Kaydet
a- | +A

Terörist başının idam edilmeyeceği belli.

Resmî niyet de belli:

-Biraz da biz kullanalım!.. Bu teklif, devletin uzun süreli çıkarları bakımından gözönüne alınabilir. AİHM''den Türk Mahkemesi''nin idam kararına olur vermesini beklemekse düş kurmaktan başka bir şey değildir. Liderler, Başbakanlık''ta zirve için toplanmışken aynı saatte AİHM araştırma ve İctihadlar Daire Başkanı Wolfgang Peukert de Ankara''da basın toplantısı yapıyordu. Bu, tesadüf değildir.

Öyleyse; şehîd ailelerine dönelim. Katil cezalandırılamıyor. Maktül yakınları, mağdurlar ne olacak? Bunu düşünmeli. Eminiz ki şehîd aileleri şimdi kendi kendilerine şu suali soruyorlar: -Ölenimizle mi kaldık? Bu sual, hançer yarası gibidir. Sadece analar değil, bütün aile ferdleri, bu kaygıyı ya dile getiriyorlardır veya getireceklerdir. Vatanın birliğini borçlu olduğumuz o fedâkâr aileler, bir madalya ve bir avuç toprakla baş başa bırakmamalı, onlara temin edilen sosyal destek sembolik sayılacak bir tazminatla bir otobüs biletinden ibaret olmamalı. Eğer bugün ölenlerin akrabaları yalnız bırakılırsa. Kendilerini sahipsiz hissederlerse... Daha kötüsü aldatılmışlık zannına kapılırlarsa insanlardaki fedâkârlık aşkını yok edersiniz.

Onun için devletin tatmin edici çareler bulması lâzım.

Bu millet 30 bin şehîdin hatırasına bakmaktan aciz değildir. Hatta oğlu çarpışmalarda ölmüş olup da ana-babası veya eşi yalnız kalmış Kürt asıllı o vatandaşlarımıza dahi bir yarayı sarmak cümlesinden sahip çıkılmalıdır. Osmanlı da böyle yapmıştı. Zamanında babasını asmışken daha sonra oğlunu sadaret makamına getirmekten çekinmiyordu. Böyle bir hareket, kendine güvenin ifadesidir. Şehîd ailelerine neler yapılabilir?

Evvela şunu söyleyelim ki burada "aile"den kasdımız eş, anne-baba ve çocuklardır. Yardımlar, tamamına olmalı. İkinci sarahate kavuşturulması gereken konu da "şehîd"den ne anladığımızdır. Şehîd, en yüksek rütbeye ermiş fanidir. Ondan sonra artık, rütbe farkına bakılmaması icap eder. Subayla nefer şehîdlikte eşitleniyor... Bundan dolayı bütün şehîd aileleri şu yardımlara layıktır: 1-Her aileye son beş yıldır oturduğu yerden bir ev. 2-Her şehîd, 1''in 1''inden emekli olmuş gibi ailesine emekli maaşı, 3-Çocuklarına 25 yaşına kadar ücretsiz eğitim. Bunlar devletin borçları. Bir de büyük şirketler var. Onlar da hizmete katılabilirler. Mesela, ÖYS''de ilk yüze giren öğrencilere sahip çıkıyorlar. Bu imkân, şehîd çocuklarına da sağlanabilir. Keza bankalar, şehîd ailelerine belli limitte karşılıksız harcama yetkisi sunan kredi kartı verebilir. Belediyeler, elektrik, su ve doğalgaz parası almayabilir. Havayolu ulaşımı ve sağlık hizmetlerinde önemli kolaylıklar getirilebilir vs... En önemlisi evdir. Her şehîd ailesi, mutlaka bir ev sahibi olmalıdır. Böyle bir yardım yapılırken önceden verilmiş tazminatlar hesaba katılmamalı. Şayet sıraladığımız yardımlar, gerçekleşirse nisbî bir ferahlama olur.

Yüreği paramparça şu anaları kabristan müdavimi yapmaktan kurtarmak lazım.

Onlara evladları iade edilemiyor... Hiç olmazsa şu hesaba katılmalı... Şehîdler, hayatta olsalardı hangi maddi imkânları kazanabilirlerdi? Onun için yukarıdaki üç teklif. Şehîdler, canlarını verdiler, biz, bir ev veremiyor muyuz? Ya kısas, ya diyet!.. Şehîd ailelerine yapılması gereken iyilikler bunlardır. Ancak; bu bir iyilik değil, bir borcun ifasıdır, vefadır.