Kültür Bakanlığı, 1996''da Beyşehir Eşrefoğlu Camiî kapısından sökülerek yurt dışına kaçırılan tarihî kıymeti haiz süs panolarının izini David''s Samling Müzesinde bulmuş. İslam san''atları koleksiyonu ile meşhur bu müze Danimarka''da. Bakanlığımız yetkilileri, eserlerin çalıntı olduğunu isbat ederek müze idaresini iadeye ikna etmişler. Sevindirici bir haber... Danimarkalılar, sözlerinde dururlarsa süs panoları tekrar Türkiye''ye dönecek. Hat, şamdan, çini, vazo, tombak, halı vs.. tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılmış olmasına eskiden çok üzülürdük.
Öyle ya? Bu toprakların malı olmuş antika bir eser, neden bir başka memlekette bulunsun? Bunu bir ziyan kabul ediyorduk. Ülkemizden gayrı meşru yollarla alınıp götürülen o eserlerin bulundukları memleketlerde kıymetinin bilinmediğini sanıyorduk. Böyle bir kanaatte muhakkak ki yapılan yayınların büyük payı vardı. Bu sebeple mirasçıların parayla tamamen elden çıkarttıkları veya mafya eli ile Türkiye dışına giden yahut bazı turistlerin kaçırdıkları eserler için hep hayıflandık. Bugün de hayıflanıyoruz. Ama... Eserlerimizin teşhir edildiği Paris, Berlin... gibi bazı müzeleri görünce meseleye bakış açımızda hayli farklılık hasıl oldu. Onlar, bulundukları ülkelerde de en kötü ihtimalle bizdeki kadar iyi korunuyorlardı.
O bir tarafa... Batının muhtelif müzelerini dolduran elyazması, tezhipli Kur''an-ı kerîmden lale motifli bir çiniye kadar bin türlü eserimiz şâhane halleri ile göğsümüzü kabartıyordu. Onlardan güzel kültür temsilcisi, onlardan üstün propaganda vesilesi olamazdı. Her birisi yüz akımız. Bu göz nuru ve gönül mahsulü eserler, dünya müzelerinde muhtelif milletlerin san''atları ile yarışıyor ve şüphesiz ki herkesi hayran bırakıyorlar.
Tabiî ki bununla üstelik hırsızlık, kaçakçılık gibi ahlaksız yollarla kendi vatanlarından uzaklaştırılan tarihî kıymetlerimiz, geri getirilmesin, getirilmesi için uğraşılmasın demiyoruz. Aksine daha fazla gayret sarf edilsin. Mücadele verilsin, dâvâlar açılsın. Şu var ki üzerinde çok uzun yıllar geçmiş el değiştirmeler var. İşaret ettiğimiz daha ziyade onlara dair. Onlar, mülkiyet olarak başka devletlerinse de kültür mülkiyeti olarak yine bizim. Zira bizim san''atkârımızın imzasını taşıyor. Diğer mevzu Kültür Bakanı sayın İstemihan Talay, süs panolarının iade haberi üzerine yaptığı açıklamada bu gibi nadide eserleri bulundukları mahallerde korumanın zor olduğunu, bu yüzden eserin aslını müzelere taşıyarak kopyelerini yerlerine koymayı düşündüklerini söylemiş. Bu haberin bir muhabir hatası olmasını temenni ederiz. Ne tatbiki mümkün ne de güzel. Tarihi halılarından mahrum kalan, orijinal hatları duvarlarından indirilen camiler dahi çok şey kaybediyor. Fabrika halılı Selatin Camileri bir kayba uğramadı mı? Hatlarından mahrum Yıldız Camiî eskisi kadar zengin mi? Nerede kaldı gayrı menkulün parçası olan ahşap gibi, mermer gibi mütemmim cüzler yerlerinden sökülerek taklidleri ile değiştirilsin. Bu da ayrı bir suiistimal furyasına yol açar. Onun yerine sayın Bakanın bazı eski bina, türbe, sebil ve benzeri eserlerin alındığında mermerle kapatılmış tuğra ve yazıları açığa çıkartmalarını bekleriz. Bir ayıbı örter gibi o mermerler daha fazla orada kalmasın. Biz bir dönem eserlerimizden hicap duyup onları mermerle kapatırken yabancılar yakalayabildiklerine, kaçırabildiklerine sahip çıkmışlar.

