Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Aliyev’in talimatı, Bayramov’un arka plan çalışmas...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Soykırımcı İsrail’in Türkiye aleyhindeki girişimlerini görüyor ve neden böyle davrandığını anlayabiliyoruz.

Gazze’de insanlığın gözleri önünde hiçbir şey saklamadan işlenen katliamların bir gün uluslararası mahkemeler tarafından soykırım olarak nitelendirileceği açıktır. Katil Netanyahu ve ekibinin kandan beslenen, savaş üzerinden genişlemeyi hedefleyen politikaları bugün artık herkesin gözü önündedir. Ancak siyonist aklın, iki dünya savaşı döneminde ve çöktürülen imparatorlukların topraklarında kurduğu hesapları da biliyor, bu konuda sık sık yazılar kaleme alıyoruz.

Bütün bu hatırlatmaları gelecek nesiller adına yapıyoruz. Halkların ve coğrafyanın hafızasına kazınması, uyanık olmamız gerektiğini unutmamamız için bu gerçekleri kayda geçiriyoruz.

Siyonist ve katil Netanyahu, sözde Ermeni soykırımı taslağıyla kendince Türkiye’ye “ders” vermeye kalktı. Katil hükûmet “Ermenilere soykırım” yalanı üzerinden, Paşinyan’ın bile artık mesafeli durduğu siyasi retoriği kullanarak Türkiye’yi rahatsız etmek istedi.

Suriye’de, Somali’de, Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs hattında planlarını bozan, hesaplarını boşa çıkaran Türkiye’ye, tarihin yalanladığı bir “soykırım” iddiası üzerinden baskı kurmaya çalışması bile Netanyahu’nun içine düştüğü çıkmazın ve çaresizliğin göstergesidir.

Fakat benim konum bu değil.

Konu, Azerbaycan’ın reaksiyonudur…

Katil Netanyahu’nun bu girişimine karşı Azerbaycan kendisine yakışır üç önemli hamle yaptı.

Azerbaycan’ın İsrail içerisindeki çeşitli gruplarla temas hâlinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bunun arka planına bakıldığında gerekçelerini anlamlandırmak mümkündür. Bu konu üzerine daha sonra ayrıca detaylı bir yazı kaleme almayı da düşünüyorum.

Ancak tarih bize göstermiştir ki diplomasi kanalları, en zor dönemlerde kullanılan en önemli anahtardır.

İsrail’in bu cılız “soykırım” taslağı karşısında Azerbaycan’ın devreye girmesi de birçok açıdan son derece kıymetli diplomatik adımdır.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu konuda Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’a arka plan çalışması yapılması talimatını veriyor.

Bayramov, soğukkanlılığı, rasyonel yaklaşımı ve somut sonuç alma kabiliyetiyle öne çıkan başarılı bir diplomattır.

Burada küçük bir gözlemimi de paylaşmak isterim.

Ceyhun Bayramov, bağımsızlıktan bu yana Azerbaycan’ın siyasi tarihinde zor süreçleri yönetebilen en parlak iki dışişleri bakanından biridir.

Diğeri ise, bağımsızlığın ilk yıllarında, son derece zor şartlarda Azerbaycan’ın çıkarları doğrultusunda önemli sonuçlar elde eden Hasan Hasanov olmuştur. Bugün kendisi Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi üyesidir.

Gelelim esas konuya…

Aliyev’in talimatı üzerine Dışişleri Bakanı Bayramov, İsrail Parlamentosu Knesset’te etkili olan gruplarla temas kuruyor.

Bayramov’un arka plan diplomasisi ve güçlü argüman üretme kabiliyetini Karabağ uğruna verilen 44 günlük savaş döneminde ve sonrasında da yakından gözlemledik.

İsrail’deki gruplarla yürütülen çalışmalar da sonuç verdi.

Katil hükûmet, yasa taslağını Knesset’ten geçirmek zorundaydı. Ancak Azerbaycan’ın girişimleri sayesinde taslak daha tartışmaya açılmadan rafa kaldırıldı.

Bundan birkaç gün sonra Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Azerbaycan’a resmî bir ziyaret gerçekleştirdi.

İsrail saldırılarının sürdüğü, insanlık suçlarının işlendiği bir dönemde Filistin-Azerbaycan ilişkilerinin bu ziyaretle daha görünür hâle gelmesi, Bakü’nün diplomatik tercihinin çerçevesini en başta İsrail’e göstermiş oldu.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bu görüşmede, Doğu Kudüs’ü başkent kabul eden bağımsız ve egemen Filistin Devleti’nin kurulmasına verdikleri desteği bir kez daha vurguladı.

Filistin Başbakanı da Azerbaycan’ın desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Üstelik bu ilişkiler bugüne ait değildir

Filistin-Azerbaycan ilişkileri, Azerbaycan’ın bağımsızlığının ilk yıllarına kadar uzanmaktadır.

15 Nisan 1992’den itibaren iki ülke arasında güçlü dostluk bağları kurulmuştur.

2009 yılında imzalanan anlaşmayla iki ülkenin dışişleri bakanlıkları arasında siyasi istişare mekanizması oluşturulmuş, uluslararası kuruluşlarda iş birliğinin güçlendirilmesi ve Filistinli diplomatların Azerbaycan’da eğitim alması kararlaştırılmıştır.

Azerbaycan, Filistin’e maddi destek konusunda da geri durmamıştır.

2013 yılında Bakü’de yardım amacıyla düzenlenen konferansta toplanan 5 milyon dolar Filistin’e gönderilmiştir.

2014 Eylül ayında Gazze’deki insani kriz için 635 bin dolar yardım yapılmıştır.

31 Mart 2023 tarihinde Azerbaycan’ın Filistin’deki temsilciliği açılmıştır.

2023 yılında Gazze’deki çocuklar için 2 milyon dolar yardım gönderilmiştir.

Haydar Aliyev Vakfı burslarıyla Filistinli öğrenciler hâlen eğitim almaktadır.

Gazze’den 23 öğrenci, katliamın sürdüğü dönemde Azerbaycan’a getirilmiştir.

Azerbaycan, BM Genel Kurulu’nun 2025 yılındaki oylamasında Gazze’de derhâl ateşkes ilan edilmesini, rehinelerin serbest bırakılmasını ve insani yardımların engelsiz ulaştırılmasını talep eden karar lehinde oy kullanmıştır.

Kısacası Azerbaycan’ın Filistin meselesine yaklaşımı, Birleşmiş Milletler kararları ve uluslararası hukuk çerçevesindedir.

Aliyev’in Şuşa’dan Türkiye mesajı…

Aliyev, Şuşa’da düzenlenen geleneksel Uluslararası Medya Forumu’nda da takdire şayan açıklamalarda bulundu.

Özellikle Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin derinliğini, geleceğini ve vazgeçilmez niteliğini anlamak istemeyenler ile iki ülke arasına nifak sokmaya çalışanlara âdeta tokat niteliğinde mesajlar verdi.

Aliyev şöyle dedi:

“Biz Türkiye ile sadece dost ve kardeş değiliz; aynı zamanda müttefikiz. Eğer bizden birine karşı talihsiz veya kötü bir olay yaşanırsa, diğer taraf tüm potansiyeliyle, askerî kapasitesi dâhil olmak üzere, kardeşinin yanında olacaktır. Dünyada Türkiye ve Azerbaycan kadar birbirini destekleyen, dost olan başka iki ülke yoktur.”

Aslına bakarsanız bu satır araları ve zamanlama bize çok şey anlatıyor.

Türkiye ile Azerbaycan’ın birlikte durduğu yerde kötü niyetli hesapların başarıya ulaşması mümkün değildir.

Soykırımcı İsrail’in, tarihin yalanladığı sözde Ermeni soykırımı iddiasına yeniden sarılması karşısında Azerbaycan’ın hem söylem hem de eylem düzeyinde ortaya koyduğu diplomatik adımlar birlikte değerlendirildiğinde, gerekli mesajın verildiği kanaatindeyim.

Ben bu yazıda sadece üç örnek üzerinden tabloyu okumaya çalıştım.

Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin yanında bunlar küçük ayrıntılar gibi görülebilir.

Fakat ben meseleye karınca misali bakıyorum

Nemrut, hazreti İbrahim’i ateşe attığında bütün hayvanlar kaçışırken, ağzında bir damla suyla ateşe doğru koşan karınca olmayı tercih edenlerdenim.

Diğer hayvanlar “Bu küçücük suyla mı ateşi söndüreceksin?” diye alay ettiklerinde karınca şu cevabı verir:

“Amacım ateşi söndürmek değil, safımı belli etmektir.”

Bence ortak davamıza ve ortak ülkülerimize bu gözle baktığımız sürece, aramıza sokulmak istenen her türlü fitneye karşı direnişimiz de zaferle sonuçlanacaktır.

İnşallah.

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.