Bireyin hayatında çocukluk dönemi geleceğini şekillendirecek önemli bir aşamadır. Bu dönemde oyun ve taklitle öğrenmeye çalışan çocuklar üzerinde aile, okul ve arkadaş çevresinden belki de daha fazla televizyon etkili olur. Çocuk yetişkini örnek aldığı için yetişkinler de televizyon izleme alışkanlığını gözden geçirmelidir. Çocuklar için olumlu model olmalıdırlar.
Erken çocukluk dönemi olan 0-8 yaş gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Televizyon, çocukların bu dönemle ilgilerini çeken ve özellikle görselliğe hitap eden bir uyarıcı niteliğindedir. Bugün bazı anneler sabah kahvaltısından sonra çocuklarını âdeta elektronik bir bakıcı gibi televizyonun karşında bırakmakta ve kendileri mutfakta işlerini yapmaktadırlar. Bu son derece yanlış bir tutum ve davranıştır. Çocukları pasif ve edilgen konumuna sokar. Çocuğun sosyal gelişimine sekte vurur. Tek yönlü iletişimle çocuğun iletişim kurma beceresine de engel olur. O nedenle ev hanımlarının iş yaparken çocuğunu yanında bulundurması daha iyi bir yoldur.
Bugün birçok çocuk kanallarında, çocukların oynatıldığı reklamlarda, çocukların ilgisini çeken tüketim körüklemektedirler. Çocuklar özendirici reklamlardan kolaylıkla etkilenmekte ve olumsuz yönde tüketime yönlendirilmektedir. Az televizyon seyreden çocukların oyuncak isteklerinin yüzde 70 oranında azaldığını yapılan araştırmalar göstermektedir.
Kontrolsüz bir şekilde çocuğun her programı izlemesine izin verilirse bu durum çocukta kızgınlık, şiddet eğilimi, korku ve kaygı gibi olumsuz duyguların ortaya çıkması da kaçınılmazdır.
Geleceğimizin vârisi çocuklarımızı doğru ve düzgün yetiştirmek için çocuk pedagojisini iyi bilmemiz gerekir. Televizyon izleyen çocuklar için ebeveynlere şu önerilerde bulunabilirim.
1-Ailecek televizyon izlerken aile içi iletişim zayıfladığından dolayı ebeveynler çocuklara gerekli ikna edici açıklama yaparak televizyonu kapatmalı ve kendileri televizyon yerine geçebilmelidir.
2-Anne ve babalar çocuklara yatmalarını söylerken kendileri de erken yatmalıdırlar.
3-Ebeveynler çocuklarına televizyon izleme konusunda daha esnek bir yol izlemeli. Ne tamamen yasak ne de tamamen serbest bırakmalıdır.
4-Çocukların çocuklarla televizyon seyretmesi tek başına seyretmesinden daha yararlıdır. Çünkü iki kişi arasında iletişim sağlama imkânı olacaktır.
5-Ebeveynler televizyon izleme süresini kısıtlamalı ve birbirleri ve çocuklarla daha fazla vakit geçirmelidir.
6-Televizyon izleme alışkanlığı kazandırılmamalı. Şayet böyle bir şey olmuşsa ebeveynler çocuklarla birlikte seyretmelidirler. Yer yer çocuklara izah edilmelidir...
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Nevzat Tarhan
Hür düşünmeyi öğretiyoruz
İdealist olmayan akademik personelle günümüzde küresel rekabette tutunabilmek ve ayakta kalabilmek mümkün değildir. Üniversite yüksek lise değildir. Üniversite demek kabuğunu kıran, zihinsel isyan ve özgür düşünce demektir. Üniversitede sıra dışı ve aykırı insanların olması kazanımdır.
Üsküdar Üniversitesi bundan birkaç yıl önce kurulmuş çiçeği burnunda özel bir kurum. Özel Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan oldukça tecrübeli, sempatik, enerjik ve dinamik bir hekim. NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi, NP Feneryolu Polikliniği ve NP Etiler Polikliniğinin ardından NP GRUP zincirine eklenen Üsküdar Üniversitesi sağlam temeller üzerine inşa edilmiştir. Geleceğin meslek fırsatlarını sunan üniversite-hastane iş birliği modeliyle, gençlere hem iyi bir meslek ve hem de insani değerler sahip bireyler olmalarına öncülük etmektedir. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile üniversitenin merkez yerleşkesinde yaptığımız söyleşi ile baş başa bırakırken mülakat için yardımcı olan rektörlük iletişim koordinatörü Şaban Özdemir''e de teşekkür ediyorum.
> Sayın Hocam kurucu rektör olarak üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Üniversiteleri değerlendirirken üç kriter var, üçünü birlikte değerlendirmek lazım. Birincisi akademik kadro, ikincisi altyapı, üçüncüsü ise mali altyapı. Şu an üçüncü senemiz dolacak akademik kadro açısından doçentler hariç 33 profesörümüz var. Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında tematik bir üniversite olmak hedefimizdir.
> Üsküdar Üniversitesi Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye''nin tek üniversitesi, Türkiye için ne ifade ediyor? Üsküdar Üniversitesi''ni üniversiteler arasındaki yeri nedir?
Bir söz vardır, bir insan herkesin gittiği yoldan giderse aynı hedefe varır, biz üniversite olarak aynı yere varmak istemiyoruz. Farklı daha yüksek tepelere çıkmak istiyoruz. Bunun için de farklı yol kullanmak gerekiyor. Bu farklı yollardan birincisi üniversitenin konseptiyle ilgili. İkincisi üniversitede akademik motivasyon çok önemli. Bu motivasyonun yüksek olması önemli. Motivasyonu yükseltmenin en önemli yolu hedefin yüksek ve gerçekçi olması geçiyor.
Biz hedef olarak özellikle Brean Park Beyin Parkı Projesi var burada. Bu proje içerisinde bütün Nörobilimi, mühendisliği, sağlık bilimini ve sosyal bilimlerin hepsini multidisipliner olarak ve interdisipliner olarak birarada çalıştırarak Türkiye''nin beyin üssü olmayı hedefliyoruz.
Şu anda üniversitemizi doğuran/doyuran NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanemiz var. Bu hastane Türkiye''de nöroloji, psikiyatri ve psikolojiyi birleştirerek oluşturan bir hastane konsepti oldu. Bu dünyadaki psikiyatrinin ve davranış bilimlerinin gittiği yön. Şimdi ilişkinin nörobiyolojisi diye insan ilişkilerinin sinir bilimi üzerine, nöropazarlama üzerine Türkiye''de ilk kez yüksek lisans bölümü açtık. Lisans ve önlisans öğrencilerine Proje Kültürü dersi koyduk. Bu da ülkemizde bir ilk oldu. Proje Kültürü dersinde bir öğrenci mezun olurken bir projenin ucundan tutmasını istiyoruz ta ki proje algısı oluşsun, yenilikçi, proje üreten, olaylara farklı bakan kendini aşan yeni bir kuşak ortaya çıksın..
> Üniversitede istediğiniz öğrenci profili yenilikçi mi, idealist mi, bunların haricinde nasıl bir gençlik nasıl bir öğrenci profili hedefliyorsunuz?
Şöyle bir söz vardır: "İyi insan olmak varoluşumuzun kirasıdır" derler. Öğrenciye bir somut bir de soyut hedefler verilir. Hedef piramidini gençlere öğretmeye çalışıyoruz. Hedef piramidinin en tepesinde somut hedefler vardır. Nasıl bir insan olmak istiyorsun? Öğrenci; benim iyi insan olma prensibim var, o yüzden kötülüğü elimin tersiyle itiyorum diyecektir. Bu nedenle en güzel şey gençlerin kötülükten uzak durmasını sağlamaktır.
Bir gence ''Meslek sahibi ol para kazan nasıl kazanırsan kazan'' tarzındaki yaklaşım bizim üniversite olarak konseptimizde olmayan bir şey. Bu nedenle biz öğrencilerimiz için sadece akademik başarı değil hayat başarısı hedefliyoruz.
> Bu nasıl olacak hocam?
Bir insan hem kendini hem de başkalarını mutlu edebilir, öbür türlü sadece kendini mutlu eder ama evde birlikte yaşadığı insanların yarısı mutsuzsa bu sürdürülebilir bir mutluluk olmaz. Onun için gençlere hayat başarısını ve akademik başarıyı birlikte öğretmeyi hedefliyoruz. Bunun için de ön lisans dâhil Pozitif Psikoloji dersleri koyduk. Üniversitemizde psikolog kadromuz yeterli olduğu için uygulayabiliyoruz. Üniversiteye ek bir yük getirdi ama buna rağmen öğrencilerimiz iyi yetişsin diye bu ek yükü göz önüne aldık.
> Türkiye üniversitelerin mevcut yapısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk tekstili dünyayla rekabet eder hale geldi ama Türk üniversiteleri öyle değil. Türk üniversitelerinde kıpırdanma yeni yeni başlıyor. Bunun nedeni devlet tuizme öncelik verdi. Turizm ve otelciliğe yatırım yaptı. Devlet tekstile ve sanayi üretimine destek verdi ve yatırım yaptı. Bilime ve üretime önem verilmedi. Çünkü marifet iltifata tabidir, marifetin ve bilginin gelişmesi için teşvik edilmesi gerekiyor. Devlet ancak 2-3 senedir bu teşvike başladı. Dünyada bilim politikları için ayrılan bütçe yüzde 3 iken bizde yüzde 1''in altında. Yeni yeni yükseltilmeye başladı, eğer bu olursa ancak kendi ilacımızı üretebiliriz. Kendi markamızı oluşturabiliriz, kendi AR-GE laboratuvarlarımızı kurabiliriz. Bilgi çağında yaşadığımız için bu zamanda bilgi ve tasarım üreten evrende lider olabiliyor. Ekonomide başarı daha önceleri sermaye birikimine bağlanıyordu. Hâlbuki sermaye birikiminden daha önemlisi deha ve zekâ çıkışlarıyla ekonomik başarı ortaya çıkıyor.
> Özel üniversitelerin Türkiye''deki yeri, konumları sizce doğru strateji üzerine kurulmuş mudur? Devlet, vakıf, şahıs yani patron üniversitesi kavramı yerinde ve doğru bir tespit ve yapılanma mıdır?
Türkiye''de anayasanın verdiği zorluk nedeniyle vakıf üniversitesi ile özel üniversiteler çok karıştırılıyor. Hâlbuki özel üniversite tamamen ticari üniversitelerdir. Vakıf üniversiteleri vakfedenin vakıf senedindeki ideallere göre, vakıf tüzüğüne göre işleyen ve bunlar kar amacı gütmeyen kurumlardır. Hâlbuki özel üniversiteler kar amacı güder, rekabet içerisinde tutunabilir ya da tutunamaz. Ama Türkiye''de vakıf üniversiteleri var fakat özel üniversite olmak isteyen kişiler de vakıf üniversitelerinden başka seçenek olmadığı için vakıf üniversitelerinin bir bakıma kavramına uymayan yaklaşımlar var, davranışlar var. Vakıf üniversiteleri kar amacı gütmemeli, kazanımını kendi alanına yatırmalı, kazanımını kendi alanına yatırarak büyürse bunu yapan üniversite özel üniversite bile olsa kazancını kendi alanında büyütüyorsa o üniversite vakıf üniversitesidir.
> O zaman siz patron değil vakıf üniversitesiniz?
Evet. Vakıf üniversitesi olmaya kesin kararlıyız. İlk baştan beri, hatta üniversite olmadan önce hastanenin çalışmasında da hastane hep kendi alanında büyüdü. Başka bir alana hiç dağılmadık.
> Bir üniversiteyi sıfırdan ya da belli bir yerden başlatıp bir duruma kadar getirebilmek nasıl bir duygu? Üniversite rektörü olmak nasıl bir his?
Benim için üniversitede rektör olmakla öğretim üyesi olmanın arasında bir fark yok. Üniversite rektörü olduktan sonra hayatımda bir şey değişmedi. Hastanedeki yöneticilik de aynı çalışma temposu ve ilişkiler aynı. Hayatımda ne olumlu ne olumsuz bir şey olmadı sadece alan değişti. Daha önce sağlık alanındaydık şimdi eğitim alanına daha çok birleştirdik. Sağlık ve eğitim bu iki alan biz aslında devletin yapması gereken işleri yapıyoruz. Normalde bunlar topluma karşılıksız olarak sosyal devletin vermesi gereken hizmetlerdir.
Sürekli gelişim esas olduğu için buradaki her hoca da öğreniyor, rektör de öğreniyor, hepimiz yeni, bir şeyler öğreniyoruz. Bilmediğimiz bir şeyle karşılaştığımız zaman orada komplekse giriyorsa bir insan bilmediğim birşeyi bunu saklamam lazım tarzındaki bir yaklaşıma giren bir insan kendini geliştiremez. Bilginin bu kadar yoğun olduğu bir çağda her şeyi bilemez. Biz bu nedenle öğrencilere sadece bilgi hazinesinin anahtarlarını veriyoruz. Bilgi hazinesini onlara vermiyoruz. Kendileri araştırıp bulacak onlara yol gösteriyoruz.
> Öğrencinin üniversiteye yerleştirilmesinde üniversitenin rolü ne olmalıdır? Üniversite mi öğrenciyi seçer yoksa öğrenci mi üniversiteyi seçer?
Burada monolog değil, diyalog esastır. İkisi de birbirini seçmeli. İki taraflı bir ortaklıktır. Ortaklık tek taraflı olmaz. Biz burada öğrenciyle eğitim ortaklığı yapıyoruz. Eğitim ortaklığı yaptığımıza göre ortaklıkta esas olan nedir? İki tarafın da özgür iradesidir. O ölçütler içerisinde üniversite öğrenciyi alırken öğrenci de kafasında ne istediğini biliyorsa eğer ikisi de birbiriyle örtüşüyorsa birbirlerini seçmiş olurlar. Bunun için burada birine öncelik yoktur, ortaklık anlaşması yapmaktır, eğitim sözleşmesi yapmaktır.
> Öğrenciler üniversitenizi neden tercih etsin? Diğer üniversitelerden ayıran bariz özelliğiniz ne?
Üniversite olarak yenilikçi, dinamik, bir üniversiteyiz. Kendini yetiştirmek isteyen, kendi alanında en iyi olmak isteyen kişilerin bizi tercih etmesi için sadece öğrenci diploma için değil, hayatı öğrenmek içinde gereklidir. Hayatta öğrenmek iki türlüdür biri deneme yanılma, diğeri de başkalarının tecrübelerinden yararlanma şeklinde olur. İnsanın ömrü deneme yanılmayla her şeyi öğrenmesine yetmiyor. O halde akıllı insan başkalarının tecrübelerinden yararlanır. Biz öğrencilerimizle kendi tecrübelerimizi paylaşarak onların hayatta daha hızlı yol almalarını sağlamak istiyoruz.
> Akademisyenlerin performansa dayalı ücret almasını doğru buluyor musunuz? Özel üniversitelerle devlet üniversiteleri arasındaki ücret dengesizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Halk arasında bir söz vardır: "Ne kadar ekmek o kadar köfte diye" Bu maalesef rekabetçi yarışmacı sistemin bir sonucu. Özellikle akademisyenlik 7/24 zihinsel meşguliyet isteyen birşey. Ben bayram tatiline giderken hocalarımıza şöyle diyorum: "Siz tatile gidin ama aklınız üniversitede olsun." Çünkü bir proje var, o projeyi Arşimed nasıl bulmuş, suyun kaldırma prensibini? Ya da yerçekimi kanunu nasıl bulunmuş? Biri elma ağacının altında otururken diğeri banyoda. Çünkü bilim adamı dinlendiği zaman bile beyninin bir bölgesi ürettiği işle ilgili üretim halindedir. Eğer böyle olursanız birşey üretirsiniz. Hocalarımızın böyle olması lazım ki yeni bir şeyler üretebilsinler. Yani bu o kişinin istirahat etmesine engel değildir. Ama eğer bu konuda yüksek idealleri varsa istirahat ederken bile zihinsel keşif ortaya çıkabilir. Biz üniversite olarak akademik başarıda böyle idealist hocalarla ilerlemeyi hedefliyoruz.
ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ KÜNYESİ
Ruh ve beden sağlığını korumalıyız
Kuruluş: 2011
Fakülte Sayısı: 4 Fakülte, 3 Enstitü
Yüksek Okul: 1 Meslek Yüksekokulu,
Araştırma ve Uygulama Merkezi: 22 Merkez, 1 Hastane, 3 Poliklinik
Akademik Personel: 200 akademik personel, 114 İdari Personel, 30 Klinik personel
Yerleşke Sayısı: 3
Toplam Öğrenci Sayısı: 6 bin 100
Öğrenci Kulübü: 50
Misyon: Ülkemizin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına katkı sağlayacak, özellikle bilim, sağlık, turizm, tarih ve kültür kaynakları yönetimi alanlarında uluslararası düzeyde eğitim ve araştırma imkânı sunan bir üniversite olacaktır. Çağdaş teknolojiye hâkim, yüksek nitelikli eğitim, öğretim, araştırma ve uygulama programlarıyla; kentsel ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan öncü ve örnek bir üniversite olacaktır. Ulusal ve uluslararası ölçekte, Türkiye''nin doğal ve kültürel kaynaklarını temel alan çağdaş, katılımcı, araştıran ve bilim üreten ve ülkenin turistik tarımsal sosyal ve ekonomik varlıklarını değerlendiren bir üniversite olacaktır.
Vizyon: Ruh- beden sağlığı ve hastalıkları, Tıp, Genetik, Sosyal ve Biyomühendislik bilimleri, Temel bilimler, Spritüel bilimler, Aile Danışmanlığı gibi çeşitli disiplinlerin ortak amaçlar için benzer yöntemlerle çalışarak bilim, hizmet üretmesi ve nitelikli insan yetiştirilmesi Sağlık, sosyal, tarih ve kültür kaynakları yönetimi alanlarında, ülkemizin kişisel ve toplumsal ruh sağlığını korumak ve geliştirmek.
Slogan: İnsanı anlamaya bir adım daha.

