1960''ların ilk yarısının az öncesi olmalı. Tartışıyorlar....
Bir sürü âkil kişi toplanmış "matbuatın ehemmiyetine dair" fikir beyan etmekteler. Mevzu ''gazete''dir. Türkiye''nin gazete ile tanışması asrı devirmiştir ama ''bizimkiler'' onu henüz tartışıyorlar. Kimdir bu ''bizimkiler''? Bu suale cevap vermek ilk elden kolay değil. Sağcılar... Muhafazakârlar... Milliyetçiler.... Tarif için zaman zaman bunların biri veya ikisi kullanılır; fakat yerine oturduğu söylenemez. Onlar, aslında ''yeni şehirliler''dir. Tartışıyorlar... -Bir gazete çıkartalım mı, çıkartmayalım mı? Bu yeni şehirlilerin bazıları, uzun ve hararetli nutuklarla gazetenin önemi üzerinde dururken daha ''ehl-i takva'' oldukları anlaşılan öbürleri gazetenin insanların hatalarını yayacağını bununsa koğuculuk yapmak olması hasebiyle caiz olmadığını beyan ediyorlardı. Buna rağmen ''gazete kurulmalı'' diyen zevat ağır basmış ve ''gazete'' kurulmuştu... Hangi sermaye ile? Sultanhamam piyasasındaki manifatura mağazasının alınçatında kırmızı ahşap tabelada dükkân sahibinin aynı zamanda kimin "mahdumu" olduğunu da gösteren tüccarın desdeği ile... Hangi gazete? Öyle tahmin ediyoruz ki Bâb-ı âli''de Sabah gazetesi. Bu gazete, 1965 senesinde ''intişar'' etmişti. O tartışmaların böyle bir mahsul verdiği anlaşılıyor. Bâb-ı âli''de Sabah gazetesi''nin yayın hayatına atıldığı tarihte Bâb-ı âli denen mekânda Tercüman gazetesi vardı. Uzun ismi ile ''Halka ve Olaylara Tercüman''ı işte o yeni şehirli kitle okuyordu. Ama; Tercüman, baş açık kadın resimleri yayınlıyordu, spor sayfasına şortlu sporcu resimleri basıyordu, fal köşesi vardı, siyaseten kendilerini tam ifade edemiyordu, pehlivan tefrikasında mezhepçilik yapılıyordu vs. Onun için kendilerine ait bir gazete ihtiyacı duymuşlardı. Bâb-ı âli''de Sabah''ta ilk zamanlar baş açık kadın resmi yayınlanmıyordu. Hatta Sultanahmet Meydanı''nda uyuşturucu alıp sızmış hippy kızlar, haber yapılırken fotoğrafları üzerinde çalışılarak önce başları guaj boya ile kapatılıp sonra basılıyordu. Bâb-ı âli''de Sabah''ı bilahare aynı istikamette başka gazeteler takip etti. Hatta bazıları hiç kadın resmi basmadı. Bazıları televizyon ve radyo programı yayınlamadı. Hemen hepsi aynı ölçülerdeydi.Tirajları küçüktü. Baskıları iyi değildi. Sütunlar, fikir üretmekten çok reaksiyonerdi. Bunlardan bazısı yaşadı, çoğu battı. Yenileri çıktı Zaman akıp gitti. 1965''ten bu yana batanları, yaşayanları, yeni kurulanları ile birlikte bu gazeteler bir düzineden az değildir. Konu, şüphesiz, iletişim fakültelerinin doktora çalışmalarından biridir. Eğer bugüne kadar başlanmamışsa muhakkak ele alınması gerekir. Hadise aynı zamanda Türkiye''nin sosyal ve fikri tarihi ile de alakalıdır. O günkü gazetecilerin çektiği sıkıntıları bugünkülerin akıllarına getirmesi dahi mümkün değil.
Anlayışlar çok değişti. Değişen yalnızca anlayışlar değil. Üsluplar da değişti. Turist kızın kafasını boya ile kapatıp resmini kullanan zihniyet de bugün yok. Sporcu resmini mes''ele edinecek bir kimsenin mevcut olacağını da sanmıyoruz.

