Kaydet
a- | +A

Gandhi: "Batı, korkunç bir karanlık içindeyken, Doğuda parlayan göz kamaştırıcı İslam güneşi, azap çeken dünyaya ışık, barış ve rahatlık vermiştir."

İslamiyet’i dikkatle ve insafla inceleyen kimseler, bu dinin yüceliğini ve ona olan hayranlıklarını ifade etmişlerdir.

Mahatma Gandhi, Batı Hindistan’ın tanınmış Hristiyan bir ailesindendir. Babası, Porbtandar şehrinin başpapazı idi. Hindistan’ın bağımsızlığı için çok gayret gösterdi. Hindistan, İngiliz sömürgesi olmaktan kurtuldu.

Gandhi, İslam dinini ve Kur’ân-ı kerimi dikkatle incelemiş ve Müslümanlığa hayran olmuştu. Bu hususta şöyle demektedir:

"Müslümanlar, en azametli ve muzaffer günlerinde bile, mutaassıp olmamıştır. İslamiyet, dünyayı yaratana ve Onun eserine hayran olmayı emretmektedir. Batı, korkunç bir karanlık içindeyken, Doğuda parlayan göz kamaştırıcı İslam güneşi, azap çeken dünyaya ışık, barış ve rahatlık vermiştir. İslam dini, yalancı bir din değildir. Hindular bu dini dikkatle inceledikleri zaman, onlar da, İslamiyet’i benim gibi seveceklerdir. Ben, İslam dininin Peygamberinin ve O’nun yakınında bulunanların, nasıl yaşadıklarını bildiren kitapları okudum. Bunlar, beni o kadar etkiledi ki, kitaplar bittiği zaman, bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm.

Ben şu kanaate vardım ki, İslamiyet’in süratle yayılması, kılıç sebebiyle olmamıştır. Aksine, her şeyden önce sadeliği, mantıki olması ve Peygamberinin büyük alçak gönüllülüğü, sözünü daima tutması, yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz sadakati sebebiyle İslam dini birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir.

Müslümanlık, ruhbanlığı ortadan kaldırmıştır. İslamiyet, başından beri sosyal adaleti emreden bir dindir. Hristiyanlığın birçok eksikleri olduğu için, türlü reformlar yapılmak zorunda kalındığı hâlde, Müslümanlığın ise ilk günündeki şeklinden, hiçbir şey değiştirilmemiştir."
Yine Fransa’nın dünyaca tanınmış meşhur ediplerinden ve devlet adamlarından biri olan Lamartine, (1790-1869), vazifeyle bütün Avrupa’yı ve Amerika’yı dolaşmış ve bu arada, Sultan Abdülmecid Han zamanında Türkiye’ye de gelmiştir.
Lamartine, (Histoire de Turquie=Türkiye Tarihi) adlı eserinde diyor ki:
"Hazret-i Muhammed, ortaya iki yeni itikat, iman koydu: Biri, (Tek ve ebedî varlık olan bir Allah’ın bulunduğu), ikincisi ise (Putların tanrı olmadığı) idi. Birincisiyle Araplara, o zamana kadar bilmedikleri, bir olan Allah’ı tanıtıyor, ikincisi ile de, o zamana kadar 'tanrı' zannettikleri putları onların elinden alıyordu. Kısaca, bir kılıç darbesi ile yalancı ilahları, putları kırdı, bunun yerine onlara (Tek Allah) inancını yerleştirdi.
Hatip, peygamber, kanun koyucu, cenkçi, insan düşüncelerini etkileyici, yeni iman esasları koyan ve yirmi büyük dünya imparatorluğu ile bir büyük İslam devleti kuran kişi: İşte Muhammed peygamber budur! İnsanların, büyüklüğü ölçmek için kullandıkları bütün ölçülerle ölçülsün; acaba Ondan daha büyük bir şahıs var mıdır? Olamaz!"

Onun bildirdiği İslamiyet ile şereflenen ve ona uyanlar, çok nasipli ve bahtiyar kimselerdir. Onun için dinimizin kıymetini bilmeliyiz, emirlerine uymalıyız. Dünyada ve ahirette, mesut, mutlu olmanın yolu budur.

Salim Köklü'nün önceki yazıları...