1-Mahkemenin katile de mazluma da lazım olduğu gerçeği bir kere daha yaşanıyor. Her zaman ideal mahkeme olmayabilir. Yine de en kötü mahkeme mahkemesizlikten iyidir. Hakim teminatından mahrumiyet keyfiliğe yol açar.
"Allah, hâkime de hekime de düşürmesin, fakat onlarsız da etmesin" sözü meşhurdur. Devlet olma lazimelerinden biri de topraklarında meydana gelen ihtilaflara bakacak müstakil mahkemelerinin olmasıdır. Bunu kurup işletecek kudrette olmayan siyasî teşkilata "devlet" denemez.
2- Yargılanan kişi aksi sabit oluncaya kadar zanlıdır. Bu itibarla hakimin nazik davranması sıradan insanî görevdir. Lakin, ölçünün kaçırılması iyi olmaz. Sanığa "siz" mi denecek "sen" mi denecek, "konuşunuz" mu denecek, "buyur" mu denecek vs... Buyurmak, üstün daha aşağıdakine hitap şekli olduğuna göre sanık, kendisi hakkında hüküm verecek bir hey''ete buyuramaz.
Burada bir boşluk olduğu anlaşılıyor. Usul kanunlarına hakimin konuşma şekline dair açıklama konmalı. Kabalık çirkin olduğu gibi, maksadını aşmış kibarlık da mahkemeye yakışmaz. Hele bu konuda bütün mahkemelerde belli bir uygulama oturtulamamışsa. Her mahkemede aynı ölçü vuku bulsa zaten birinde yaşanan göze batmaz.. Arkası kuvvetliye nezaketle, sahipsize bağırarak muamele olursa adalet gölgelenir. Ne kadar haklı olursa olsun hakimin duruşma sırasında ağlaması da olmaz. İhsas-ı reye; fikir belli etmeye girer.
Asla kimseyi kastetmeden, İmralı''da vazifeli DGM''yi düşünmeden sadece yeri geldiği için Mecelle''nin 1792. Maddesinden söz etmek istiyoruz. Bir cümle. "Hâkim, hakim, fehim, müstakim ve emin, mekîn, metin olmalıdır" diyor. ''Hâkim, ilme düşkün, anlayışlı, doğru ve güvenilir, vakar sahibi, tahammüllü olmalıdır.''
3- Devlet Güvenlik Mahkemeleri''nin sivilleşmesine dair toplumda icma hasıl olmuştur. Keşke vaktinde yapılsaydı. Yapılmadı, yapılamadı. Fakat bu defa zaruret var. Askerî hakimli sivil mahkeme taraf olduğumuz milletlerarası andlaşmalara aykırı. Bir mahkeme ya sivildir veya değildir. Bu sebeple siyasî partilerin hangi mülahaza ile olursa olsun bu değişikliğe karşı durmaları olmaz.
4- Herkes aynı merakta. Mahkemenin kararı bekleniyor. Acaba idam cezası mı verilecek yoksa sanık 59. Maddenin cezayı hafifleten imkânından mı faydalanacak? Netice belli. Mahkeme belli olan neticeyi karara bağlayacak. Ancak, bu karar, parlamentoda sürünüp duracak diye ciddi endişeler de var.
Belki bazı tepkiler oluşmasın isteniyor. Veya örgüt çökertilsin diye beklenir. Ya beklemeler, bir mağdur meydana getirirse? Dâvâ, lider sanılan adamın bir sahte kahramandan başka bir şey olmadığını gösterdi. Uzun hapis yılları efsane üretebilir.
Atalar ne güzel demiş; "şeriatin kestiği parmak acımaz" diye.

