tarafına da bakınca, bu tarafından da bakınca farklı şeyler görünüyor.
...
Bundan üç ay önce, İstanbul'da bir özel hastanenin personel servisinde çalışan bir genç, "Ben maden ocağında çalışacağım" diye tutturuyor.
Gerekçesi şu:
Evet, ben burada rahatım ama 1500 lira maaş alıyorum. Emekli olmam için çoook uzun yıllar çalışmam lazım. İşimi uydurup maden ocağına girersem hem maaşım 3500 lira olacak hem de kısa sürede emekli olacağım.
Ve basıp istifayı gidiyor. Dediği gibi Zonguldak'ta bir ocakta işe başlıyor.
İkinci pencere:
Facia vesilesi ile herkes duydu:
115 kişilik kadro için ilan asılıyor 4500 kişi müracaat ediyor: Madende çalışmak için.
Yoğun bir talep var.
Bu iki hikâyeden insanların çaresizliği sonucu çıkmıyor.
Riskli bir iş, riskine rağmen o insanlar için avantaj gibi görünen tarafları var, talibi çok.
Bugünlerde herkes burnundan soluyor. Şerh ederek gitmek lazım. Talep çokluğu herkesi kendi hâline bırakalım sonucuna götürmez bizi.
O ocakta ne kadar ihmalimiz varsa aynı ihmalimiz trafikte de var. Araçların fenni muayenesinde de var. Canını hiçe sayarak aracının eksiğine gediğine rağmen yola çıkan adamda da var. Küçük atölyelerde de var. Orta hâlli fabrikada da var. Serada üretim yapıp kurallara uymayan adamda da.
Buranın ön plana çıkma sebebi toplu ölüm. Oysa ihmal ve kasıt sonunda bir kişinin ölmesi ile 1000 kişinin ölmesi arasında fark yoktur, olmaması lazım.
Çok gürültü çıkaranların çoğu aynı titizlikle incelendiği zaman öyle ya da böyle suçlu bulunur. Mesela çocuk şampuanı yapıyorum diyor, içine kimyasal koyuyor.
Eleştirilerimiz intikam kokuyor. Kimden intikam aldığımız belli değil.
Bizi rahatlatacak olan ne? Bu işlerin bir görünen suçluları var bir de görünmeyen..
Görünmeyenlerin listesinde hepimiz varız!
....
Eskiden hesap vermekten kurtulmak isteyenler zaaflarını kutsala bulardı. Mesela terörle mücadele kutsal bir iş sayılıyordu, ama olup bitenin terörle mücadele olup olmadığını bilmiyorduk.
Kaç bin insan öldü?
Hiçbirimiz o ölümlerde ihmal, kasıt var mı soramadık. Seslendiremedik bile. Fısıltıyla konuştuk.
Oysa bu faciada ölenlerin 200 katı insan öldü.
Binlerce insan sakat kaldı.
İhmalse barışı aramayanların ihmali vardı.
Kasıt ve kusursa terör örgütü ile görüşülemez diyenlerin kastı ve kusuru vardı.
Vatan bölünüyor diyerek insanları susturmak ihmal mi kasıt mı?
30 senede 50 bin insan öldü sesimizi bile çıkaramadık.
"Neden?"

