Bizim törenlerin çoğu diktatörlüklerde görülebilecek türden törenler. Bundan 60-80 sene öncesinin şartlarında, bir düzenden başka bir düzene geçerken bu işleri abartmak normal.
Aradan geçmiş seksen sene.. Hâlâ aynı törenleri bir ritüel havasında devam ettirmek kime ne kazandırıyor?
Her sene yağmur, çamur, sıcak soğuk, ramazan demeden aynı yerde toplanıp geçit resmi düzenlemek ne fayda sağlıyor..
Üstelik bu işi kutsayarak yapıyorsunuz.
Bu, aradan birilerinin bu kadar yıl sırtımızdan geçinmesi demektir.
Geçinme bahsinin şerhe ihtiyacı olabilir.
Olur olmaz şeyleri kurallaştırmak, sonra bu kuralları kutsallaştırmak bir zümrenin hem baskı kurma hem geçinme yoludur.
...
Bu işleri (tören, geçit) Sovyetlerden iyi yapanı yoktu.. Onlar bıraktı.. Saddam vardı, göçtü gitti.. Bizim de gözden geçirmemiz lazım.
Bu, ulusal bir konu ise (herhâlde öyledir) bütün devlet erkanının katıldığı önemli bir tören ise, gözden geçirme işi MGK'ya düşer.
Bu çok yalın, masum bir teklif: Abartılı törenlerimizi sadeleştirelim, sayısını azaltalım.. Abartılı bir tören olacaksa da o da yılda bir tane olsun.. En önemlisini seçin onu genişletelim.. Öbürlerini sadeleştirelim.. Millet bu işleri resmî tatil gibi görüyor.
Ne kendinizi avutun ne de bizi kandırın..
Ama eğer bunun böyle olduğunu siz de biliyorsanız, bildiğiniz halde devam ettiriyorsanız sahtekârlığa girer...
...
Bu törenler konulmuşsa bir bildikleri vardır, diye düşünmeyin.
Bilmediklerini şuradan biliyorum. Bizim çocukluğumuzda 27 Mayıs darbesi de bayram olarak kutlanırdı. Soru niye kutlanırdı değil, nasıl kutlanırdı.. Askerî araçlar geçerdi, üzerinde toplumun her kesiminden örnekler olurdu.. elinde tırpanla köylü.. Kazmayla işçi.. Testereyle marangoz... Örs ve çekiçle demirci.. Bu da bu işi yürütenlerin yahut fasit daireye takılıp devam ettirenlerin masum bir tarafının olduğunu da gösteriyor. Çoğunda hinlik yok.. Bindik bir alamete modundalar...

