Kaydet
a- | +A

Hased

büyük günahtır. Aynı zamanda içinde kul hakkı da vardır. Başkalarının

elindeki nimetlerin çıkmasını istemek, onların sıkıntıya girmelerini

temenni etmek insana yakışır mı?..

Dünyada huzur içinde

yaşayabilmemiz için bilmemiz gerekenleri yaratıcımız bize bildirmiş.

Bilmemiz uygun olmayanları da bize bildirmemiştir. Hased etmek de

bunlardan biridir. Bizim hakkımızda başkalarının düşündüklerini

bilebilseydik, hepimiz yaka paça olurduk. Nimete kavuşup da

kıskanılmayan, insan sayısı çok azdır... Ölüm vaktinin de bildirilmemiş

olması büyük nimettir. Bildirilseydi elimizden kâğıt kalem eksik

olmazdı. "Kaldı şu kadar yıl, ay ve günüm" derdik. 1 seneden daha az

kalınca artık elimiz ayağımız bir şey tutmaz olurdu. Perişan olurduk.

Hased etmenin zararları!..
1- Hased eden Rabbine isyan eder, O'nun emirlerine karşı gelir. Çünkü hasedi haram kılmıştır.
2- Hayırlarını yakar veya hased edenin defterine yazılmasına sebep olur.
3-

Hased eden kâmil bir Müslüman olamaz. Mü'min mü'minin kardeşidir.

Kardeş kardeşe kötülük düşünemez. Yaparsa, şeytanın yaptığını yapar, ona

arkadaş olur.

4- Rabbinin yaptıklarına itiraz eder, beğenmez.

Hased ettiği şahsa bir belâ gelirse sevinir ve Rabbim beni seviyormuş

diye memnun olur.

5- Hased eden dünyada ve ahirette

sıkıntılara uğrar; dünyada hased ettiği kişinin nimetleri arttıkça

üzülür. Ahirette ise sevapları onun terazisinden alınır, sevmediği,

kıskandığı insana verilir. Sevapları biterse hased edilenin günahları

alınır, hased edenin günahlarına ilave edilir.

Hased etmekle

insan bu kadar sıkıntılara, felaketlere maruz kalırken, hased edilenin

hiçbir zararı olmaz. Bilakis iki dünyada da kârlıdır.

Dünyada

kârlıdır; çünkü kendisini sevmeyen, ona kötülük düşünen kişi devamlı

azâb içindedir. Cezası dünyada başlar. Hased edilenin ise kıskanıldığı

için nimetlerinde bir azalma da olmaz...

Akıllı kimse, hiçbir

tadı olmayan, hiçbir yararı olmayan, büyük sıkıntılara sebep olabilecek

hased hastalığından kendini kurtarır.

Bir gün Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâm, Eshab-ı kiramına sorar:
-Müflis kime derler?
Cevap olarak derler ki:
-Biz

müflis (iflas etmiş) o kişiye deriz ki; elindeki, avucundaki malına

sahip olamamış, hepsini yitirmiş ve zenginken fakirleşmiştir.

Bunun üzerine  fahri kâinat efendimiz şöyle buyurdu:
-Benim

ümmetimden gerçek müflis odur ki; kıyamet günü birçok hayırlarla gelir.

Namaz kılmış, oruç tutmuş, zekât vermiş, hacca gitmiş, sadaka vermiş,

fakat birini dövmüş, birini sövmüş, birini gıybet etmiş, birinin kanını

akıtmış, birine hased etmiş, birinin malını yemiş. Hak sahipleri başına

üşüşür, sevaplarını alırlar. Sevapları biter, hak sahipleri hâlâ varsa,

bu defa onların günahı alınır, onun günahına ilâve edilir.

Sevaplar sıfırlanır, günahlar da artarsa onun gideceği yer elbette ki Cehennemdir.
Rabbimizin

merhameti sonsuzdur, fakat kulların merhametine güvenilmez. Mümkün

olduğu kadar üzerimizde kul hakkı ile mahşer meydanında bulunmamaya

gayret edelim...