SGK (5510 S.) Kanun’da “Staj ve Çıraklık Borçlanması Eşitsizliği” Anayasa’nın Eşitlik İlkesiyle Çatışıyor!.. Sosyal güvenlikte 50’den fazla kitap, binlerce makale kaleme almış ve SSK/SGK sisteminin her boyutunda çalışmış Başmüfettiş-Başuzman olarak bu durumu önceki yazılarımda, TV programlarında müteaddit kez gündeme getirmiştim...
Okuyucularımızdan gelen soruların başında hep aynı konu yer alıyor: Stajyerlik ve çıraklık dönemlerimiz emeklilik hesabına dâhil edilir mi?
Bize de avukatlar gibi staj ve çıraklık borçlanması hakkı verilecek mi? Staj ve çıraklık emeklilikte başlangıç sayılacak mı? Bu sorular, sosyal güvenlik sistemimizin en hassas nirengi noktalarından birini oluşturuyor. Keza çeyrek asrı aşkın bir süreden beri her daim gündemde. Özellikle borçlanma yönünden “eşitsizlik” vicdanları sızlatıyor.
Hâl böyle iken her yeni yasal gelişmede vatandaşlarımız bu konuyu pürdikkat takip ediyor. Çünkü sistem, alın terini tartarken terazinin bir kefesini ağırlaştırıyor, diğerini ise boş bırakıyor.
AVUKAT STAJI: KAPILAR ARDINA KADAR AÇIK
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu açık hüküm içeriyor. Sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal staj süreleri borçlanılabilir. Baro onayıyla birlikte SGK’ya müracaat eden avukat stajyeri, stajyerlik süresine ilişkin primlerini ödeyerek hizmetine saydırabiliyor. Borçlanma, sigortalılık başlangıç tarihini geriye çekiyor. Emeklilik prim gününü artırıyor. Masabaşında geçen bu süre, âdeta koruma kalkanı altında. Benzer şekilde, hekimler için de kapılar açık. Fahri asistanlık süreleri, üniversite veya hastane belgeleriyle borçlanılabiliyor. Doktora veya tıpta uzmanlık öğrenim süreleri de belirli şartlarda hizmetten sayılıyor. Beyaz yaka için ihsan kapıları ardına kadar açılmış durumda.
SANAYİDEKİ ÇIRAK: NASIRLI ELLERE KAPI KAPALI
Oysa sanayide, atölyelerde, fabrikalarda bilfiil ter döken çıraklar ve stajyerler için durum bambaşka. Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler, 5510 Sayılı Kanun’un 5. Maddesi gereği yalnızca KVSK/ iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primine tabi tutuluyor. Uzun vadeli sigorta kolları (emeklilik primleri) ödenmiyor. Bu nedenle bu süreler emeklilik hesabına girmiyor. Avukatlar gibi borçlanma hakkı da tanınmıyor.
Tulum giyen, motor yağına bulanmış, parmakları nasır tutmuş gençler… En ağır şartlarda üretim yapanlar… Onlar için kapılar tamamen kapalı. Alın terinin terazisi burada dengesiz tartıyor: Beyaz yakaya hizmet borçlanması hak, mavi yakaya yasak!
EŞİTLİK İLKESİ VE KANUNLARIN GENELLİĞİ
Anayasa’nın hükümleri açık: “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Kanunların genelliği ilkesi de bunu pekiştirir. Kanunlar soyut ve genel kurallar koyar. Belli kişilere veya zümrelere özel ayrıcalık tanımaz. Eşit durumda olanlara eşit işlem yapılmasını emreder.
Avukat stajyeri işçi statüsünde değildir. Hekim fahri asistanı da öyle. Çırak da işçi statüsünde değildir. Eğer birine borçlanma hakkı tanınıyorsa, diğerine de tanınmalıdır. Aksi hâlde Anayasa’nın eşitlik ilkesi açıkça ihlal edilmiş olur. Bu ihlal, “Ama onlar işçi değil” şeklindeki mesnetsiz mazeretlerle örtülemez. Devletin babalık vasfı, evlatları arasında ayrım yapmamayı gerektirir.
EŞİTLİK OLMADAN ADALET OLMAZ
Bürokrasinin “Eğitim amaçlıdır” veya “İşçi statüsünde değiller” savunmaları mesnetsizdir. Çünkü aynı gerekçeler avukat stajı ve hekim fahri asistanlığı için de geçerlidir. Yine de onlara hak tanınmıştır. Sanayideki çırak, tulum giyip en ağır işlerde alın teri dökmüştür. Onun emeği, masabaşındaki stajdan daha az değerli midir? Bu da gösteriyor ki mevcut yasal düzenlemeler belirli mesleklere ihsan kapılarını açarken, üretimin bel kemiği olan mavi yakaya kapıları kapatmıştır. Bu, sadece hukuki değil, vicdani bir yaradır.
TEK ÇÖZÜM: ANAYASA MAHKEMESİ
Çeyrek asırdan beri staj ve çıraklık mağdurları bu eşitsizliği her platformda gündeme getirmelerine rağmen herhangi bir somut gelişme olmamıştır. 1987 yılında ayrım gözetilmeksizin borçlanma hakkı verilmişti. Şimdi de iki cümlelik bir kanun ile bu eşitsizlik telafi edilebilir. Ancak Ankara’dan takip ettiğimiz kadarıyla bu eşitsizliği giderecek bir kanun çıkarılacağı yönünde somut bir işaret yok.
Tek gerçekçi yol, staj ve çıraklık mağdurlarının “eşitsizlik” yönünden konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımaları. Bireysel başvuru veya norm denetimi yoluyla 5510 Sayılı Kanun’un 41. maddesindeki bu ayrımcılık hükmünün Anayasa’ya aykırılığı tespit edilebilir. Keza mevcut düzenlemeler aleni olarak Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, eşitlik ilkesine aykırı bulacaktır. Çünkü aynı hukuki durumda olanlara farklı işlem yapılmıştır. Kanunların genelliği ilkesi çiğnenmiştir. Alın teri, meslek ayrımı tanımaz. Stajyerler ve çıraklar, bu haksızlığı topluca Anayasa Mahkemesi’ne taşımalıdır. Haklarını bu çerçevede aramalıdır. Birlikte ter dökenler, birlikte hak aramalıdır.
HASILI KELAM: Adaletin Terazisi Yeniden Dengeye Otursun… Bu eşitsizlik devam edemez. Beyaz yaka ayrıcalığı, mavi yaka mahrumiyetiyle sonuçlanamaz.
Her meslekten, her yaştan vatandaşın alın teri eşit değerde tartılmalıdır. Kanun önünde herkes eşittir. Sosyal devlet ilkesi, en zayıf olanı korumayı emreder. Üreten, ter döken, nasır tutan eller boş bırakılamaz.
Stajyer ve çırak kardeşler! Haklarınızı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyın. Eşitlik için ses verin. Bu adaletsizlik bitsin. Çünkü adalet terazisi bir kefede beyaz yaka, diğerinde mavi yaka ağır basarsa, o terazide herkes kaybeder. Alın teri boşuna akmasın. Eşitlik gelsin, adalet gelsin!

