Kaydet
a- | +A

Sovyetler Birliği''nin parçalanmasından sonra başlayan nükleer madde kaçakçılığı, günümüzde de sürüyor.

ABD; Rusya, Slovenya, Gürcüstan ve Azerbaycan ile Doğu Avrupa ülkelerinden gelen gümrük muhafaza memurlarına, nükleer madde kaçakçılığının önlenmesi için neler yapılması gerektiği konusunda kurslar veriyor. Washingon Hanford''daki nükleer tesislerde, şimdiye kadar 200 kişinin eğitimden geçirildiği belirtildi.

Bu ülkelere, bir yandan da gümrüklerin kontrol altına alınması için yüksek teknoloji ürünü cihaz yardımı da yapılıyor. Rusya ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri''ne, her biri 300 bin dolar değerinde x-ışınlı tarama dedektörleri verildi.

Amerikalı uzmanlar, kursiyerlere, kamyon, tren, petrol tankerleri ve gemilerde; nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar ile füze yapımından kullanılan parçaların nerelerde saklanabilecekleri, bunların nasıl tesbit edilebileceği öğretiliyor. Sovyetler Birliği döneminde üretilen nükleer silah ve füzelerin gerçek örnekleri üzerinde bilgi veren uzmanlar, bütün parçaları tek tek tanıtıyor.

Kursta en çok üzerinde durulan silahlardan biri Scud füzeleri. ABD istihbarat kaynakları, Scud füze parçalarının, yıllardır çeşitli ülkelere kaçırıldığını biliyorlar.Yüksek teknoloji ürünü elektronik parçaların gümrüklere takılmadan geçip gitmesinin imkansız olduğunu ifade eden uzmanlar, üst kademelerde yolsuzluk olmasından şüphe ediyorlar.

Son yıllarda giderek artan, milyarlarca dolarlık kanunsuz bir ticaret haline gelen nükleer madde kaçakçılığını, Rus ve Ukraynalı mafya patronları yönetiyor.

ABD, "Rusya''nın nükleer güvenliği, dünyanın güvenliğidir" prensibinden hareket ederken, nükleer tesislerde çalışan Rus bilim adamlarının maaşlarının ödenmesine de yardımcı oluyor. The Brookings Institute''de görevli Michael O''Hanlon da "Nükleer tesisleri bekleyen güvenlik görevlilerine, geçimlerini sağlayabilecek kadar bir maaş verilmiyor. Aç insanları, bu tesislerin başına dikmek akılcı bir iş değil" diyor.

Uzmanlar, tedbir alınmaması halinde radyo aktif maddelerin terör örgütlerinin eline geçmesine engel olunamayacağını ifade ediyorlar.