Olgun bir seçim oldu. İştirak sayısı tahminlerin üzerinde gerçekleşti. Seçmen, karışık, karmaşık bir seçimin maharetle üstesinden geldi. Mahalli seçimlerde eskileri yerinde bırakırken, iktidar adaylığı için yeni imkânlar aralama basiretini gösterdi. Bunların hepsi iyi... Ama iyi olmayanlar taraflar da var.
Bu taraflar, bilhassa dikkat edilmezse görülemiyor. Seçim kan tazelemedir. Yeni insanlara kapı aralamadır. Doğru. Lakin her eskinin gitmesi mi gerekli. Kıymetli olan eskilik-yenilik değil. İş üretebilmek. Proje hazırlamak. Fikir geliştirmek. Ufuk açmak. Faydalı olmak. Sistem insana kıyıyor. Türkiye''de bugün de en çok harcanan insan ve zaman... Delege oyunları, seçim kanunu, partiler kanunu vs. ile insan harcanıyor. Bir insanın kayması veya hak ettiği yere gelememesi ile ömre bedel tecrübeler gidiyor.
Neticede her hizmet insanla mümkün.
Siyaset de insanla yapılıyor. Kaliteli siyaset, kaliteli insanla olur... Sistemin bozukluğu yüzünden bir kısım kalite isimler meclise giremediği gibi bazıları da yerlerini koruyamadılar. Evet; politika bir meslek değildir. Bir gün elbette bırakılır. Ne var ki onlar bıraksa milletin müsaade etmemesi gereken isimler var. Buna rağmen, delege faktörü, genel başkan kaprisleri, liste hileleri, barajlar ve benzeri menfi şartlar yüzünden bu insanlar kaybediyorlar. Belki onlardan çok memleket kaybediyor. Her alanda olduğu gibi siyasette de çok kolay bir biçimde insan harcıyoruz. Tekrar seçilememiş kaç ismi verimli bir şekilde değerlendiriyoruz? Mesela eski milletvekillerinden kaçını, bakanlardan kaçını?
Belki eski başbakanları dahi bir kenara bırakıyoruz. Bu mesele ciddidir. Üzerinde düşünülmesi gerekir... Besim Tibuk, Korkut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Hasan Celal Güzel, Deniz Baykal, Gökhan Çapoğlu, İlhan Kesici, Recep Tayyip Erdoğan, Zülfü Livaneli... Bunlar ve daha bir çok ismin parlamento çatısı altında olmaması ziyan değil midir? Bize göre ziyan. Parlamentonun 504 milletvekilinin üniversite mezunu olması güzel. Lakin; üniversite mezunu olmakla her şey bitmiyor. Üniversite, meslekî diploma verir. İstidat, maharet, hüner, cesaret, kabiliyet ve tecrübe ise daha farklı. Bunların bazısı doğuştandır. Bazıları ise pahalı şekilde öğrenilir. Bedeli ile kazanılır.
Harcanmaması icap edenler, harcanırsa yerlerini doldurmak sanıldığı kadar kolay olmaz.
Boşluklar tehlikelidir. Yeni meclis, muhakkak ki bir çok kıymet kazandı... Bir çok kıymeti ise kaybetti... Hükûmetlerin bir işi de bu insanlardan istifade olmalıdır. Neden müşavir olmasınlar? Neden "Büyükelçi" sıfatı ile içeride-dışarıda hizmet vermesinler? Vefasız olmamalı....Yönetici, harcayan değil sahip çıkandır. Zaten eşrefi mahlukat olan o değerli varlık nasıl harcanır? İnsana nasıl kıyılır? Kazananlar da kaybedenler de kendilerini bir boş anlarında hesaba çekmeliler.
Türkiye''nin serveti insandır...

