Kaydet
|

Yıllardır aynı manşetin tarihini değiştirip değiştirip yeniden yazıyoruz: İhmaller zinciri çıktı... Facia göz göre göre gelmiş...

Bu coğrafyada ölüm ihmalin, duyarsızlığın ve doymak bilmeyen bir hırsın ucuz maliyet kalemi gibi. Şu listeye bakar mısınız:

Marmara'nın ortasında iki gemi çarpıştı, 10 denizci öldü... Batan geminin takip cihazının kapalı olduğu ortaya çıktı...

Girne'den Mersin'e hareket eden yolcu gemisi 4 mil sonra battı, 30 kişi öldü... Geminin kaza geçmişi olduğu, Yunanistan'da ucuza tamir edildiği ve su aldığı ortaya çıktı...

Bolu Kartalkaya'da lüks otelde yangın çıktı, 78 kişi bağıra bağıra can verdi... Yangın alarm sisteminin çalışmadığı, kaçış yollarının kilitli olduğu ortaya çıktı...

Soma'da maden kazası yaşandı, 301 madenci öldü... Olayın ardından 'iç yanma'nın bilinmesine rağmen umursanmayarak üretime devam edildiği ve gaz maskelerinin çalışmadığı ortaya çıktı...

Kastamonu Bozkurt ve Giresun Dereli'de sel faciası yaşandı, 100'e yakın kişi öldü... Balçık altında kalan çok sayıda kişi bulunamadı. Felaketlerden sonra dere yataklarının daraltılarak imara açıldığı ortaya çıktı...

Erzincan'da altın madeninde heyelan yaşandı, 9 işçi öldü... Yığın sahasına limitlerin üzerinde yükleme yapıldığı, sahada oluşan çatlakların uyarılara rağmen önemsenmediği ortaya çıktı...

İstanbul'da, rezidans inşaatının asansörü düştü, 10 işçi öldü... Asansörün arızalı olduğu ve aşırı yük uyarısı verdiği ortaya çıktı...

Adana Aladağ'da öğrenci yurdunda yangın çıktı, 10 öğrenci öldü... Olaydan sonra yangın merdiveni kapılarının kilitli olduğu ve çocukların bu yüzden kaçamadığı ortaya çıktı...

Hendek'te havai fişek fabrikasında patlama yaşandı, 7 işçi öldü... Sınırın üzerinde depolama yapıldığı, denetlemenin önceden haber verilerek risklerin saklanıp göz boyandığı ortaya çıktı...

Gayrettepe'de bir gece kulübü tadilatında yangın çıktı, 29 kişi öldü... Acil çıkışların kapalı olduğu ve havalandırmanın bulunmadığı ortaya çıktı...

Antalya'da teleferik arızalandı, onlarca kişi bir gün boyunca kurtarılmayı bekledi... Belediye bürokratlarının 'seçime gidiyoruz' diyerek parçaları eksik taktırdığı ortaya çıktı...

Ankara'da iki hızlı tren kafa kafaya çarpıştı, 9 kişi öldü... Hattın sinyalizasyon sisteminin tamamlanmadan trafiğe açıldığı ortaya çıktı...

Afyonkarahisar'da cephanelik patladı, 25 asker şehit oldu... 23 bin el bombasının arızalı bir şekilde depoda muhafaza edildiği ortaya çıktı...

İzmir'de sağanak sırasında su biriken sokakta elektrik akımına kapılan 2 kişi öldü. Esnafın belediyeyi burada kaçak var diye defalarca uyardığı ancak umursanmadığı ortaya çıktı...

Hepsini saysam gazetenin bütün sayfaları yetmez. 'Bir şey olmaz' kafası can yakıyor. Felaketlerin altından hep sorumluların ihmali, kurumların denetim eksikliği, bilhassa işletme sahiplerinin açgözlülüğü çıkıyor...

Gazeteciler olarak her olayın ardından aynı ihmalleri, aynı denetimsizlikleri ve vurdumduymazlıkları haberleştirmekten artık yorulduk!..

Köprüler satılık mı?

Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi ilk olarak 1994'te gündeme taşındı... AK Parti de iktidara gelişinin ilk yılında özelleştirme kapsamına aldı. 2012 yılında ihalesi yapıldı. İhaleyi Koç, Ülker ve Malezyalı bir grup 5,7 milyar dolara aldı. Sonra para az bulunarak iptal edildi...

Konu altı ay önce yine gündeme geldi. Muhalefetin 'köprüler satılacak' tezviratını Ulaştırma Bakanı 'satılmayacak' diye yalanlarken, özelleştirmenin de sinyalini verdi. Ve Karayolları idaresindeki köprülerle otoyolların 30 yıllığına özelleştirileceği önceki günkü Resmî Gazete'de eski kararlara atıf yapılarak ilan edildi. Muhalefet, 'satılacak' kelimesi üzerinden negatif bir algı oluşturuyor. Oysa özelleştirme ile satılma aynı şey değil. Anladığımız kadarıyla devlet köprü ve otoyolları özelleştirerek nakit akışı sağlamak, yıllık 300 milyon dolarlık bakım masrafından ve tahsildarlıktan kurtulmak istiyor...

Bu adım devlet için kârlı iş olabilir. Fakat vatandaşın lehine olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü özelleştirmeyle geçiş ücretleri artacak ve fatura doğrudan halkın cebine yansıyacaktır. Evet 2012'de bir ihale yapıldı. Ancak Türkiye, o dönem otoyollarda özel sektör işletmesini tecrübe etmemişti. Gazeteden bir arkadaşımız bahsetti. Ege'ye tatile gitmiş. 1.600 kilometre yol yapmış. Gidiş ve dönüşte üç köprü, iki özel otoyol kullanmış. "Yakıta 8 bin, otoyola 5 bin 158 lira verdim" dedi. Otoyollar konforlu mu konforlu, güzel mi güzel. AK Parti bu bölünmüş yollarla, köprülerle, tünellerle kaç seçim kazandı. Millet takdir ediyor. Ama özelleştirme hesabı yapılırken aynı milletin iki kilo soğana, 25 kuruşluk poşete İstanbul'u harcadığı da unutulmamalı!..

Fatih Selek'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.