Kasımda lige havlu atan Beşiktaş’ı çok gördük ama ağustosta hem Avrupa Ligi’ne hem Konferans’a veda eden Beşiktaş’a ilk defa şahit olduk.
Solskjaer’den Beşiktaş’a hoca olursa, Norveç somonundan da gramofon iğnesi olur... İstikrar, yeni kadro, yeni yapılanma ve benzeri boş laflarla açıklanacak daha doğrusu mazaret uydurulacak bir durum değil bu artık. Beşiktaş’ın forması bile şu yeteneksizler sürüsü Lausanne’yi evire çevire yener. Kadro yetersizmiş! Orkun’un bonservisi kadar piyasa değerinde ve en golcüsü Sene’nin sakat olduğu Lausanne için de mi yetersiz? Beşiktaş forması yeter diyorum ama Solskjaer formanın içindekilere ne yapıyorsa ortaya saçma sapan bir şey çıkıyor.
Benfica’daki Orkun tek bacakla çıksa Beşiktaş’taki Orkun’dan daha etkili olur. Uduokhai de hocasından hiç aşağı kalmadı. İkinci yarıdaki ilk düdükten birkaç saniye sonra rakibi saha kenarındaki kameraya entegre etmeye ne gerek var? Adamı çimlerden zor kazıdılar resmen. Bu işin böyle olacağı St. Patrick’s gibi ne idüğü belirsiz bir takım karşısında ecel terleri dökülmesinden belliydi. Kasım ayında lige havlu atan Beşiktaş’ı çok gördük ama ağustosta hem UEFA Avrupa Ligi hem de Konferans Ligi’nden elenen Beşiktaş’a ilk defa şahit olduk.
Solskajer’in gideceği belliydi de çok erken oldu. Taraftarla pamuk ipliğiyle sarılmış bağlar da kopmuş, kadronun hocaya inancı da kalmamıştı zaten. Muhtemelen ilk gidilecek isim Sergen Yalçın olacak. Elbette taraftar ve camiaya enerji ve heyecan getirecektir. Ancak aynı derede iki defa yıkanmanın sonucunu Şenol Güneş macerasında görmüştük. Sergen Hoca’nın son sezonunda “Ne yapsam olmuyor” demesi de akıllarda hâlâ taze. Yabancının da tazminatını alıp gittiği, çıkışsız bir labirentin içinde dönüp duruyor Beşiktaş yıllardır.
∂ Maçın adamı: Mert Günok
Murad Tamer’in önceki yazıları...