Her sıkıntının, her üzüntünün çaresi vardır. Bir şeye kavuşmak isteyen, o şeyin sebebine yapışır.
Sual: "Her derdin, hastalığın, sıkıntının ilacı var deniliyor. Peki kötülüklerden kurtulmanın da bir ilacı var mıdır?"
Cevap: Allahü teâlâ, ölüm hariç her derdin devasını yaratmıştır. Her sıkıntının, her üzüntünün çaresi vardır. Her şey bir sebep ile yaratılmıştır. Bir şeye kavuşmak isteyen, o şeyin sebebine yapışır. Herhangi bir şeyin sebebine yapışan da, onun neticesine kavuşur.
Her derdin, hastalığın, sıkıntının ilacı olduğu gibi, kötülüklerden kurtulmanın da bir ilacı vardır. Doğru kılınan namaz, her kötülüğün ilacıdır. Çünkü Ankebût sûresinin 45. âyetinde meâlen, (Doğru kılınan namâz, insanı fahşâdan ve münkerden herhâlde uzaklaştırır) buyurulmaktadır.
Ayet-i kerimede geçen "herhâlde" (muhakkak) anlamındadır. Yani namaz, insanı, kötülüklerden muhakkak uzaklaştırır demektir. Yalnız âyet-i kerimede, "Doğru kılınan namaz" buyuruluyor. Şartlarına uyarak, doğru kılınan namaz, her kötülüğün ilacıdır. Her türlü kötülükten insanı uzaklaştırır. Buna inanmak lazımdır. "İnkâr eden mahrum kalır!" sözü meşhurdur. İnanarak ve de şartlarına uyarak kılınan namaz, insanı, kötülüklerden kesin olarak uzaklaştırır. Namaz kıldığı hâlde, kötülüklerden kurtulamayan kimse, hatayı kendinde aramalıdır! Guslünü, abdestini ve namazlarını kontrol etmesi lazımdır. Muhakkak bir yerlerde hatası vardır. Çünkü Rabbimizin sözü kesindir.
İnsanı kötülüklerden uzaklaştırmayan bir namâz, doğru namâz değildir. Görünüşte namâzdır. Bununla berâber, doğrusunu yapıncaya kadar, görünüşü yapmayı da elden bırakmamalıdır.
Namaz bir ölçektir. Kim dolu dolu ölçer, onu hakkıyla kılarsa, büyük ecir ve mükafata kavuşur. Kim ki, eksik ölçerse yani şartlarına ve adabına uygun kılmazsa, Allahü teâlânın buyurduğu Cehennemi hatırlasın. Bunun için anne ve babaların, evlatlarına namazın önemini anlatması ve mutlaka namaz kıldırması lazımdır. Çocukların, namaz kılmasına mâni olan her şeyin, felaketlerine sebep olacağını bilmelidir. Eğer bir anne, bir baba, evladına namaz kaldırmıyorsa, onu eliyle Cehenneme atıyor demektir.
İnsanı dünyâda ve âhirette felâketlerden, sıkıntılardan kurtaracak ancak namâzdır. Mü'minûn sûresi başındaki âyet-i kerîmede meâlen,
(Mü'minler herhâlde kurtulacaktır. Onlar, namâzlarını huşû ile kılanlardır) buyuruldu. Dünya işlerinde bir darlığa ve sıkıntıya düşen kimse, istiğfara ve namaza yönelmelidir. Doğru kılınan namaz her derdin ilacıdır.

