Kaydet
a- | +A

Gazete köşelerinde müstakbel cumhurbaşkanımızın vasıfları, sıfatları, nitelikleri, nicelikleri hakkında peş peşe yazılar yayımlanıyor. "Nasıl bir cumhurbaşkanı?" sorusuna cevaplar bulmak için herkes kolları sıvadı.

"Cumhuriyetin temel ilkelerinin bekçisi olmalı" ile başlayan maddeler uzayıp gidiyor. Birleştirici, barıştırıcı, uzlaştırıcı, yabancı dil bilen, yakışıklı, dürüst, şaibesiz, göbeksiz, genç, tenis hatta golf oynayan, dans eden, şarkı söyleyen... Listelerin maddeleri neredeyse tornadan çıkmış birini işaret ediyor. Dört dörtlük, kusursuz, ideal portreler.

Amerikalı şair Henry Wadswodth Longfellow der ki: "Hedefi vurmak istersen, az yukarısına nişan al. Çünkü atılan her oku, yerçekimi biraz aşağı çeker." Öyleyse, listelerimizi dört dörtlük hazırlamanın mahzuru yok. İdeal programları, ideal listeleri zaten -çeşitli sebeplerle- bir hayli aşağı çekip neredeyse yarısını gerçekleştiriyoruz. Dünyanın her tarafında bu iş az çok böyle. Kâğıt üzerine yazılan her maddenin hayatın içinde karşılığını bulmak zor. Baksanıza, beyannâmeler, anlaşma metinleri, anayasalar ne güzel, ne ulvî şeyler söylüyor! Bir de uygulamalara bakın! Bereket versin, hedefi yüksek tutuyor, ideal ölçülerde düşünüp yazıyoruz. Ya listelerimiz, programlarımız, plânlarımız da derme çatma olsaydı! Aşağı çekme payını kullandıktan sonra elde birşey kalmayacaktı.

Mükemmel insan portresi çizen bu listelerden bakalım kaç maddeyi üzerinde taşıyan birini seçebileceğiz. Hangi maddelerden vazgeçmek zorunda kalacağız?

Nasıl bir cumhurbaşkanımız olmalı?

Gurbet ellerinden bu kampanyaya iştirak etmesem olur mu?

Galatasaray-Leeds United maçının gerginliğinden kurtulmuş, takımımızın İngiltere''den final yolunu açıp sağ salim döndüğünü öğrenmiş olarak şimdi cumhurbaşkanı seçimine eğilebiliriz. Şu işe bakın, final maçı ile cumhurbaşkanlığı seçimi de 16 ve 17 Mayıs''ta peşpeşe olacak, iki konu

birbiriyle yine yarışacak.

Evet, nasıl bir cumhurbaşkanı? Hedefi yüksek tutalım.

"Ben kalender meşrebim

Güzel çirkin aramam." demiş şair. Demiş de, sonra neler sıralamamış ki? "Endamı şanlı, sohbeti

ballı, biraz da nazlı, güzellikte birinci, yan bakışı yaksın, cilvesi yıksın..." Derken:

Gerdanında bir beni mutlaka bulunsun!

İnsanın aklına "Ya kalender meşreb olmasaydı..." diye geliyor. Bu kadar sıfatı bir kişide toplanmış isteyeceksin, sonra da güzel çirkin aramam diyeceksin. Ya ne arıyorsun?

Merak ediyorum, acaba aradığını buldu mu? İhtimal onun da "aşağı çekme payı" olmuştur. Kimbilir gerdanda benden mi vazgeçti, yan bakıştan mı vazgeçti?

Ben de kalender meşrebim ve diyorum ki yeni cumhurbaşkanımız:

Bir kere çok iyi, zengin bir Türkçe ile konuşsun. Deyimlerimizi, atasözlerimizi bilsin, birkaç parça şiiri ezbere bilsin, bol miktarda fıkra bilsin.

İyi bir hatip olsun. Yabancı dil bilsin amma yabancı dil bildiğini göstermek için Türkçe konuşmalarına yabancı dilden cümleler karıştırmasın.

Kâbe''yi, Kitab''ı, kıbleyi tanıyor olsun.

Allah demekten çekinmesin.

Kırım''ın dünya coğrafyasındaki yerini bilsin.

Orhun Âbideleri''nin nerede olduğunu bilsin.

Çin Halk Cumhuriyeti''nde "Sincan" denen bölgenin gerçek adının "Doğu Türkistan" olduğunu bilsin.

Mozart''ı, Beethoven''ı isterse zevk alarak dinlesin amma baş köşeye Dede Efendi''yi, Itri''yi koysun.

Matematiği kuvvetli olsun.

Kör ve sağır olmasın; kulakları milletin sesini duysun, gözü memleketin gerçeklerini görsün. Dünyanın sesini de duysun, dünyanın gerçeklerini de görsün. İlâveten gönül gözü de açık olsun.

Güler yüzlü olsun. Gülmesini, güldürmesini bilsin.

Sigara, puro, pipo içmemesi tecihe ve takdire şayandır ama içiyorsa hiç değilse toplum içinde ve kapalı yerlerde içmesin, elinde bunlarla fotoğraf çektirmesin.

Elini çocuklarından, torunlarından başkasına asla ve asla öptürmesin.

Yağmur yağarken şemsiyesini başı üzerinde kendi tutsun.

Kalbi ve ciğerleri sağlam, kolesterolü ve tansiyonu düşük olsun.

Galatasaraylı da olur ise olsun!