Ey FIFA Başkanı Gianni İnfantino, bu yaptığına hiç değdi mi? Saygınlık, güven, itibar, marka, hepsi yerle bir oldu.
2026 Dünya Kupası; ABD-Bosna Hersek maçında Balogun'a çıkan kırmızı kartın ertelenmesi ve oyuncunun FIFA marifetiyle Belçika'ya karşı forma giymesi ile hep hatırlanacaktır.
Statların tam dolu olması, uygulanan yeni oyun kuralları, hepsi gölgede kaldı.
O anlı şanlı FIFA (!), bir ülkede futbol federasyonuna siyaset karışırsa üyeliğini askıya almakla herkesi tehdit ederdi!
Bundan sonra kime ne diyeceksin?
FIFA ve başındaki zat, karizmayı fena çizdirdi.
İnfantino, Trump'un kendisini telefonla aradığını doğruladı! FIFA'nın sözde yargı organlarının bağımsız ve özerk olduğunu yazılı bir açıklama ile dünya aleme yutturmak istedi.
Bir kere daha görüldü ki; FIFA, sermayenin ve gücün her zaman kölesidir!
TRT spikeri sevgili Özkan Öztürk'ün Belçika-ABD (4-1) maçını anlatırken bitiş düdüğüyle birlikte; "Son dakikada bir değişiklik olmazsa ABD elendi!" sözü konuyu en iyi özetleyen ve tarihe kayıt düşen bir cümle oldu.
Kuzey Kore Ligi ya da Orta Doğu ülkeleri liglerindeki uygulamaları gölgede bırakan bu Balogun'un kırmızı kartının ertelenmesi, bizdeki bazı İnfantino hayranlarını umarız biraz utandırmıştır!
Bu kırmızı kart bize neleri gösterdi?
1) Trump'un, bu kırmızı kartın iptali için Infantino'yu telefonla aradığını öğrendik.
2) ABD Teknik Direktörü Pochettino, kart cezasının ertelenmesini adil bir uygulama olarak değerlendirdi. Acaba rakibinin yerinde kendisi olsaydı ne düşünürdü? ABD'li futbolcular dâhil.
3) UEFA, yaptığı resmî yazılı açıklamayla bir kere daha Somalili hakeme UEFA Süper Kupa maçını vererek FIFA'ya meydan okudu!
4) Bu kırmızı kart cezası ertelenmeseydi; belki Belçika bu kadar hırslı olmayacaktı, hatta skor (4-1) bu kadar ezici olmazdı.
UEFA ve FIFA'nın karanlık simaları!
FIFA ve UEFA'da son 40-50 yılda başkanlık yapanlar, çok uzun süre o koltuklardan kalkmamışlardır.
İsimleri, hep şaibelere ve yolsuzluklara karışmıştır. Cezalar almışlardır. Çok sağlam pabuç çıkmamışlardır.
Gözlerde büyütülen bu adamlar, arkalarında hep kirli ve kara işler bırakmışlardır. Şöyle kısaca birkaçını hatırlatalım. Çok sayıda yazılmış kitaplar var.
1) FIFA BAŞKANLARI:
JOAO HAVELANGE: (1974-1998) 24 yıl başkanlık. Etik komitenin hazırladığı raporda görevini kötüye kullandığı yazıldı. 2001'de 300 milyon dolar borçla batan FIFA'nın pazarlama şirketi konusu başta olmak üzere...
SEPP BLATTER: (1998-2015) 17 yıl başkanlık, yolsuzluk ve rüşvetten sekiz yıl men cezası aldı.
ISSA HAYATOU: (2015-2016) 1 yıl başkanlık, 1990'lı yıllarda ISL'den, 2022 Dünya Kupası için Katar'dan yüklü miktarda rüşvet iddiaları.
GİOVANNİ INFANTİNO: (2016 - ?)
2) UEFA BAŞKANLARI:
LENNART JOHANSSON: (1990-2007) 17 yıl başkanlık...
MİCHEL PLATİNİ: (2007-2015) Sekiz yıl başkanlıktan sonra, dört yıl men cezası aldı.
ALEKSANDER CEFERİN: (2016- ?)
TFF Başkanları hep eleştirilmiştir
Sayın TFF Başkanı eleştiriye çok açık değil! Hatta yapıcı olanlara da...
"Futbolun 40 yılını bana sorun" demişti ya...
Şenes Erzik için yazılanlar! O yıllarda sosyal medya yoktu ama dönemin medya baronları kurumsal olarak bütün güçleriyle Şenes Erzik'i manşetlerinde yerden yere vuruyorlardı!
Haluk Ulusoy'un şahsi telefon numaraları, gazetelerin manşetlerinden ifşa ediliyordu ki, küfür ve hakaret edilsin diye...
Arkalarında duran ne bakanlar ne de Ankara vardı!
Hangisi baş tacı edildi ki? Yıldırım Demirören mi, Mahmut Özgener mi, Nihat Özdemir mi?
Ki; geçmişteki TFF Başkanlarının mumla arandığı günlerden geçiyoruz.

