Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Emekliliğin hâli ve geleceği...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Çarşamba günü yayınlanan emeklilerin durumuyla ilgili yazıma sosyal medyada birçok yorum yapıldı. Bazıları görüşlerime hak verirken bazıları da beni haksız ve yanlış buldu. Çok az sayıda olsalar da, kimileri, terbiyesiz ve konuyla alakasız şeyler söyleyerek, güya argümanlarıma cevap vermeye çalıştı...

Önce şunu belirteyim: Emeklilerin çok daha yüksek maaş almasını arzu ederdim. En düşük emekli maaşının, diğer faktörlerin tamamı sabit kalmak şartıyla, 20 bin lira yerine, 50 veya 100 bin lira olması hoşuma giderdi. Ancak, bu imkânsız. Temenniler, ne yazık ki, alandaki realiteleri değiştirmiyor.

Bu yazıda bana cevap olarak ileri sürülen iki noktayı ele almak istiyorum. İlki, ekonominin kötü idare edildiği ve bütün problemlerin sadece bu yüzden doğduğu. AK Parti’nin çok iyi bir iktisat politikası izlediğini söyleyemem. Zaman zaman vahim hatalara imza atıldı. Ancak, bu sadece AK Parti’ye mahsus bir durum değil. Dünyanın her ülkesinde iktidarların başarıları yanında başarısızlıkları da var. AK Parti dönemi de bu şekilde görülmek zorunda.

Bazı yorumcular Kur Korumalı Mevduat uygulamasının çok yüksek maliyetli olduğunu, emeklilere verilecek paranın azalmasına yol açtığını ve oraya harcanan kaynakların emekli maaşlarına tahsis edilebileceğini söyledi. AK Parti’nin bir ara faiz meselesinde çok yanlış bir yerde durduğu kanaatindeyim. Faiz enflasyonla mücadelede tek silah değildir ama en etkili ve en vazgeçilmez silahtır. Erdoğan, bütün faiz karşıtı söylemlerine rağmen, KKM uygulamasıyla mevduat sahiplerine olağan ve açık faizin dolaylı ve örtülü bir şekilde ödenmesinin yolunu açtı. Bu da enflasyonla mücadelede etkili oldu. Aksi takdirde bugün çok daha yüksek bir enflasyonla mücadele etmek zorunda kalırdık.

Bir diğer eleştiri tüm yap-işlet-devret yatırımlarının yanlış olduğu. Buna göre, devlet, bu yatırımları yapanlara, gelir garantisi vermiş olması yüzünden, çok para ödemektedir. Oysa, aynı kaynaklar emeklilere harcanabilir.

Yap-işlet-devret modeli, ilk defa Türkiye’de uygulanmayan, çeşitli ülkelerde zaman zaman kullanılan bir yatırım yapma yoludur. Bu bilhassa yatım yapacak sermayesi olmayan ülkelerde tercih edilmektedir. Böylece, devletler, ceplerinden para çıkmadan önemli yatırımlara imza atabilmektedir. Ancak, yatırımcıların yatırım işlerine girmesi maliyeti aşan bir gelir ve dolayısıyla kâr elde etmelerine bağlıdır. Bu yüzden, yatırımcılara devlet tarafından belli bir süre bir gelir garantisi verilmektedir. Yatırımdan ücret ödeyerek yararlanan insanların sayısının garanti edilenden daha az olması hâlinde devlet garanti ettiği rakama ulaşılıncaya kadar aradaki farkı ödemektedir...

Türkiye son yılarda bu tür birçok yatırım yaptı. Model genel olarak başarılı. Mesela bir zamanlar çok eleştirilen Osman Gazi Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu gibi yatırımlar bu şekilde ortaya çıktı. Ancak, her yatırımın başarılı olduğu söylenemez. Özellikle kategorik muhalif kafanın devamlı dile getirdiği gibi, Zafer Havalimanı hayli başarısız. Yolcu sayısı, garanti edilenin çok altında ve devlet bu alanın yatırımcısına devamlı aradaki fark için ödeme yapmakta.

Ne var ki bu tür bir yatırımın başarısız olması bütün yatırımların başarısız olduğunu göstermez. Birçok yatırım kâra geçmiş durumda. Hatta bazılarında devletin kasasına para da girmekte. Bu modeli eleştirenler kendilerini bu yatırımlara milyonlarca doları koyanların yerine koyarlarsa durumu daha iyi görürler...

Emeklilik sistemi esas itibarıyla aktüeryal dengenin bozulması yüzünden kötü durumda. Türkiye’de mevcut ve eski iktidarların hataları, bilhassa yakın zamanlarda iktidar ile muhalefet arasındaki dolaylı iş birliği ile hayata aktarılan EYT, problemi daha da ağırlaştırdı. Artmayan çalışan nüfus, insanların eskisine göre daha uzun yaşaması gibi faktörler de aktüeryal dengenin bozulmasında etkili oldu. Ne yazık ki, emeklilik sisteminde yaşanan problemin bugünden yarına bir çözümü yok. Umarım emekliler ve Türkiye gelecekte daha ağır problemlerle karşılaşmaz.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR