Yeni haftada piyasaların ve yatırımcıların odak noktasında Merkez Bankasının perşembe günü açıklayacağı karar var. Ana beklenti faizin 100 baz puan aşağı çekilerek yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesi yönünde. Yıl sonu için yüzde 35 öngörülüyor. Temel gerekçe eylül ayında başlayan yıllık enflasyondaki gerileme eğilimi ve iç talepteki belirgin soğuma... Sıkı para politikasının gevşetilmesi (faiz indirimleri) iktisadi faaliyetleri canlandırmayı hedefler ancak bu değişimin hızı ve zamanlaması ekonomide 3 farklı gelişmeyi beraberinde getirir.
Birincisi, bankaların kredi faizleri geriler, şirketlerin finansmana erişimi kolaylaşır ve yatırımlar kademeli olarak artar.
İkincisi, faizlerdeki 100 baz puanlık düşüş mevduat getirisini bir süre daha enflasyonun üzerinde (pozitif reel faiz) tutacağı için yerli yatırımcı TL'de kalır.
Üçüncüsü, ülke için en önemlisi, büyüme hızı artar, iç talepteki daralma önlenir...
Peki, faiz indirimi TL’yi zayıflatarak döviz talebini arttırır mı? 100 puanlık indirim piyasa tarafından büyük ölçüde fiyatlandığı için kurlarda şok artışa yol açmaz. Finansal piyasalar genel olarak beklenen kararları önceden satın alır.
Eylül ayı enflasyonu %29,73 seviyesinde gerçekleşti. Politika faizi %36'ya indirilse dahi, Merkez Bankası +6,27 puan civarında pozitif bir reel faiz sunmaya devam edecek. Bu yüksek reel getiri, TL mevduatların cazibesini tamamen ortadan kaldırmayacağı için yatırımcıların kitleler hâlinde dövize (dolarizasyona) hücum etmesini engelleyen en büyük kalkandır. Karar piyasa konsensüsüne paralel olduğu için kontrollü seyir yaşanır. Dövize yönelişini asıl tetikleyecek unsur 100 puanlık indirimden ziyade, karar metninde Merkez Bankası'nın sonraki aylar için vereceği mesaj. Ana beklentiye göre karar metninde "temkinli gevşeme" ve "sıkı likidite" dengesini kuran sinyal verilecek. Faiz indiriminin bir "gevşeme serisi" başlangıcı değil, veriye dayalı ve ölçülü bir adım olduğu belirtilecek. Böylece piyasada faizlerin kontrolsüzce düşeceği algısını yıkmak ve döviz kuru üzerindeki muhtemel baskıyı azaltmak hedeflenecek.
Yıllık enflasyonun %30’un altına inmesi memnuniyetle karşılanırken; hizmet enflasyonundaki katılık, ulaştırma grubundaki yüksek seyir ve kira fiyatlarındaki risklerin yakından takip edildiği metne yansıyacak. Beklentilerin çıpalanması adına dezenflasyon sürecinin henüz tamamlanmadığı ve erken bir zafer ilan edilmediği hissettirilecek. Yabancı portföy girişlerinin devamlılığı ve TL'ye olan güvenin korunması amaçlanacak.
Faiz indirilirken, piyasadaki likidite fazlasının sterilize edilmesine yönelik zorunlu karşılıklar ve makroihtiyati araçların aktif biçimde kullanılacağı sinyali verilecek. Son dönemde rezervlerde yaşanan artışlar ve fon piyasasındaki hareketlilik karşısında finansal istikrarı koruma kararlılığı gösterilecek. Merkez Bankası, faizi indirirken kurumsal metinde oldukça şahin ve temkinli bir güvercin ton kullanacaktır. Piyasaya "Ekonomideki yavaşlamayı ve enflasyondaki düşüşü görerek alanı değerlendiriyoruz ancak enflasyon riskleri tamamen geçene kadar finansal şartları gevşetmeyeceğiz" mesajı verilecektir.
Özet: Politika faizinin düşmesiyle birlikte bankaların kredi fonlama maliyetleri geriler. Ticari ve nakit ihtiyacı olan firmalar daha uygun şartlarda krediye ulaşabilir. Finansman maliyetlerindeki düşüş, erteleyen firmaların yeni yatırımlar yapmasını, kapasite artırmasını ve dolayısıyla üretimi tetikleyerek GSYH büyümesine doğrudan katkı sağlar. İstihdam artar, işsizlik azalır. Tüketici kredileri ve kredi kartı faiz oranlarındaki muhtemel gevşeme, ertelenen hanehalkı tüketimini (beyaz eşya, otomotiv, konut vb.) canlandırarak iç talebi büyütür. Devletin vergi gelirleri artar, borçlanma ihtiyacı azalır, enflasyon ve faiz üzerinde düşüş kalıcı hâle gelir.

