Kaydet
a- | +A

Suikastler, meşhur insanlara çok yakın eylemlerdir. Bu meşhur insanların içinde suikaste en fazla maruz kalanlarsa devlet reisleri ile hükûmet reisleridir. Yakın tarihte suikaste uğrayarak hayatından olan bazı devlet adamları, ABD Başkanı John F. Kennedy, Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, Pakistan Cumhurbaşkanı Ziya''ül Hak ve İsveç Başbakanı Olof Palme''dir. Suikastlerin tarihi, devletler tarihi kadar eskidir. Hatta daha eskidir. Çünkü suikast; yani adam öldürme kastını taşıyan kötü niyetin özünde "o kötü, ben iyiyim; o, orada fakat ben oraya ondan daha fazla layığım" bencilliği yatmaktadır. Dolayısıyle yöneten-yönetilen olan her yerde; kabileden imparatorluğa dek her devirde daha ziyade baştaki hükmeden kişiye karşı bu gözü kara harekete tesadüf edilmiştir. ''Tesadüf'' kelimesi bile fazla; suikast, yöneten insanın kapısının arkasındadır. Elbette suikastlerin tek sebebi rakip çekememezliği değildir. Menfaate dokunma gibi bir çok etken rol oynar. Suikastçiler de deliden devlet organizasyonuna kadar gider. Türkiye''de suikastle ruhunu Allah''ına teslim eden son devlet başkanı Sultan Abdülaziz''dir. Gerçi bazıları bu ölümü intihar olarak takdim iddiasında olsalar da bir çok bakımdan kabulü mümkün değildir.. Teşebbüs halinde kalmış suikastlerse Sultan Abdülhamid''den Turgut Özal''a kadar bir dizi isme karşı yapılmıştır. Türkiye''nin yaşadığı son suikast hadisesi 11 yıl önceye aidtir. 18 Haziran 1988 günü ANAP Genel Başkanı Turgut Özal, partisinin Ankara''daki büyük kongresinde konuşma yaparken Kartal Demirağ diye birinin tabancayla saldırısına uğramış, kurşun, mikrofon çubuğuna çarptıktan sonra sekerek Turgut Özal''ın parmağını yaralamış ve böylece devrin Başbakanı Allah''ın bir lütfu olarak mutlak bir ölümden kıl payı kurtulmuştu.. O sırada suikast kadar Turgut Özal''ın tıbbî müdahaleden sonra "Allah''ın verdiği canı O''ndan başka alacak yoktur. Biz de O''na teslim olmuşuzdur." Sözü de büyük yankı yapmıştı. Tevekkülün zirvesinden bir seslenişti. Bu suikastte üç şey göz önünden gitmiyor. Silah sesinin duyulduğu ândaki panik ve kargaşa. Özal''ın acı içinde kürsünün arkasına inmesi. Ve daha sonra da yaptığı konuşma. Hadisenin bir suikast olduğu, adli çalışmalarla, doktor ve istihbarat raporları ile kesinlik kazandı. Daha teknik söyleyişi ile kaziye-i muhkeme halini aldı. Zira; sanık, suikast suçundan mahkûm oldu. Peki Kartal Demirağ adlı suikastçi Turgut Özal''ı neden öldürmek istedi? Herhalde Özal''a rakip değildi...

Bir menfaati de elinden alınmamıştı... Ama; menfaati ziyan gören biri veya birilerinin maşası olamaz mıydı? Nitekim, Turgut Özal''ın kardeşi Korkut Özal''a emanet ettiği sır da bunu doğruluyor. Korkut Özal, her ne kadar açıklamasa da o sırrın ne olduğu merhum Özal''a yakın isimler tarafından bilinmektedir. Bir suikast kesinken, kimse buna dair zerrece şüphe duymazken aradan 11 yıl geçtikten sonra ortaya ''cam kesiği'' diye bir laf atıldı. İddianın özü malûm. Güya Özal''ın parmağı, sıkılan kurşundan değil, masanın altına saklanırken bardak kırığından yaralanmış.

Laf burada kalsa bir şey değil.

Kürsünün altında adeta mini bir kongre tertiplenmiş ve bu cam kesiğine kurşun yarası süsü verilerek seçim malzemesi yoluna gidilmiş. Turgut Özal ve çevresinin sahtekârlık yaptığı söyleniyor.

Henüz hafızalarda taze, teferruatlı TV görüntüleri elde mevcut bir suikast teşebbüsü için bu iddia neden? "Özal, niçin öldürülmek istendi?" sualine şimdi ikinci bir niçin eklenmiştir? -Niçin böyle bir abes iddia? Ve diğer sualler, bugüne kadar dürüst olarak bilinen Mehmet Altınsoy hakîkaten öyle mi konuşmuştur? Orhan Tokatlı, bir yanlış anlamaya mı dayanmıştır? Veya iki temiz isim bir komploya mı alet olmuştur. Her şey mümkün... Onun için şaşırtıcı senaryoda muvaffak olunsaydı bu defa esasa dönülecek ve ortada bir suikast olmadığı, bunun Turgut Özal''ın bir tertibi olduğu iddia edilecekti Böyle bir iddia kime ne kazandırır? Merhum Özal, Başbakandı.

Sebep, hikmet, sır... muamma... işte burada. Bazı çevrelerde Turgut Özal''ın gerçek niyetini saklayarak bir şeyler yaptığı kanaati hakimdir. O''na dün şüphe ile baktılar. Bugün de şüphe ile bakmaktalar.

Bu yüzden Özal''ı yok etmek istiyorlar. Hedef, O''nu silmek... Evet, hedef, Özal''ı silmek.

Böylesine asılsız bir lafın kamuoyuna duyurulma şekil ve üslûbu dikkatle incelenirse mes''ele daha doğru anlaşılır. Bir soru daha: Turgut Özal''ı silmek isteyebilirler. O''na gösterilen şükran duygusuna tahammül edemeyebilirler. Peki; kalblerden nasıl silecekler?