İntihar, insanın kendi canına kıyması, hayatını ortadan kaldırmasının adı. Adam öldüren üçüncü kişiye ''katil'' denirken kendi kendini öldürene ''müntehir'' adı veriliyor. Katliamda da intiharda da mevzubahis olan insanın hayat hakkıdır. İnsan hayatı, iki şekilde son bulur. Kişi, ya ömrünü tamamlayarak bu dünyadan ayrılır veya -istisnaî olarak- adam öldürme gibi suçlar yüzünden bu suçun faili hakkında mahkeme tarafından verilen kararın infazı ile... Üçüncü yol intihardır.
İntihar, yani kişinin kendi canına kıymasını İslamiyet, şiddetle men etmiştir. İntihar, dînimizde en büyük günahlardan biri. İnsan da insan hayatı da kıymetlidir. İnsanın içinde bulunduğu şartlar ne kadar çekilmez olursa olsun Cenab-ı Hakk''ın takdir ettiği vakte kadar yaşayacaktır.
İntihar''ın büyük günahlardan addedilmesinden dolayı eski toplumumuzda yeri yoktur. İntihar, Müslüman Türklerde görülen hadiselerden değil. Dedelerimiz, mü''min, mütevekkil ve kadere rıza gösteren insanlardı. Onlar, hayrın ve şerrin Allah''tan geldiğine hakkıyle îmân ediyorlardı. Amentü icabı hem hayrın ve şerrin Allah''tan geldiğini ''dil ile ikrar, kalb ile tasdik edip'' hem de bir sebepten dolayı kendi canına kıymayı isyan saymışlardı. Onların devrinde Allah''a isyan kadın-erkek kimsenin aklının ucundan geçmezdi. Bunun başlıca amili kadere rıza sebebiyle kendiliğinden oluşan barışık tavırdı. Hemen her ferd, kendisi ile de en yakından en uzağa kadar çevresi ile de barışık bir hayat sürerdi. Bu huzurlu hayat günümüzde büyük zaafa uğramıştır. Onun için daha düne kadar yabancısı olduğumuz, cemiyetimizde rastlanmayan intihar gibi dehşet verici vak''alar modern zamanlarla birlikte bizde de tehlikeli bir şekilde ortaya çıkmaya başladı.
İletişimin doruğa erdiği bir çağda iletişimsizlik yüzünden hayatların bitmesi başlı başına inceleme konusudur. Eğer, ihtilafa düşülen etrafla diyalog kurulabilse en kolay şekilde çözülecek mes''ele bu diyalogun gerçekleşememesi yüzünden cana kastla noktalanıyor. İntihar eden ya kendi kendini veya muhataplarını yahut hem kendini hem muhataplarını protesto etmekte. İntiharın bir bunalım ânı olduğu, fiil irtikâp edilirken şuurun kaybolduğu İslam âlimlerinin ictihadı. Zaten isyan fiilinin doğurduğu ''küfr'' haline düşmemek ancak o şuur kaybı dolayısıyle. Cana kıyıldığı o ân şuurun kaybı, îmânı kurtarıyor.
Kısacası intihar, psikolojik olarak girift, kişi ve sosyal bakımdan tehlikeli ve ürperti verici bir davranış. Böyle bir niyet taşıyanla aile ve cemiyet hayatında karşılaşılacak en tehlikeli eylem. İnanç, tevekkül ve teslimiyet müesseseleri zayıfladıkça bu eylemlerin ziyadeleştiği toplumsal bir vakıa.
Dünkü hayatımızda nadirattan olan intiharın bugün liseli gençlere kadar yaygınlaşması son derecede düşündürücüdür. Hele bir de devlet adamı intiharı veya intihar teşebbüsünün yaşanması, bundan sonra daha da tehlikeli gelişmelere yol açabilir.
"Sui misal, emsal değildir..." Ama kötü misallerin kötü tesirleri olduğu da bir gerçek. Manevî boşluk, insanı anafor gibi çekebiliyor. İnsanın mânevî tarafı yıkıntıya uğradı. O tarafı takviye etmek lazım.

