Kaydet
a- | +A

''90 veya 91 olabilir...TGRT''yi kurma günlerindeyiz. O sırada Türkiye gazetesi de okuyucularına kaset gibi, akupunktur gibi, ansiklopedi gibi hediyeler veriyor. Bir süre kupon biriktirenler, çeşitli hediyelere sahip oluyorlar. Gazete, bu imkânı, okuyuculara çeşitli reklamlarla duyurmakta. Önceleri reklamlarımızı piyasadaki tanınmış reklam şirketleri hazırlarken daha sonra kendi ekiplerimiz, onların yaptığının onda bir maliyetine çekimler yapmaya başladı....

İşte bu reklam filmlerini yaptığımız günlerdi.

TRT tek kanaldı. Reklamlar sadece O''nun ekranında gösterilebiliyordu. Bu sebeple ''TRT Reklam Dairesi" kuruluşa para getirmesine rağmen reklamları lütfen kabul ediyordu. Katı kurallar vardı. Mesela reklamın yayından önce tayin edilmiş günde teslim edilememesi bütün emeğin çöpe gitmesine sebep olmaktaydı. Keza muhtevaya dair de sıkı kayıtlar uygulanıyordu. Bundan dolayı, reklam filmi bittikten sonra bir sürprizle karşılaşmamak için önce yazdığımız metni Reklam Dairesi Başkanlığı''na fakslıyor, onların muvafakatini aldıktan sonra filme başlıyorduk.

Türkiye gazetesi, o ay, Malazgirt Zaferi''nden bahseden bir kaset hediye edecekti. Usulüne uygun bir şekilde hazırlıklarımızı tamamladık. Reklam metnini her zaman olduğu gibi ismi geçen daireye yolladık ki bir süre sonra yazı aynen iade edildi. Karşılaştığımız manzara ile beynimizden vurulmuşa dönmüştük. Teklif, konuşmada "Allah" kelimesi geçiyor diye reddedilmişti. Bugün gibi hatırlıyoruz, zaten hiçbir zaman da unutmamız mümkün değil. "Allah" mubarek lafzının üzerine çarpı işareti atılmıştı.

Papuç bırakacak değildik. İnat ettik, uğraştık metni ilk hali ile geçirdik ama bu da TRT için bizim nezdimizde kötü bir sicil oldu. Normaldi; zira TRT geniş kadrosuna rağmen "Malazgirt işgaldir" diyebilen bir azınlığın haylice güdümündeydi.

Sonra birbiri ardına özel televizyonlar yayına geçti. Millî televizyon, önceleri rakiplerini gölgelemeye çalıştı ise de pes etmek zorunda kaldı. Özel tv''lerle beraber havası söndü. Gözden düşmüştü. Hantal kalmıştı. Bu sebeple reklam almakta da zorlanmaya başladı. Ancak çabuk toparlandı. Bazı konularda ilkelerinden taviz vermemekle isabet etti. Mesela O''nda özellerin bir kısım programlarındaki hafiflikler görülmedi. Berrak diksiyona daima özen gösterdi. Serbest piyasa rekabeti, bazı alanlarda hamle yaparak rakiplerini geçmesine dahi imkân verdi.

Buna rağmen ne olursa olsun. TRT tekelcilik günlerindeki popülerliğini bir daha bulamadı. Bulmaması da tabiî. Ama...

Bazı zamanlar, bu kurum için fırsat günleri. Hani iddialı bir söyleyişleri var "Türkiye''nin birinci kanalı" diye. Geçekten öyle ise özellerle dişe diş mücadele etmeli sonunda kazanan da yayıncılığımız olmalı.

Kararı her neresi aldı ise almış oldu. Şu saatten sonra geriye dönülemez. Lakin, en azından ülke ve uluslararası çapta yayın yapan tv''ler de TRT kadar itibara layıktır, onlara da çekim izni verilmeliydi. Gazeteler de öyle. Gazete temsilcilerini salona alıp foto muhabirliğini yalnızca AA''ya yaptırmak ne kadar demokratiktir?

Tarih 31 Mayıs 1999 sabahı... Saat 10.00''a gelmekte...

Mübalağa san''atında eşsiz tv muhabirlerinin tarifi ile "Türkiye, nefesini tutmuş duruşmanın başlamasını bekliyor." Nerede? Ekran başında. Hangi ekran başında? TRT''nin. Zira yetkili merci, görüntü alma hakkını sadece TRT''ye vermiş. TRT de bir iki günden beri övünerek bunu ilân etmekte. TRT, özel tv''ler çıktığından bu yana bu kadar seyirciyi ilk defa toplayacak. Herkes merakla bekliyor. Diğer tv''ler saat 07.00''den itibaren Mudanya ve alakalı merkezlerden canlı bağlantılarla nefes nefese yayıncılık yapmaktalar. TRT -1 ise bir çocuk oyunu gösteriyor. Olabilir. Belki tansiyonu yükseltmemek için bu yola başvurmuştu.

Ne var ki TRT o sırada öyle bir hata işliyordu ki olursa o kadar olur. Milyonlar, bu ekranda iken içinde domuz da bulunan bir çizgi film gösterilmekteydi. Bu da belki mümkün. Filmde "pis hayvan"a layık bir rol yüklenmiş olabilir. Fakat hayır, diğer oyuncu ve hayvanlar domuza sürekli "domuz kardeş" diye hitap ediyorlardı.

Müslüman bir millet, o milletin vergileri ile yaşayan bir millî kurum ve o millete rağmen böyle bir yayın.

Üstelik hassas bir zamanda. Bölücülük yargılanırken, bir anlamda bir başka bölücülük. TRT-1 ekranında "domuz kardeş" diyalogları devam ederken bir de baktık ki diğer televizyonlar ilk görüntüleri vermekteler. TRT, görüntü sattığı müşterilerinden geride kalmıştı. Kısa da olsa bir zaman kaybı yaşadıktan sonra ayıkıp farkı kapatmaya uğraştılar. Bütün eksik ve gediklerine, hata ve kabahatlerine rağmen iyi ki özel kanallar var.

Onlar hiç değilse Türk çocuklarına domuzu sevimli göstermek gibi ağır bir hata yapmıyorlar. TRT özelleşmelidir. İyi elemanlar, iyi ekipmanlar var ama işte manzara...