CHP sizlere ömür mü? Son kongreyi müteakip birçok kişi bu suali, ya kendi kendine veya aklına güvendiği kimselere soruyor... Olabilir... ama olmayabilir de.
Olabilir...
Zira, canlı organizmalar gibi sosyal varlıkların da ömrü vardır. Onlar da bir gün biter. En bilinen misali devletler; hatta devletlerden de öte imparatorluklar. Anadolu''nun ''milletler mezarlığı'' olduğu sıkça dile getirilmez mi? Burada kasdedilen milletten çok o milletin kurduğu ''devlet'' adlı siyasi teşkilattır. Yoksa milletlerin birden ortadan kalkması mümkün değildir. Devletler, imparatorluklar, tarihteki rollerini oynadıktan sonra yıkıldıklarına göre partiler haydi haydi yıkılırlar. Üstelik yakın tarihimiz buna dair misallerle dolu. İttihad ve Terakki, Demokrat Parti... gibi. Darbe ile kapatılan, kendi kendini fesheden, mahkeme kararı ile yaşamasına son verilen irili-ufaklı partilerimizin sayısı mevcutların hayli üzerinde.
Olmayabilir de; yani, yaşama ihtimali biraz daha zayıf: CHP, öyle görünüyor ki fonksiyonunu icra ettiğinden tarih sahnesinden çekilmektedir.
Herhalde son perdenin son sahnesindeyiz. Yönetim değişikliği, yeni arayışlar, bazı fedakârlıklar partinin ömrünü bir süre uzatsa da bunların hepsi kalbe pil takılmasına eş değerde.
Belki burada esas yazık, Altan Öymen''e olacaktır. Bu işe iyi niyetle girdiği belli. Yumuşak ve nazik bir insan. Bu hususiyetlerine rağmen işinin ne kadar zor olduğu seçildiği an kafasına sandalye, madeni para fırlatılması ile belli. Bunu yapanlar bir başka partili değil. Kendi partisinden hizipçi delegeler. Demokrasiyi iç bünyesinde hazmedememiş bir partinin Türk demokrasisine yapacağı katkı su götürür bir iddia olur. Bırakınız demokratik faydayı; ilk saatlerden itibaren sahte listelerle yeni genel başkan dahi ''ketenpere''ye getirilmek istendi. Demokratik hazımsızlıktan başka demokratik etik de tartışılacak halde. Onun için sayın Öymen, Parti Meclisi seçiminin yenilenmesi için tekrar bir olağanüstü kongreye gitme kararı aldı. O konuda da en yakını genel sekreter ile arasında görüş ayrılığı var. Ve bu ayrılık muhabirler vasıtası ile konuşuluyor... Şaşmamak gerekir.
Şayet bu çelişki, aykırılık ve kavgalar yaşanmasaydı CHP bir başka şekilde yine çatırdayacaktı. Her varlığın bir ömrü var. Ölüm mukadder. Yaratılmış olan, yaratıldığı saniyeden itibaren sona doğru koşuyor.
Bu kaçınılmaz sona yaklaşmayı Deniz Baykal''ın çabuklaştırdığı iddia edilmekte. Bu iddia, ne kadar haklı? Sayın Baykal''ın kusurları olabilir. Fakat mes''uliyet sahibi yalnızca O mu? CHP millî topraklarda ne kadar yerli ağaç olabildi?
Onun zoraki tek parti döneminden sonraki ilk düşüş eğrisi, Adnan Menderes''in iktidara gelmesi ile 1950''de başlar. 1960 müdahalesinde eğri, zorla yukarı çekilirse de 1972''de Bülent Ecevit''in İsmet İnönü''yü genel başkanlıktan istifaya zorlayıp uzaklaştırmasından sonra asıl kritik ve laboratuvar tedkikine muhtaç yıllar idrak edilir. Sayın Ecevit, CHP tarihinde ilk defa olarak çok partili bir yarışta onu koalisyon şeklinde bile olsa iktidara taşır; başarısını ''78''de tekrarlar. ''Fevkaladelik nedir?'' diye sorulabilir? Evet; sual haklı. Hassas bir durumun tarihen tesbiti şart.
O da şu: Bülent Ecevit''in CHP genel başkanı olması ile Ecevit karizması, CHP imajını aşmıştı. Ecevit, köklü ve kendine has yapısından dolayı CHP''de arzu ettiği değişiklikleri yapamayınca ayrılarak DSP''yi kurdu. Aşan karizmaya bir de millî toprağa yerli fidan dikme arayışları katılınca DSP, CHP''yi ezip geçti...
CHP''nin ölüm sürecine girmesi, Ecevit''in CHP''den istifası ile başlamıştır. İstifalarda red; dahası aşağılama örtülü keyfiyeti bir vakıadır. Baykal, belki de tam aksine biraz daha nefes almasına hizmet etmiş olabilir. Bir başka faktör de CHP için halk arasında giderek taraftar bulan yaygın kanaattir. Seçmen, O''nu mezhep partisi olarak görmeye başlamıştı...
Buradan DSP için çıkan ders de gün gibi ortada:
Ecevit karizması, dün CHP''yi aştığı gibi bugün de DSP''yi aşmaktadır. Aynı tehlikeli son DSP''yi de beklemektedir.
Bu da çoğu partilerimizin ''lider partisi'' sınırını geçerek müesseseleşememesinden ileri gelmektedir.
Lider, varsa parti var; lider ayrıldığında veya öldüğünde parti yok.

