21. yüzyılın artık eşiğindeyiz.. Bu hayatımızda bir çok büyük değişikliklerin, hem de tahmin bile edemeyeceğimiz bir hızda gerçekleşeceği bir zaman dilimini karşılamak üzere olduğumuz manasına geliyor. Aslına bakarsanız insanoğlunun yeniliklere adapte olma gücü hatta onlara olmazsa olmaz bir şekilde bağlanışı bu geçişin o kadar da zor olmayacağını gösteriyor. Şimdi televizyon, telefon, çamaşır ve bulaşık makinesi hatta elektriğin olmadığı bir dünyayı düşünemiyoruz bile. Oysa bundan 60-70 yıl öncesinde Türkiye''nin büyük bölümünün bütün bu teknolojik yeniliklerle daha hayallerinde bile tanışmadıklarını biliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda bilim adamları evrenin yapısı, boyutları, atomun çalışma düzeni gibi birçok konularda büyük ilerlemeler kaydettiler. Hatta denebilir ki bilim geçtiğimiz yirmi otuz yıl içerisinde daha önceki bütün tarih boyunca katettiği ilerlemeyi sağladı. 20 yüzyılda tıptan okuma yazma oranına kadar bir çok alanda başdöndürücü hızda değişmeler yaşandı. Ama sanırım önümüzdeki yıllardaki değişmeler görülünce, bu gelişme hızı bile devede kulak addedilecek.
GELECEĞE KISA BİR BAKIŞ 1900 yılında doğan bir kişinin ortalama olarak en fazla 36 yıl kadar yaşayacağı hesaplanıyordu. Bugün global düzeyde ortalama olarak bu rakam 65''e çıkmış durumda ve 2025 yılında 72''yi geçmesi bekleniyor. Bununla birlikte bütün değişimler hep arzulanan doğrultada olmayacak. Yine tahminlere göre gecekondu mahallerinde yaşayanların rakamı 1995''deki tahmini rakamı 810 milyondan, 2025''te 2.1 milyar kişiye çıkması bekleniyor. Yine 1995 yılında 100 milyon olan işsiz sayısının 2025 yılında 200 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Şimdilerde başta ekonomik yetersizlikler olmak üzere pek çok nedenden hiçbir şekilde okula gidemeyen yaklaşık 1 milyar insanın yarısı eğitim imkanlarına kavuşacak. Tüm dünyada şimdi yaklaşık olarak yüzde 55 olan okuma yazma oranı 2025 yılında yüzde 82''ye çıkacak. İnsanlar daha fazla evlenip daha fazla boşanacaklar; istatistiklere bakarsanız 1995 yılında binde 4 olan evlenme oranı 2025''te binde 5''e çıkarken boşanma oranı yine aynı yıllar arasında binde 0.4''ten binde 1''e yükselecek. Kadınlar daha az doğurgan olacaklar. 1995 yılında ortalama olarak her kadının üç çocuğu varken 2025 yılında bu rakamın ikiye inmesi bekleniyor. Bundan tam yüz yıl önce şimdi sahip olduğumuz pek çok şeyin - email, nükleer güç - uzak bir hayal dahi olmadığını gözden ırak tutmamalıyız.

