Kaydet
a- | +A

O filmiydi galiba; "Selvi Boylum Al Yazmalım"... Öyle çok ses getirmişti ki, geriye dönüp "Acı Hayat", "Vesikalı Yarim", "Köyde Bir Kız Sevdim", "Yılanı Öldürseler"le yeniden ilgilenmeye başlamıştık. Yüzündeki "ben"inin hüzün kattığı gözleri ile sürekli bir melodram yıldızı olarak parladı sinemamızda. Eskisi gibi ve hâlâ en çok konuşulan, en çok sevilen aktristi oldu Yeşilçam''ın... Aslında Yeşilçam öldü ama o ve onun gibi gökte parlayan yıldız misali adını en üste yazdıranlar saygıyla anılıyor, unutulmuyor. Küçücük bir reklam filmini bile büyük bir ilgiyle izliyor halk... O, Türk kadınının idollerinden biri idi. Türk gibi yürüyen, Türk gibi konuşan ve hareketlerinde Türk gibi duran bizim kadınlarımızın sinema perdesindeki aksiydi o. Tam 40 yıldır hüznün ne olduğunu bize hatırlatan, komedi unsuru taşıyan rollerinde bile bu yüzünü her zaman ortaya koyan Türkan Şoray''ı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı önemli bir etkinlikle yeniden hatırlatmaya hazırlanıyor. Yarın saat 18.00''de Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi''nde Şoray''ı sevenlerin buluşacağı program, "Türk Sinemasına Hayat Verenler" ana başlığı altında sunuluyor. Daha önce Lütfi Ömer Akad ve Cüneyt Arkın''ın ele alındığı etkinlikler, sanatçıların meslek ve özel hayatlarında unutulmayan hatıralar, arkadaşlıklar, tanıklar, görüntülü belgeler eşliğinde gerçekleştiriliyor. Sinemaya 1960 yılında "Köyde Bir Kız Sevdim" filmiyle başlayan Türkan Şoray, 14 Kasım Sinema Günü kutlamaları çerçevesindeki etkinliklerin de odak noktasında olacak.

Şoray''ın gözleri 200''ün üzerinde film ve dizide yönetmen ve oyuncu olarak görev alan, hakkında 4 kitap yazılan sanatçıya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna''nın bir plaket vermesinin ardından, Türkan Şoray filmlerinden seçmeler belgeseli, Nejat Saydam''ın "Buruk Acı" filminin gösterimi, Nükhet Duru''nun seslendireceği "Türkan Şoray''ın Gözleri", Prof.Dr. Ünsal Oskay''ın yöneteceği "Sinema Öğrencileri Türk Şoray''ı Anlatıyor" paneli, Atıf Yılmaz''ın yönettiği "Kazandibi Tavukgöğsü" filminin gösterimi ile kişisel eşyaları ve sinema arşiviyle Türkan Şoray başlıklı programlar yarın akşamın önemli ana başlıklarını oluşturuyor. Türkan Şoray, üzerinde önemle durulması gereken bir isim. Türk sinemasının son yarım asırlık serüvenini kendi kişiliğinde özetleyen sanatçıyı yakından tanımak isteyenler 0 212 317 77 00 numaralı telefondan bilgi alabilir.

Oyuncu yönetmen Türkan Şoray, 28 Haziran 1945 İstanbul doğumlu. 1960''ta sinemaya adım attığı için eğitimini yarıda bıraktı. Bugüne kadar 200''ün üzerinde filmde oyuncu ve yönetmen olarak görev aldı. 1963''te Rüçhan Adlı ile tanışması üzerine hayatında önemli bir dönem başladı. Aralık 1983''te Cihan Ünal''la evlendi ve bu evlilikten "Yağmur" ismini verdikleri kızları dünyaya geldi. "Köyde Bir Kız Sevdim" ile sinemaya atılan sanatçı, "Otobüs Yolcuları", " "Acı Hayat", "Dönüş", "Azap", "Bodrum Hakimi", "Yılanı Öldürseler", "Hayallerim Aşkım ve Sen", "Mahpus", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu" gibi filmleriyle sevildi. Moskova Film Şenliği, Antalya Altın Portakal Film Festivali, İzmir Film Festivali, Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali, Ankara Film Festivali, Belçika Kadın Yönetmenler Festivali gibi etkinliklerde değişik ödüller kazandı. Son olarak, 1999''daki Roma Film Festivali''nde, sinemaya yaptığı katkılardan dolayı Onur Ödülü verildi.

ALKIŞ: Dil coğrafyamız Namık Kemal Zeybek... Kültür Bakanlığı yaptığı dönemden itibaren, Türk kültür coğrafyasına çeşitli alanlarda hizmet eden Zeybek''in mütevelli heyeti başkanı olarak görev yaptığı Ahmet Yesevi Üniversitesi''ne bağlı olarak çıkan "Haber" dergisinin, eylül sayısında önemli bir dosya konusu yer alıyordu. Dikkatlerden kaçmış olabileceğini düşünerek, gündeme getirmeyi uygun gördüm. "Türkçe ile Belirlenen Medeniyet Sınırımız" başlıklı dosyada, Hamdi Mert imzasıyla yayımlanan yazı, Türk''ün dil coğrafyasını gözler önüne seriyor... Türkçe''nin yayıldığı coğrafyalar neresi mi? Anadolu Türkçesi olarak bilinen ve halen Bulgaristan, Yunanistan, Mekadonya, Irak, Batı Avrupa, ABD ve Avustralya''da konuşulan yüz milyonlarca insan bu dille kendini ifade etmektedir. Burada rakamları vermeye gerek yok ancak, ana başlıklar altında bir hafıza tazelemesi yapmak istiyorum. Anadolu Türkçesi''nin yanısıra Özbek, Azerbaycan, Kazak, Tatar, Kırgız, Türkmen, Başkurt, Karakalpak, Çuvaş, Şor, Altay, Uygur, Gagavuz, Kumuk, Stavropol, Karaçay, Malkar (Balkar), Karaim, Tuva, Hakas, Nogay, Yakut (Saha) ve Kaşkay Türkçesi... Bu coğrafyanın binlerce yıllık kültür zenginliklerini korumak ve geliştirmek, sadece Türklüğe değil, insanlığa da bir hizmettir. Dilimizin kıymetini bilelim!...

SERGİ: Su''dan Can''a resim Kuruluşunun 17. yılını kutlayan Garanti Sanat Galerisi (Beyoğlu), 13 Kasım''dan itibaren Su Yücel''in resimlerini sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Yücel''in sanatçı ruhuyla tabiata açık kurguladığı resimlerindeki coşku, hareket, huzur ve sevgi bazı heyecanları hatırlamamızı da sağlıyor. Resimlerinde babası Can Yücel''in şiirlerini yaşattığını söyleyen sanatçı, "Genco''nun ''Can'' oyununun dekor çalışmasını yaparken Can''a can katacak resimler yapmaya başladım. Bütün renkler itişe kakışa yerini aldı. Can''ın şefkatinden nasibini almış her şey tuvallerde bir yer tutmaya çalıştı kendine. Dağını, denizini, rüzgarını koydum. Çiçeklerini, kuşlarını, masasını koydum. Kırmızı biberini, balığını, merdivenini koydum...Ben onun şiirine yetişmeye çalıştıkça avlular havalandı, perdeler uçuştu, kadehler devrildi, kimileyin kırmızıya, kimileyin maviye kesti her taraf. Atölyede resimler bir bir tamamlandıkça bir gürültüdür tuttu ortalığı. Bağrıştılar, gülüştüler, küfürleştiler, cilveleştiler. Ben de onları tutup buraya getirdim işte" diyor şiirsel bir ifadeyle. Ne de olsa babasının kızı... Şair Can, "Mayasında büyük vahşet/ Fırçasında dehşet vardır" diyordu kızı için... Eğitimci Hasan Ali Yücel''in torunu, şair Can Yücel''in kızı olan Su, sadece bu sergi için değil, Beyoğlu''ndaki atölyesinde kendi sanat kozasını örüp duruyor her gün...