Kaydet
a- | +A

"Mamuşa" diye bir köy; kim bilir kim işitirdi bu köyü. Zira burası Yugoslavya''nın "Kosova" adındaki bir parçasına ait olarak kalacak ve mahdut sayıdaki insan dışında kimse onun varlığından haberdar olmayacaktı. İşte yakın zamanlara kadar haritadaki yerini dahi bilmediğimiz Mamuşa Köyü''ne Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanımız gidiyor Türk hey''etinin karşılanması göz yaşartıcı idi. Ev sahibi Mamuşa''lılar, günler öncesinden hazırlanmışlardı... Türk hey''etinin orada karşılanması ile Isparta veya Kars''ta karşılanması arasında hiçbir fark yok. Mamuşa''da da aynı sıcak duygularla kucaklaşma oldu... Aynı hisler dile geldi. Orada da her taraf Türk bayrakları ile süslendi. Orada da Türkçe konuşuldu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu''nu yanına alarak bir mubarek cuma günü Mamuşa''yı ziyaret etmesinin hemen peşinden bu defa yine bir günlüğüne Bakü''yü gitti. Bakü''de de Türkçe ve Türk bayrakları ve sıcak ve coşkun duygularla karşılandı. Bu ziyaretlerin planlaması, zamanlaması, ihtiyacı, isabeti, muvaffakiyeti, Türkiye''nin bölgede ağırlığını giderek hissettirmesi... gibi sebeplerin hepsi doğru. Ne var ki bu tarihî güzellikleri yaşayabilmemize sebep, bir gerçek daha var. Bugün o gerçek, ilgilileri ile mutaassıpları dışında kimse tarafından bilinmiyor.

Unutuldu.. Komünizmden söz ediyoruz. Kısacası SSCB; yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri''nin yıkılmasından. "Komünizm" ismindeki zulüm rejimi, hayat bulduğu iklimde; SSCB''de yıkılmasaydı, bugün ne Mamuşa''yı bilir ve ziyaretlerine gidebilir ve ne de Bakü''de birlikten, beraberlikten, kardeşlikten bahis açabilirdik. Eskaza o tarihte Türkiye Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı, Yugoslavya''ya gitselerdi, en nihayet Belgrad''da ağırlanır ve Yugoslav devlet ricalinin verdiği bilgilerle iktifa etmek zorunda kalırlardı. Halbuki Yugoslavya komünizmin en hafif şekilde yaşandığı bir ülkeydi. Buna rağmen Mamuşa, Sancak, Üsküp...nerede yaşarsa yaşasın Türklerin Türklere alaka göstermesi mümkün değildi. Bu acı hakîkat Azerbaycan için de mevzubahis. Bir kere Bakü''ye öyle direkt uçuşla varmamız mümkün müydü? Önce Moskova''ya gidilecekti. Zaten sıradan insanların gidip-gelmeleri diye bir imkân yoktu. Devlet adamları da peşlerinde, hizmetlerinde, etraflarında kırk ajanla takip edilerek, konuşmaları dinlenerek, kimlerle görüştükleri tesbit edilerek sözde rahat bırakılırlardı. Türkçe dahi konuşulamıyordu. İki Türk devlet adamı tercüman vasıtası ile konuşma zorundaydı... Gündemde oldukları için onların ismini zikr ettik. Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tataristan, Kırım, Arnavutluk için hep aynı doğru geçerli. Onların her biri Türkiye ve Türklere bugünkü Doğu Türkistan kadar uzaktı. Bugün Doğu Türkistan''a gitmek serbest mi? Ne devletten, ne ahaliden bir giden olabiliyor. Onun gibi... Arnavutluk, Mao komünizmine yakın bir hapishaneydi, Sovyetler, demirperde ile çevrili bir başka hapishane. Yugoslavya ise Tito''nun açık cezaevi. Biri sarı komünizm idi, biri kızıl, biri de pembe... Fakat hepsi de sosyalistliğinden dem vurmaktaydı. Şükür ki SSCB''de, Arnavutluk''ta, Yugoslavya''da komünizmin sür''atle çökmesi ile insanlar, hürriyeti tanıdılar. Türkiye''den oralara, oralardan Türkiye''ye akrabalar, meraklılar, kültür elçileri, iş adamları, siyaset ve devlet adamları gidip gelir oldular... Çağın beş büyük olayından biri komünizmin iflasıdır. 2000''e girmeden görülmüştür ki insanoğlu komünizm denen rejimle yönetilemez. 1989''a kadar Türkiye için en büyük tehdit Kızılordu ve SSCB idi. Bugün Türkiye''nin önüne geniş ufuklar açılmışsa bunda en etkin unsur, bu tehditlerin bertaraf olmasındandır.

Mamuşa ile Isparta''nın farkı yoktu. Bakü ile Elazığ''ın farkı mı var? Uzun söze ne hacet? Moskova, Ankara''ya doğalgaz satmak istiyor, Aşkâbâd ve Bakü buna muhalefet ediyor. Mamuşa, "hoş geldin Baba" diyor...

89 Yıl evvel, Sultan Reşad, Sultan Murad Türbesi''nde yüz bin evlad-ı fatihan ile cuma namazı kılmıştı Cuma günü de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, "evladı-ı fatihan" diye hitap ettiği Mamuşa''lılarla cuma namazını eda etti. Bugün şans dünden az değil. Sultan Reşad, ne Azerbaycan''da, ne Özbekistan''da ne de diğerlerinde alnını secdeye koyamamıştı. Bu imkânı iyi düşünmek lazım. Bu imkân bin yılda bir geldi. Bugün ne çarlık Rusyası var, ne SSCB ne Yugoslavya Sosyalist Federasyonu.