Kaydet
a- | +A

Hayatının herhangi bir döneminde baş ağrısı çekmeyen insan yok gibidir. Bunlardan kimi baş içerisinde bulunan çeşitli organların, örneğin; göz, kulak, burun, dişler gibi organların hastalıklarından kaynaklanan ağrılardır. Bu tür ağrılarda altta yatan bozukluğu saptamak daha kolay olduğundan hem teşhisi ve hem tedavisi daha kolay kabul edilir. Örneğin; bir sinüzite bağlı baş ağrısında sinüzitin tedavisi ile ağrının kendiliğinden ortadan kalktığı görülür. Fakat asıl önemli sorun, başlı başına bir hastalık olarak ortaya çıkan ağrılardır. (Migren gibi) İşte şimdiye kadar bu türlü ağrıların tedavisinin tam olarak mümkün olmadığı, öyle ya da böyle bu tür ağrılarla yaşamaya alışmak gerektiği kabul edilirdi. Oysa bunun böyle olmadığı yeni araştırmalar ve tedavi yöntemleri ile ortaya kondu. ABD''nin Columbia şehrindeki sağlık kliniklerinde terapistler bu tür ''inatçı'' vakalara artık bir çok farklı ''silah''la karşılık vermenin yolunu bulmuş durumdalar; sadece ağrı kesiciler değil, özel ''rahatlama'' teknikleri, fiziksel terapi, psikoterapi ve gerçekte sara ve depresyon için geliştirilmiş ilaçları kullanıyorlar.

Depresyona dikkat! Doktorlar genellikle ''kronik'' baş ağrısı adı verilen bu tür ağrıları Vicodin, Demoral ve morfin gibi ilaçlar vererek ya da bu ilaçları dozunu arttırarak tedavi etmeye çalışırlar. Kimi zaman beyin cerrahları beyne giden acı verici hücreleri engelleyen ameliyatlar yapmayı tercih ederler. Bu tür tedaviler kısa bir dönem için faydalı gibi gözükür. Fakat genellikle ağrılar uzun vadede yeniden başlar. Yeni bulgulara göre örneğin bedendeki ''fiziksel'' bir rahatsızlık sinir sisteminde zedelenmelere yol açıyor ve ortaya zihni dolaylı olarak etkileyen bir stress çıkıyor. Bu da gitgide depresyonlara, uyku bölünmelerine yol açıyor. İşte bu yüzden bu tür bir baş ağrısının gidermenin yolu ancak rahatsızlığı gidermek ve beden ile beyin arasında bozulan dengeyi yeniden tesis etmekle mümkün oluyor.