Kaydet
a- | +A

Hale bakınız; ülkenin toplam bağımsızlık süresi 49 yıl; bu 49 yılın 24 yılı askerî idareyle geçmiş. Demek ki Pakistan''da meydana gelen darbe dönemleri devlet ömrünün yarı zamanını işgal etmiş. Sanki senenin yarısını sivil, yarısını askerî yönetimle geçirmişler. O kadarla da kalmıyor. O sivil yarı yıllar da sancılı. Hükûmet düşürenler, generallerden ibaret değil. Cumhurbaşkanları da hükûmetleri üç kere al aşağı etmişler. Sonuncusunu Pakistan''ın ve İslâm âleminin ilk kadın Başbakanı Benazir Butto yaşamıştı. Cumhurbaşkanı Faruk Lagari, Butto''yu ıskat etti. Düşürülmeye en fazla şaşıransa hanım Başbakan oldu. Cumhurbaşkanı, son âna kadar hiç renk vermemiş, hep kendisi ile olduğunu söylemişti... Pakistan, meşhur söyleyişi ile Türkiye ile "kardeş ülke..." Kardeş kardeşe benzer. Türkiye ile Pakistan da hayli benzeşiyorlar. Darbeler iki devletin de yakasını bırakmamış: Onlar gibi bizde de birkaç darbe, birkaç muhtıra yaşandı. Türkiye de şöyle böyle, direkt veya dolaylı devlet hayatının onda birini askeri rejimle geçirdi. Cumhurbaşkanları olmasa da şartlar, iktidarları sık sık düşürdü. Öyle sanıyoruz ki bir seçim dönemi işbaşında kalan hükûmetimiz hiç olmadı. Böylece politik istikrarı her zaman bulamadık. Kestirmeden söylersek... Pakistan''ın Yunanistan''ı Hindistan''dır. Onların da mazileri ortak. Onlar da bir Türk İmparatorluğundan doğma iki devlet. Belki bu iki devlet de bir depremden sonra kucaklaşacaklar. Pakistan''ın da Kıbrıs''ı var. Hindistan''la Pakistan arasında ihtilaf konusu olan Keşmir, Pakistan''ın Kıbrıs''ıdır. Nitekim, Pakistan''daki bu son darbe de Keşmir yüzünden vuku buldu. Başbakan Navaz Şerif, ordunun Pakistan''dan çekilmesini isterken Genelkurmay Başkanı Perviz Müşerref, muhalefet etti. Başbakan, anayasanın kendisine verdiği yetki ile emrindeki komutanı görevden almaya kalkıştı. Bunun üzerine asker, sivil otoriteye baş kaldırarak darbe yapıp idareyi ele geçirdi. Böylece anayasa ihlal edildi. O halde orada da yeni bir anayasa yapılarak darbeye meşruiyet kazandırılacaktır. Bir gün KKPC/Kuzey Keşmir Pakistan Cumhuriyeti kurulursa şaşmamalı...Onu da ilk ve tek tanıyan Devlet Pakistan olur. Benzerliklere devam edebiliriz: İslam âleminin ikinci kadın Başbakanı ise Tansu Çillerdir. Her iki sayın Başbakan da ABD''de tahsil görmüşlerdir. Başka benzerlikler de var. Türkiye ile Hindistan arasında S-300 silahları bir problemse; Hindistan''la Pakistan arasında da karşılıklı olarak nükleer silah tehdidi mevcut. Büyük benzerlikse paraya ilişkin. İki memleketin akçeleri de "gâvur parası ile on para etmez." En büyük benzerlik de sosyal ve ekonomik hayatla alakalı.

Pakistan da Türkiye gibi geri kalmış. Onun da ihracatı ithalatından düşük, onun da bir dolu işsizi var. Ona da vize işkencesi uygulanıyor. Zaten mes''elenin hayatî noktası da burası. Bir yerde ekonomi zayıfsa para da zayıflıyor. Paranın değersiz olduğu memleketlerde yoksulluk hayatın önlenemez parçası..

Yoksulluk, yolsuzluğu, yolsuzluk, rüşveti, suiistimali, dolandırıcılığı getiriyor. Sivil iktidarlar, işin içinden çıkamayınca, milyonlar canından beziyor, sonunda asker, çare olarak görülüyor.

Yoksa neden Fransa''da, İtalya''da, Almanya''da, Belçika''da, Japonya''da, Amerika''da...değil de darbeler hep, "geri kalmış", "az gelişmiş", "kalkınmakta olan" devletlerde sahneye konur? Kanun şudur: Parası kuvvetli olan devletlerde askerî darbe yaşanmaz... İkinci kanun: Darbeler de sıtma gibi sârîdir...