Kaydet
a- | +A
Dünyada belki de hiç kimsenin ölüm yıl dönümünün kutlanmadığı bir şahsiyet olan Mevlana Celaleddin-i Rumi (D.1207) 17 Aralık 1273 yılında Konya’da vefat etmiştir. Ölümünden neredeyse sekiz asır geçmesine rağmen yurt içinden ve yurt dışından gelen milyonlarca insan Mevlana’nın türbesini ziyaret etmekte, âdeta ölüm yıl dönümünü kutlamakta ve kutlu mesajından istifade etmeye çalışmaktadırlar. Mevlana’nın şaheseri olan Mesnevi’de mükemmel bir anlatım, kıvrak bir zekâ, sağlam bir inanç, sıcak bir sevgi vardır. Günümüzde çeşitli dünya dillerine çevrilen, çeşitli eserlerin yazılmasına vesile olan bu eserden bendeniz de “Mesnevi’den Pedagojik Telkinler” (S.Doğan, Selis Yayınları, 2013) isimli bir kitap kaleme aldım. Bu kitapta Mesnevi’deki eğitimi, eğitim yöntemleri ve çocuklarla ilgili hikâyelere yeni yorumlar getirdim.
Mevlana, eğitimi bir ihtiyaç olarak gören ve eğitimin gücüne inanan biri olarak, eğitimcide bulunması gereken özellikler ve öğretim yöntemleri ile ilgili olarak ortaya koyduğu sürekli uygulama alanı bulabilecek görüşleri ile evrensel bir şahsiyet olma özelliği taşımaktadır. Mevlana modern eğitimde yer alan, “çocuğun benliğini öne çıkarma” düşüncesine ters düşmemektedir. Mevlana modern görüşten biraz daha ileri giderek, çocuğun gerçek benliğini yakalayıp öne çıkmasını istemektedir. Bu benlik, eğitim sayesinde kendini bulacak, eğitimin hür havasında, çocuğun bağımsızlık dünyasında kendini öne sürecektir.
Modern psikolojide “iç gözlem” metodu olarak adlandırılan bu metot Mevlana’da, kendini gözleme, kendini anlama ve kendini tanıma olarak yer alır. Kendine yönelme, nefisle mücadeleyi devreye sokma demektir. Kendi kendini eğitmenin bir yolu da kendi kusurlarını tespit etmektir.
Kâinatın sahip olduğu estetik değeri ancak gözlemlerle görebileceğimizi belirten Mevlana, öğrencisine şu tavsiyede bulunur:
“Güzelim sanatına bak, gönüllere gelen vahyini seyret. Tümden görüş ışığı kesil; ne gelirse bakış-görüş zevkinden gelir.”
Eğitimci, öğrencisinin gözü ve görüşü olmalıdır. Mevlana’nın eğitim anlayışında değişim hayatın bizzat kendisidir. Onun içindir ki Mevlana, baharın yeryüzüne getirdiklerinin bir benzerini eğitimin insan hayatında meydana getireceğini ısrarla savunmaktadır. Mevlana şu misali vermektedir: 
“Gübre bostanın gönlüne girip yok olur, pislikten kurtulur. Kavun, karpuzun lezzetli olur ve lezzeti artırır. Sen de pislikten kurtulursan yücelir ve mutluluğa erersin.”
Mevlana''da eğitimin amacı, insanın eksikliklerini gidermesi ve sahip olduğu yetenekleri mükemmel hâle getirerek Allah’a yakın olmasıdır...
Mevlana’nın eserlerinden anlaşılıyor ki kendisi iyi bir pedagog, Mesnevi adlı şaheseri de bir pedagoji kitabıdır âdeta. Mevlana, eğitimin insanın yaratılış gerçeği üzerine kurulmasını, kişilerin tabiatlarındaki sanat ve hünerleri geliştirmesini ve onların olgun gönüllerinin hizmetine sunulmasını istemektedir. Mevlana yaşadığı dönemin iyi bir eğitimcisidir. Medresede, camide, sohbet meclislerinde hem öğretim faaliyetlerinde bulunmuş hem de manevî eğiticilik vazifesini yürütmüştür. Ömrü eğitim ve eğitsel etkinliklerle geçen Mevlana, bütün eserlerini de bu amaçla yani insanların eğitimine duyduğu ihtiyaç sebebiyle yazmış veya yazdırmıştır. Bu yönüyle de Mesnevi didaktik bir eserdir. 742 vuslat yılında Hazreti Mevlana’yı rahmetle yâd ediyorum...
 

Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

Alanya tabiat harikası tarihî bir ilçemiz. Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su ihtiyacını sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmakta ve hâlâ kale içinde yaz ve kış insanlar yaşamaktadır. 
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektörü Ahmet Pınarbaşı, ilçeye tarihe yakışan bir üniversite kurulduğuna dikkat çekerek, üniversite yeni ancak daha önce Akdeniz Üniversitesi’nden ayrılan 6 bin 500 öğrenci ve öğretim elemanlarıyla işe başladıklarını belirtiyor. Rektör Profesör Pınarbaşı, genç, dinamik, heyecanlı, mütevazı, sempatik ve yenilikçi bir portre çiziyor. Üç aylık çiçeği burnunda Rektör Pınarbaşı, aynı zamanda Rektör Yardımcıları da olan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Gültekin ve İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Topcuoğlu ile iyi bir ekip oluşturmuş. Sizi söyleşi ile baş başa bırakırken katkılarından dolayı Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Aktaş’a da teşekkür ediyorum.
Sayın Hocam öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun. Rektör olmayı daha önceden hedeflediniz mi?
Çok teşekkür ederim. Her zaman görevlerimi en iyi şekilde severek yapmaya ve iyi bir akademisyen olmaya çalıştım. Rektör olayım diye özel bir hedefim hiç olmamıştı, ama şartlar bu yönde gelişti. Kısmet oldu. Şimdi de bana tevdi edilen bu kutlu görevi layıkı veçhile yapmak için elimden gelen çabayı göstereceğim.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade     ediyor?
Üniversitemiz ülkemizde en son kurulan 3 devlet üniversitesinden biridir. Şu anda yapılanmaya ve sağlam bir üniversite temeli oluşturmaya çalışıyoruz. Öncelikle bölgemiz olmak üzere Türkiye’nin 2023 ve 2071 hedeflerine ulaşmaya yönelik olarak önemli katkılar sunmak en büyük hedefimizdir. Araştırma-geliştirme bazlı ve proje odaklı, üretken bir dünya üniversitesi olmak için çaba harcayacağız üniversite olarak.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları neler olabilir?
Üniversiteler hâlâ 1980 darbesinden sonra yürürlüğe giren 2547 sayılı kanunla yönetiliyor. Sayıları hızla artan üniversitelerimizin güncel ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir YÖK yasası mevcut sorunların çözümüne önemli katkılar sunacaktır. Bu kanunun değişmesi için anayasa değişikliği gerekiyor. Umuyorum ki yeni hükümet döneminde yeni bir anayasa ile yeni bir YÖK yasası da yürürlüğe girecektir. Son 4 yıldır önce Rektör yardımcılığı, şimdi de Rektör sıfatıyla üniversite üst yönetiminde bulunan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki gerek hükümetimiz gerekse YÖK üniversitelerin gelişmeleri ve sorunlarının hızla çözülmesi için gerekli tüm destekleri sağlamaya gayret ediyorlar.
Siz üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, nerede olmayı hedefliyorsunuz?
Biz üniversitemizi Dünya Üniversitesi olacak bir üniversite olarak tanımlıyoruz, zira bu hedefe ulaşacak imkânlara sahip olacağımızı düşünüyoruz. Öncelikle konum olarak ülkemizin en güzel yerlerinden birinde; denizi, dağı, ormanı ile sadece ülkemizde değil tüm dünyada bilinen, 40 bin yabancının mülk sahibi olduğu bir yerde kurulu bir üniversiteyiz. Daha şimdiden 40 ülkeden öğrencimiz var. Kampüs altyapımızın tamamlanması ve akademik kadromuzun güçlenmesi ile örnek bir üniversite olma yolunda hızla ilerleyeceğimizi ve tüm dünyadan öğrenci çekebileceğimizi düşünüyorum.

Mevlana ve Mesnevi
Başlık ResmiMevlana ve Mesnevi

Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz?
YÖK’ün hedefleri benim de vizyonuma çok uyan bir şekilde her üniversitenin öncelikle bulunduğu bölgenin gelişmesine katkı sağlayacak şekilde olmasıdır. Artık her şehrimizde, hatta bazı ilçelerimizde üniversite var. Her üniversite bulunduğu bölgeyi öncelik olarak ele alır ve geliştirirse ülkemiz de gelişir. Bu hedef doğrultusunda biz de bölgemizin dinamikleri ile uyumlu olarak turizm, sağlık, spor, kültür ve sanat alanında gelişmeyi kendimize öncelik olarak belirledik. Bu alanlarda yeni fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulları kurmak üzere çalışmalara başladık. Şu anda Tıp Fakültesi, İşletme Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Eğitim Fakültesi ve 3 Meslek Yüksekokulumuzda eğitim-öğretim faaliyetimiz devam etmektedir. Yakın zamanda ise Yabancı Diller Yüksekokulu, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Diş Hekimliği Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Turizm Fakültesi, Devlet Konservatuarı ve Güzel Sanatlar Fakültesini kurarak faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz.
Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır? 
Öğrencilerimizin istediğimiz profile sahip olması için öncelikle bu öğrencilerimize eğitim verecek öğretim elemanlarımızın hedeflediğimiz profile uyması gerektiği kanaatindeyim. Bu yüzden biz yeni bir üniversite olarak kabul edeceğimiz öğretim elemanlarımızı millî ve manevi değerlere bağlı, dinamik ve üretken, işini severek yapan, sabırlı ve merhametli, çalışmayı bir nevi ibadet olarak gören, araştırma odaklı, sorgulayıcı bireyler arasından seçmeye çalışacağız. Bu tanıma uyan öğretim elemanlarının yetiştireceği öğrenciler de istediğimiz kalite ve profilde olacaktır.
Türkiye’deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretime katkı bakımından dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır? 
Sorgulayıcı ve sonuç odaklı bir eğitim yapısı çok önemli. Merak eden ve sorgulayan öğrenciler yetiştirmeliyiz. Yurt dışında sürekli ucu açık projeler verilir öğrencilere ve öğrenci araştırır kendi yön verir projeye. Öğretim elemanlarımızın kendilerinin yaptığı veya öğrencilere yaptırdığı proje ve tezlerin belli bir hedefe yönelik olması, ülkemizin sanayisinin veya bir kurumunun ihtiyacını karşılayacak, sorununu çözecek bir çalışma olması son derece önemlidir. Bitirilip rafa konan bir tezin ülkemize ne faydası olacak. Yurt dışında yaptırılan yüksek lisans ve doktora tezlerinin çoğu sanayi veya kurumlar tarafından desteklenir ve onların karşılaştığı bir sorunu çözmeye yöneliktir. Biz de ülkemizde tüm kurumların koordineli olarak çalışması ile topyekûn kalkınma hamlemizi başarabiliriz. Son yıllarda bu konuda önemli gelişmeler yaşanıyor. Gerek TÜBİTAK gerekse diğer bakanlık ve kurumlar Ar-Ge faaliyetlerine verilen finansal destekleri sürekli artırıyorlar; üniversite-sanayi-kamu iş birliğinde önemli mesafeler kat edilmeye başlanıyor çok şükür.
Üniversite Rektörü olmak nasıl bir duygu?
Benim için uykuları kaçıran bir görev doğrusu. Çünkü büyük bir sorumluluk altında hissediyor insan kendisini. Fakat güzel işler başardıkça da insana tarifsiz bir mutluluk duygusu hakim oluyor.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Öğrencilerimizi kendi evladımız gibi görüyor ve onlara her şeyin en iyisini sağlamayı kendimize görev biliyoruz. Alanya kışları ılıman bir iklime sahip, havası çok temiz. Birçok öğrencimiz yazın memleketlerine gitmeyip Alanya’daki turistik tesislerde çalışıyor, harçlıklarını çıkarıyorlar. Bazıları ise Alanya’yı o kadar çok seviyor ki artık ayrılmıyor buradan. “Tatil tadında eğitim” olarak tanımlayan öğrencilerimiz de var buradaki eğitim hayatını. Barınma sorunu da yok, zira yazın turistlerin kullandığı oteller ve apartlar kışın öğrencilere makul fiyata kiralanıyor.
Yerleşke konusunda sıkıntınız var mı?
Şu anda öğrenci sayımıza göre yeterli bir yerleşkemiz var. Yeni yılla birlikte mevcut yerleşkemizi daha güzel hale getirmek için çalışmalara başlarken, artacak öğrenci sayımıza göre de yerleşkemizi genişletmek istiyoruz.  
Öğrencilerin üniversite tercih ve yerleştirilmesinde sizce üniversitenin yeri ve rolü ne olmalıdır? Öğrenci üniversiteyi mi seçmeli yoksa üniversite öğrenciyi mi seçmeli?
Öğrencinin hedeflediği eğitimi en iyi kalitede alabilmesi için seçeceği üniversitedeki altyapı ve öğretim elemanlarının niteliği de önemlidir. Üniversite öğrenciyi seçmelidir. Şu anda ülkemizde bu mümkün olmuyor ama üniversite sayısı arttıkça ileriki yıllarda bu da mümkün olacaktır. Öğrenciler sadece ÖSYM sınavları sonuçlarına göre kabul ediliyor üniversitelere ama öğrencilerin spor, kültür, sanat alanındaki beceri ve başarıları; sosyal sorumluluk projelerinde yer alma ve toplum yararına yaptıkları hizmet ve çalışmalar da üniversitelere öğrenci seçmede bir kriter olmalıdır.
Üniversitenizin tercih edilecek yabancı öğrenci profili nedir, hangi bölge ve ülkelerden öğrencileriniz var?
Yeni bir üniversite olmamıza rağmen şu anda 40 ülkeden öğrencimiz var. Güney Amerika’dan (Şili, Kolombiya gibi) tutun Avrupa, Asya, Afrika’ya kadar çok değişik milletlerden öğrencilerimiz, kaliteli eğitimimiz ve Alanya’nın güzel fiziki şartları nedeniyle üniversitemizi tercih ediyor. Bundan sonra da uluslararasılaşma ve daha çok yabancı öğrenci çekme yönünde gayretlerimiz devam edecek. Mühendislik, işletme ve diğer fakültelerde en az yüzde 30 İngilizce eğitim veren bölümler açmak ve böylece Erasmus, Mevlana gibi programlar vasıtasıyla yabancı öğrencilerin daha fazla geleceği bir üniversite olmayı hedefliyoruz. Böylece hem Alanya’mızı hem de ülkemizi daha fazla yabancıya tanıtmak istiyoruz.
Yeni Türkiye''nin yeni üniversiteleri ve yeni rektörleri nasıl olmalıdır?
İnovasyon ve yenilik bazlı; gelişime ve değişime açık; sorgulayıcı, Ar-Ge tabanlı ve katma değeri olan çalışmalara ağırlık veren; insan ve çevre odaklı; niceliğe değil niteliğe önem veren; hem milli ve manevi hem de üniversal değerlere bağlı öğrenci yetiştiren üniversiteler ve rektörler ülkemizin kalkınmasına büyük katkı sağlayacaktır kanaatindeyim.

Kimdir? 

Prof. Dr. Ahmet Pınarbaşı 1965’te Kahramanmaraş’ta doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini burada tamamladı. Lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde, yüksek lisans ve doktora eğitimini ise Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile Amerika Birleşik Devletlerinde Lehigh Üniversitesinde Makine Mühendisliği alanında yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra Adana Çukurova Üniversitesinde ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. Son üç buçuk yıl Adıyaman Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak görev yaptı. Eylül 2015’te Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektörü olarak atandı.

Mevlana ve Mesnevi
Başlık ResmiMevlana ve Mesnevi

ALaaddin Keykubat ÜniversiteSİ Künyesi

Yepyeni üniversite

Kuruluş: 2015, Öğrenci sayısı: 6500, Akademik personel sayısı: 110, İdari personel sayısı: 50, Akademik birimler: Fakülte sayı: 4 (Tıp, İşletme, Mühendislik ve Fakültesi). Meslek Yüksek Okulu: 3 (Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Meslek Yüksekokulu, Akseki Meslek Yüksekokulu, Gazipaşa Mustafa Rahmi Büyükballı Meslek Yüksekokulu) Enstitüler: 3 (Fen, Sosyal ve Sağlık Bilimleri) 
Misyon: İnsanlığa hizmet merkezli bir yönetim anlayışı ile eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, bölgenin ve ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli bireyleri yetiştirmek için, toplumun huzur ve refahının artırılmasına yönelik çözüm, değişim, dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınmasına öncülük etmektir.
Vizyon: Bilgi, ürün ve hizmet üreterek turizm, sağlık, tarım ve hizmet sektöründe bulunduğu bölgenin ve ülkenin sosyo-ekonomik yapısını geliştiren ve tercih edilen bir dünya üniversitesi olmak.