Bugün üzerinde en fazla konuşulan bahislerin başında İslam dînî geliyor. Hemen herkes bir şeyler demekte. Bu "hemen herkes"e kendilerine "İslamcı" diyen veya öyle adlandırılanlar, ortadakiler ve dîne karşı olanlar dahil. En yeni konuşan Cumhurbaşkanı Demirel oldu. Süleyman Demirel, neden böyle bir ihtiyaç duydu bilinmez. Öyle tahmin ediyoruz ki laiklikle İslamiyeti bağdaştırmak veya laikliğin İslamiyete aykırı olmadığını isbat etmek arzusunda.
Niyet buysa o söz sarf edilmemeliydi. Hatta akla dahi gelmesi doğru değildi. Uygun değil. Söz şu: Cumhurbaşkanı: "-Kur''an-ı kerîm''in 230 ayetinin devri geçmiştir" şeklinde bir cümle kullandı. Maksadın aşılmış olması gerekir. Önceki akşam TRT''deki mülakatında me''seleyi biraz daha derinleştirdi. -Vatandaşın itikadına kimsenin bir şey dediği yok, vatandaşın ibadetine de kimse bir şey demiyor. Benim vatandaşım ülkemdeki 71 bin camide rahatlıkla namazını kılmakta, orucunu tutmakta, haccına gitmektedir. Cumhurbaşkanı, İslamiyet''in itikad, ibadat, ukubat ve muamelat diye dört ana kısma ayrıldığını hatırlattıktan sonra itikad ve ibadet hürriyeti için yukarıdaki kaydı düşüyor. Ve "kimsenin itirazı" olan kısma geliyor: Cumhuriyet''ten sonra ukubat ve muamelat hükümleri yerine batıdan pozitif hukuk alınmıştır. Ukubat, İslam ceza hukuku, muamelat ise aile, borçlar, ticaret gibi ferdlerarası hukuku ihtiva etmekte. Aslına bakarsanız ceza hukuku, ticaret hukuku gibi alanlarda batı hukukundan istifade tâ Tanzimata kadar dayanmaktadır. Medeni Kanun''un iktibası ise, Ahmed Cevdet Paşa''nın Kur''an-ı kerîm''in ilgili maddelerini alarak hazırladığı Mecelle ile önlenmiştir. Osmanlı''nın son dönemi ile Cumhuriyet dönemi arasındaki fark şudur. Biri kendi dînî ve örfî hukukunu da muhafaza ederken aynı zamanda diğer milletlerin de hukukundan yararlanma yoluna gitmiş, diğeri, tamamen yabancı hukukları kabul etmiştir. Demirel, irticayı da tarif etti: -Kur''an-ı kerîm''in kişinin dünyevî iş ve hareketlerini tanzim eden âyetlerine dönme isteği irticadır. Başka tarifler de yapıyor: -Her mürteci denen mürteci değildir. Mütedeyyin vatandaşın alınmasına, devlete küsmesine gerek yok. -Laiklik, bir zamanlar dinsizlik gibi takdim edilmeye kalkışılmıştır. Laiklik dinsizlik değildir. 28 Şubata da yeni bir yorum getiriyor:
-28 Şubat nedir? diye sorduktan sonra cevabı yine kendisi veriyor. 28 Şubat, Türkiye''yi ukubat ve muamelat hükümlerine döndürmek isteyenlere karşı Cumhuriyet''e sarılmaktır. Ve Medeni Kanun''un altında imzası olan meşhur adliye vekili Mahmut Esat Bozkurt''un mevzuya dair bir sözünü naklediyor -Din vicdanlarda kaldığı müddetçe muhteremdir. Keşke bu söze iltifat edilmeseydi. Hıristiyanlığı almamızı teklif etmekle kendisi muhterem olmayan birinin sözüne ne gerek vardı? Adamın hakaret kasdı ortada. Bir de sayın Demirel, "pozitif hukuk" tabirini kullanmamalıdır. Mefhumu muhalifi negatif hukuktur.
Demirel''in konuşması ile kafalar iyice karışmaya başladı. Zaten konu, medyaya 230 ayetin günü geçtiği iddiası ile birlikte dinde reform şeklinde aksetti. Şimdi vatandaş soruyor: -Kur''an-ı kerîmin bir kısmı iptal edilip yeniden yazılacakmış doğru mu?
Siz olsanız ne cevap verirsiniz?

