70''in sonlarıydı. Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel''le Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit, kıyasıya muhalif idiler. Konuşmuyorlardı bile. O yıllardan bir fotoğraf, hep hafızalardadır: Soğuk bir gün. Demirel''in üzerinde uzun siyah paltosu, Ecevit''te de -galiba- yine gocuk. Tabiî ikisinin ve tefriki gayrı kabil aksesuarları... Demirel''de fötr şapka. Ecevit''te müjik kasketi. Anıtkabir''in tören alanında olmalılar. Yüzlerini dökmüşler. Bu döküntü, soğuğun da etkisi ile iyice abuslaşmış. Sırtları birbirine dönük. O gün el bile sıkışmamışlardı. Altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Sabit Korutürk, görev süresi bittiği için köşesine çekilmiş, yerine Cumhuriyet Senatosu Başkanı "egzelans" İhsan Sabri Çağlayangil vekalet etmekteydi. Türkiye, iki liderin kızgınlık, dargınlık ve gücenikliği yüzünden uzun müddet başsız kaldı. Sırtları birbirine dönük küslerden yayılan elektro manyetik asab bozuklukları dalga dalga şehir, kasaba, köy, mahalle, sokak, okul, cami, kışla ev her tarafı tesirine alıyordu. Hem de sür''atle... 12 Eylül 1980 Askerî müdahalesinin yapılmasındaki esas sebeplerden biri Türkiye''nin başsız kalmasıydı. Dargınlar makul bir noktada anlaşarak bir sivili Cumhurbaşkanı seçemediler. Onlar, bir sivili seçme kabiliyeti gösteremeyince. Veya kendi diledikleri emekli askeri tercih edemeyince Çankaya''nın misafirini askerler, tesbit ettiler. Darbe oldu... Darbe, diğerleri ile beraber hem sayın Süleyman Demirel''e, hem de sayın Bülent Ecevit''e karşı müştereken yapılmıştı. Yani... 12 Eylül sabahından itibaren bu iki ünlü politikacı, aynı kaderi paylaşır oldular... aynı darbe, aynı Zincirbozanlar, aynı Hamzakoylar. Kaderde, kıvançta, tasada birlik üçlemesinden kıvancı yakalayamadıkları için bilmecburiye kaderde ve tasada birlik olmuşlardı. Gariptir... Zorunlu karşılaşmalarda dahi birbirlerini gördüklerinde yüzlerini buruşturup görmezden gelerek bakışlarını fötr veya mujik şapkasının şemssiperi ardına gizlemeye çalışanları yekdiğerine yaklaştıran işte o darbe oldu. Partilerinin kapatılması ile oyuncakları ellerinden alınmış hırçın çocuklara dönmüşlerdi. Bir teşehhüd mikdarı olsun siyasete ara verip muhasebe fırsatı bulmaları, kendi kendilerini sorgulamaları, hırçınlıklarını fark etme şansını getirdi. İşte DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit''in meşhur teklifinin doğuş hikâyesi budur. Demirel''in bir dönem daha görevde kalmasını ilk teklif eden Bülent Ecevit olmuştu. Bugün o teklif giderek artan bir şekilde tartışma platformuna taşınıyor. Kısacası Demirel tartışılıyor. Tartışılan sadece Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel mi? Hayır... Başbakan Bülent Ecevit de tartışılmakta. Birinin bir kere daha seçilip seçilmemesi, seçilme şekli, hizmet müddeti konuşulmakta. Diğerinin sağlığı... Önceden hesap-kitabı yapılmadığı halde onlar yine bir kavşakta buluştular. Buluştukları yerin adı, "Maviköşe" değil. Tartışma kavşağı. Bu defa kaderde, kıvançta ve tasada ortak paydalarını aramaktalar. Aynı zamanda fikrin babası da olması hasebiyle DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Süleyman Demirel''in tarihe "Türkiye''nin 9. ve 10. Cumhurbaşkanı" sıfatı ile geçmesinde müessir rol oynayacak. Demirel de yarın bir iktidar krizi oluştuğunda bütün sağlık kuşkularına rağmen Ecevit''i bir kere daha başbakanlığa layık görecek.
Ve Türkiye, her hâlükârda 2000''e Bülent Ecevit''le girmiş olacak. İki lider de Samanyolu Galaksisi''nin "dünya" adlı yıldızında zamana iki önemli imza atma peşindeler. Hatırlar mısınız? Çocuktuk. Bu iki yaşlı adam, beşiğimizi sallamışlardı. Kocaman adamlar olduk, onlar hâlâ beşik sallıyorlar.

