Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Yiğit lakabıyla anılır!
0:00 0:00
1x
a- | +A

* Kişiye lakabı, umumiyetle eşi dostu takar. Düşmanların taktığı da yok değildir. Kim ne derse desin, yiğit lakabıyla anılır. Sokullu Mehmet Paşa bugün yaşasaydı, belki sadece "Sayın Mehmet Yılmaz" olurdu.

Gençler arasında bir "nickname" modası almış gidiyor. Anglosakson kültüründe kerli ferli adamlara bile bir takma ad takmak tabii karşılanır. Avrupa tarihinde, bilhassa İlk ve Orta Çağ’da meşhur tarihî şahsiyetlerin lakapları vardır. Sezar, Gaius Julius’un lakabıdır. Güzel Filip, Aziz Louis, Mavidiş Christian, Aslan Yürekli Rişar, Büyük Alfred, Deli Pyotr...

Bizde de vaktiyle herkesin bir aile ismi olurdu. Ama bu bir insanı vasıflandırmaya yetmediği için olsa gerek, halk herkese bir lakap takardı. Hele askerî ve yatılı mekteplerde lakabı olmayan talebe yoktur. Meşhur şahsiyetler bile lakaptan mahrum değildir.

Kur’ân-ı kerim, insanlara kötü lakap takmayı meneder. Ama kendisine takılan ayırt edici masum bir lakaba da kimse itiraz etmezdi. Bu lakap umumiyetle o kişinin bir alameti (msl. Topal) yahut hususiyeti (msl. Çevik) olurdu.

Sokullu Mehmet Paşa
Başlık ResmiSokullu Mehmet Paşa

Lakapsız padişah olur mu?

Karaman seferinde ordusunu bir anda cepheye yetiştirdiği için Sultan I. Bayezid’e Yıldırım lakabı takılmıştı... Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey meşhurdur

Sultan I. Mehmed’e, annesi Mevlâna soyundan olduğu için Çelebi; II. Mehmed’e İstanbul’u aldığı için, Fatih; Sultan Selim’e, düşmanlarını sindirdiği için Yavuz; Sultan Süleyman’a hukuka riayette had safhadaki titizliği sebebiyle Kanunî lakabı takılmıştı.

Eski Türklerde hakanın, asıl adından başka, hakan olduktan sonra aldığı bir isim daha vardır. Söz gelişi Göktürk hükümdarı Kutluk Kağan’ın, tahta çıktıktan sonra aldığı isim 'İlteriş’dir. Osmanlılarda Yıldırım, Fâtih, Yavuz, Kanunî gibi lakap ve mahlaslar, bu ananenin devamı gibidir...

Avrupa kralları ve Papalar da, tahta çıktıktan sonra umumiyetle başka bir isim alırlardı. Abbasi halifeleri tahta çıkınca Muin Billah, Radi Billah, Mütevekkil Alallah gibi dinî muhtevalı lakaplar alırdı.

Padişahların çoğu şairdir. Şairler mahlas denilen takma isim kullanırlar. Sultan Fatih, "Avnî", Sultan Kanuni, "Muhibbî", Sultan I. Ahmed, "Bahtî" mahlasıyla şiirler yazmıştır.

Çoğu Türk hükümdarı harbe bilfiil veya dolaylı iştirak ettiği için Gazi veya Ebulfeth diye anılır. Ebulfeth Muhammed Alparslan gibi. Bir lakap da hizmetine delalet eder. Meşhur Memlûk Sultanının tam ismi Melik Zâhir Rükneddin Muhammed Baybars şeklindedir.

Fatih Sultan Mehmed Han
Başlık ResmiFatih Sultan Mehmed Han

Dost da düşman da...

Kişiye lakabı, umumiyetle eşi dostu takar. Düşmanların taktığı da yok değildir. Kim ne derse desin, yiğit lakabıyla anılır. Sokullu Mehmet Paşa bugün yaşasaydı, belki sadece "Sayın Mehmet Yılmaz" olurdu.

Husûmet eseri takılan lakaplar da vardır. Sultan Hamid’e kırmızı sakalından ve güya öldürttüğü kişilerden kinaye ile "Kızıl Sultan" veya tutumluluğu sebebiyle "Pinti Hamid" denmesi gibi. Sultan II. Selim’e "Sarı", Sultan İbrahim’e "Deli", Sultan IV. Mehmed’e "Avcı" lakabı, hasımlarının yakıştırmasıdır!..

Devlet adamlarının çoğunun lakabı tahsil gördüğü Enderun’dan kalmadır. Buradan meşhur sanatkârlar çıkmıştır: Nakkaş Hasan Paşa, Kemankeş Mustafa Paşa, Hattat Hasan Paşa, Zurnazen Mustafa Paşa, Râmi Mehmed Paşa gibi. (Râmi, atıcı demektir.)

Bazıları da Enderun’daki hizmetleriyle şöhret bulmuştur: Tırnakçı Hasan Paşa, Sarıkçı Mustafa Paşa, Yemişçi Hasan Paşa gibi. Lala Mustafa Paşa, Sultan II. Selim’in lalasıydı. Cerrah Mehmed Paşa, Sultan III. Mehmed’i şehzâdeliğinde sünnet etmişti.

Meşhur tarihçi Müneccimbaşı Ahmed Dede, astronomluk vazifesiyle anılır. Muabbir Hasan Efendi, Üsküdar’da Nakşi şeyhi idi. Muabbir, tabir eden, demektir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın rüyasını Viyana’dan sağ gelmeyeceği şeklinde tabir etmişti.

Humbaracı Ahmed Paşa, Kont Bonneval adında bir Fransız iken, askerî müşavirlik için İstanbul’da iken ihtida etmiş ve bu isimle tanınmıştır. Humbaracı, topçu demektir. İlk Müslüman matbaasını açan İbrahim Müteferrika, saray yaverliği demek olan müteferrikalık vazifesinde bulunduğu için bu lakapla tanınır.

Her mevzuda çok şey bilene "Hezarfen" derler. Galata’dan Üsküdar’a kanat takıp uçtuğu rivayet edilen Hezarfen Ahmed Çelebi meşhurdur. Hocasının, “Dünya yeniden yaratılsaydı nasıl olsun isterdiniz?” sualine, “Böyle olsun isterdim, her şey merkezinde” dediği için meşhur evliyaya "Merkez Efendi" lakabı takılmıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa
Başlık ResmiBarbaros Hayreddin Paşa

Kırmızı sakallı paşa

Fizikî görüntü ve kusurlar, lakaplarda en çok rastlanan sebeptir. Semiz Ali Paşa, Topal Receb Paşa, Tabanıyassı Mehmed Paşa, Civan Semin Mehmed Paşa, Sarı Süleyman Paşa, Kara Davud Paşa, Koca Sinan Paşa, Bıyıklı Mustafa Paşa, Sürmeli Ali Paşa, Elmas Mehmed Paşa, Hadım Ali Paşa, Köse Raif Paşa, Daltaban Mustafa Paşa, Palabıyık Yusuf Paşa, Kavanoz Ahmed Paşa, Pılak Mustafa Paşa... hep bu kabildendir. Pılak, Arnavudça, yuvarlak, şişman demektir.

Sokullu Mehmed Paşa’nın esas lakabı iki metrelik boyundan ötürü Tavil (Uzun) idi. Barbaros Hayreddin Paşa’ya kırmızı sakalından dolayı Avrupalılar bu lakabı vermiştir. Nitekim "barba rossa", kırmızı sakal demektir. Bu lakapta bir Alman imparatoru da vardır.

Sultan IV. Murad devri sadrazamlarından Ahmed Paşa’ya, gençliğinde semizliği sebebiyle Malak denirken, sonradan güzel yüzü ve iyi huyu sebebiyle Melek Ahmed Paşa diye tanınmıştır. Rusları Prut’ta yenen Baltacı Mehmed Paşa’nın gençliğinde lakabı hem yüzü hem de sesi güzel olduğu için Pakçamüezzin idi.

Boynueğri/Boynuyaralı Mehmed Paşa’ya, muhtelif muharebelerde 40 defa yaralanıp boynu eğri kaldığı için bu lakap takılmıştır. Kaptan-ı Derya Mezomorta Hüseyin Paşa’ya Venedik muharebelerinde on yara alıp öldü diye attıklarında hayatta kaldığı için "Mezzomorto" (Yarı Ölü) lakabı takılmıştı.

Defterdar Mezbeleturpu Mahmud Efendi’ye bu garip lakap, ufak tefekliğinden dolayı verilmiştir. Sultan II. Mahmud’un musahibi Leylek Abdullah Ağa, uzun bacaklıydı.

Zağnos Mehmed Paşa’ya gözcülükte kullanılan zağanos kuşu gibi gözleri keskin olduğu için bu isim verilmiş; ismi unutulmuş, hatta Sultan II. Murad’ın kızı Fatma Sultanla evli olduğu hâlde, damat unvanı bile ikinci planda kalmıştır.

Defterdar Ekiniti Seyyid Feyzullah Efendi, başı dik gezdiği için bu lakapla anılırdı. Nitekim köpek, ekili tarladan geçerken anızdan korunmak için başını dik tutar. Şair Yekçeşm Hakkı Bey, tek gözlüydü.

Sık kullandığı sözün lakap takıldığı vakidir. Mere Hüseyin Paşa, cellada yahut zindana göndereceği adamlar için Arnavutça “Mere!” (Alın!) diye emir verdiği için bu lakapla anılmıştır.

Öküzün eşekler arasında işi ne?

Sadrazam Öküz Mehmed Paşa’ya bu lakap, babası öküz nalbantı olduğu için veya bir muharebede çamura saplanan topu öküzlerle beraber çekip çıkarttığı için takılmıştır. Rivayete göre bir seferde çadırda toplantı yaparken, dışarda bir öküz böğürmüş. Meclistekiler gayriihtiyari gülmüşler. Bunun üzerine latifeci olan Mehmed Paşa; “Adaşım diyor ki, senin merkepler içinde ne işin var?”

Müezzinzade Hâfız Ahmed Paşa’nın babası Filibe’de müezzin, kendisi de hâfız idi. Köprülü Mehmed Paşa’nın oğulları Ahmed ve Mustafa’ya Köprülüzâde denir. Yalısı Boğaz’ı süsleyen Amcazâde Hüseyin Paşa’ya bu lakap, Köprülülerin yeğeni olduğu için verilmiştir.

Kimi memleketiyle anılır: Ohrili Hüseyn Paşa, Köprülü Mehmed Paşa, Merzifonlu Mustafa Paşa gibi. Kimi de ırkıyla: Çerkes Mehmed Paşa, Kürt Sait Paşa, Rum Mehmed Paşa gibi...

Bazılarının da Enderun’a gelmeden önceki isimleri kullanılmıştır. Uluç Ali veya Cağaloğlu Sinan gibi. Uluç, Kılıç Ali Paşa’nın önceki ismi olan Culyo’dan bozmadır. Cağaloğlu Sinan Paşa ise Cenevizli Kont Cigala’nın oğlu idi.

Yahni kapan, soğan yemez

Defterdar Yahnikapan Abdülkerim Efendi, bu lakabı, Medrese talebeliği zamanında Bayezid imaretine devam ederken yemeklere karşı şiddet-i hücumundan dolayı kazanmıştır. Kaptan-ı Derya Soğanyemez Mahmud Paşa, soğan sevmezdi. Hatta bir defasında kendisine sormadan gemiye soğan taşıyan leventleri dövdüğü için bu lakapla tanınmıştır.

Cenaze Hasan Paşa, Sultan III. Selim devrinde Yusuf Paşa yerine sadrazam oldu. Rus muharebeleri esnasında Rusçuk’ta ordugâhta hasta vaziyette sadaret mührünü teslim aldığı için bu lakap takılmıştır.

Suçluları arabalarla sürgün ettiği için Arabacı Ali Paşa; İran seferinde katlettiği düşmanları veya isyancıları kuyulara doldurduğu için Kuyucu Murad Paşa denmiştir. Cezzar Ahmed Paşa, Hekimoğlu Ali Paşa’nın maiyetinde Mısır’da iken 70 isyancı bedeviyi tek başına öldürdüğü için, "deve kasabı" manasına bu lakabı almıştı.

Defterdar Şeytan İbrahim Paşa’ya fevkalade zekâsı ve kahramanlığı sebebiyle bu lakap verilmiştir. Sadrazam Deli Hüseyin Paşa, zülüflü baltacı iken, İran şahının gönderdiği ve kimsenin kuramadığı yayı tesadüfen kurmuş; Sultan IV. Murad’ı gururlandırmıştı. Bundan dolayı bu lakap takılmıştır. Deli eskiden "gözü pek" manasına gelirdi. Tozkoparan Mirialem Ahmed, ok atma şampiyonu idi. XVI. asırda 840 metre atmıştı. Arkadaşları "Âdem Ejderhası" derlerdi.

Antalyalı Müftü Ayaklı Kütüphane Emin Efendi, kimse ihtimal vermezken müderrislik imtihanını büyük bir muvaffakiyetle geçmiş; her sorulana cevap yetiştirmesi sebebiyle bu lakabı almıştır. Sofu Mehmed Paşa’ya dindarlığından dolayı böyle denmiştir.

Yesari Esat Efendi, sağ eli çolak olup sol eliyle hat yazdığı için böyle tanınmıştır. "Yesarî", sol elini kullanana denir.

Zenbilli Ali Efendi
Başlık ResmiZenbilli Ali Efendi

Makbul iken maktul oldu

Sultan I. Ahmed devri ulemasından Meyyitzade Mehmed Efendi, annesi öldükten sonra doğmuştu. Lakabın öldükten sonra takıldığı da vâkidir: 1648 isyanında asilerce paramparça edildiği için Hezarpare Ahmed Paşa; padişahın çok gözdesiyken yıldızı sönüp idam edildiği için Makbul İbrahim Paşa’ya sonradan Maktul denmiştir. Silahtar Damat Ali Paşa, Petrovaradin Muharebesi'nde alnından vurulup şehit düştüğü için bu isimle anılmıştır.

Kalaylıkoz Hacı Ahmed Paşa’nın lakabı hakkında ihtilaf çoktur. Babası kalaycı olduğu için, süslü koz (ceviz) şeklinde kavuk taktığı için veya sadrazamlığı sırasında Kozbekçiler odasında bekletildiği için bu lakabın takıldığına dair rivayetler vardır

Vali Çaycı İzzet Paşa, çaya dair ilk kitabı yazmıştır. Zenbilli Ali Efendi, fetva soranlara Zeyrek’teki konağının penceresinden zenbil sarkıtır; onlar suallerini buna koyarlar, cevabını da yine bundan alırlardı.

Sârikulbahr Hüseyin Efendi’ye bu isim, kapıcılar kethüdası iken Fındıklı’daki yalısının önündeki denizi doldurup arsa kazandığı için verilmiştir. (Deniz hırsızı demektir.) Yedisekiz Hasan Paşa, imzasını eski rakamlarla yedi ve sekizi birleştirmek suretiyle attığı için bu lakapla tanınır. Eski harflerle Hasan ismi böyle yazılır.

Kaptan-ı derya Firari Hâin Ahmed Paşa, hasmı olduğu Sadrazam Hüsrev Paşa kendisini İstanbul’a çağırınca, idam edeceğinden korkup donanmayı Mısır’a teslim etmişti. Donanma döndü; ama Ahmed Paşa affedilmedi.

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci'nin önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.