Zaman ve takvîm bilgileri ilk defâ, Âdem aleyhisselâma, Allahü teâlâ tarafından vahyedilen sahîfelerden öğrenilmiştir...
Allahü teala, Tevbe Sûresinin 36. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle buyurmaktadır:
“Doğrusu, Allah katında, Allah’ın kitâbında ayların sayısı, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, on iki olup, bunlardan dördü harâm [hürmetli] aylardır…” [Harâm aylar: Muharrem, Recep, Zilka’de ve Zilhicce aylarıdır.]
Takvîmler, Hicrî, Rûmî, Mâlî, Efrencî vs. gibi isimler alırlar. Takvîm için mühim bir hâdise “târih başı” olarak ele alınır. Her milletin ve cemiyetin kendisine esâs kabûl ettiği bir takvîmi olduğu gibi, birçok milletin müştereken kullandıkları takvîmler de vardır.
Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu olan M.Ö. 753 senesini; Eski Yunanlılar, ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı M.Ö. 776 senesini başlangıç olarak kabûl etmişlerdir. Hıristiyânlıkta bu başlangıç, Îsâ aleyhis-selâmın doğumu zannedilen târihtir. Doğduğu yıla sıfır, ondan öncesine mîlâttan önce, sonrasına da mîlâttan sonra denilmiştir. Hicrî takvîmin başlangıcı da, Peygamber Efendimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretidir.
Papa XIII. Gregorius tarafından ortaya konulan takvîme Gregoryan Takvîmi denildi. Bu takvîmi Fransa ve İtalya, 1582’de, Almanya 1700’de, İngiltere 1751’de, Bulgaristân 1917’de, Sovyetler Birliği 1918’de, Yunanistân 1923’te, Türkiye ise, 1926’da kabûl etti.
Ma’lûm olduğu üzere, İslâmiyette, güneş yılının ayları içerisinde sayılı herhangi bir mübârek gün yoktur. Meselâ, Martın (20.) Nevrûz denilen günü ve Mayısın (6.) Hıdrellez (Hıdırellez) günü ve Eylülün (20.) Mihricân günü, ba’zı ülkelerde mübârek sayılıyorsa da, Müslümânlıkta, bu günlerin diğer günlerden farklı bir değeri yoktur. Noel günü ve gecesi de böyledir.
Doğum günü ve mübârek geceler, hep hicrî yıl ile kutlanır. Bütün ibâdetlerde ve dînî faâliyetlerde kamerî aylar esâs alınır. Oruç, hac, kurbân ve bayram günleri, hep kamerî aylara göre tesbît edilir; hattâ zekât hesâbı da kamerî seneye göre hesaplanır...
İslâm dîninde, kâfirlerden her kavmin, her memleketin âdeti olarak yaptıkları ve kullandıkları şeylerden, harâm olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kullanmak günâh değildir; onların kullanılmasında herhangi bir mahzûr yoktur. Fakat İslâmiyet, Müslümânların, îmânlarında ve ibâdetlerinde, Müslümân olmayanları taklîd etmelerini, onlara benzemelerini, onların dînlerinin ve ibâdetlerinin alâmeti olan şeyleri yapmalarını ve kullanmalarını yasak etmiştir.
Kezâ Hindûların bayram günlerine, Mecûsîlerin (ateşe tapanların) kutsal günlerine ve Hıristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek ve o zamanlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, bu günleri Müslümân bayramı zannederek, onlar gibi birbirine hediye göndermek, eşyâlarını ve sofralarını, onların yaptığı gibi süslemek, o geceleri başka gecelerden ayırt etmek büyük günâh olmaktadır.
[Fakat “Noel” ile “Yılbaşı” farklı şeylerdir. Yeni yılı tebrîk etmekte, hayırlı olmasını temennî etmekte dînen mahzûr yoktur.]

