Kestirmeden gideyim. Bana göre Sivasspor dün oynadığı, kendine göre finali, kazanarak Türk futbol tarihinde yeni bir sayfa açtı. O sayfanın başında da "Şampiyonluk" manşeti asılıdır.
Bülent Uygun elindeki kapasitenin hem öne, hem geriye en doğru, en sağlıklı ve de rakibi en ciddi şekilde rahatsız edebilen orta sahasıyla oyuna başlayarak maçı sanki oynamadan kazandı. Musa, İbrahim, Sezer ve Murat''tan kurulu bu ekip zaten yetersiz olan Trabzonspor ileri bloğundaki oyuncuların savunmalarına yapabilecekleri zararı yok ederken öne doğru da Tum ve Mehmet Yıldız ikilisine yardım yetiştirmede kusur etmediler. Buna karşılık Serkan''ı savunmanın sağ arkasına yerleştiren Ersun Yanal, Yattara, Hüseyin, Selçuk, Colman ve Alanzinho''dan kurduğu orta alanla rakibe kendisini kolaylıkla bozma avantajını sundu. Oysa Serkan''ı orta blokta görevlendirip bu zafiyetini hiç olmazsa en aza indirmeliydi. Aynı Ersun Hoca Sivasspor''da iki arka bekin gelip kalesine iki şık gol bıraktığını defalarca izlerse o zaman Yattara-Alanzinho yanlışıyla kendi takımının aynı konumundaki oyuncularını ne hale soktuğunu da görebilir. Sonunda Serkan''ı oyundan da alarak kendisinin herhangi bir takımı şampiyonluğa oynatamayacağını da senet olarak sahaya sunmuştur. Tabii anlayabilene... Sivasspor ise 3-0 yaptıktan sonra oyun alanının büyük bir bölümünü rakibin telaşlı bilinçsizce saldıran ayaklarına bıraktı. Böylece hem hafta içinde oynadığı kupa maçının, hem de dünkü maçın yorgunluğunu da en aza indirdi. Zaten Sivas takımı geri dörtlüsü ve orta sahasının yardımıyla kalesinin makul uzaklığına biriktiğinde Türkiye Ligi''nde duran toplar hariç hiçbir takımdan kolay kolay gol yemez. Zaten yemedi de. Hatta ciddi bir pozisyon bile sunmadı. Bülent Hoca yedek kulübesine çektiği üç oyuncusuna da böylece bir final keyfi yaşatma ustalığını sergiledi.
Evet, dünkü oyun bana göre şampiyonluk maçı idi. Tabii ki Sivas penceresinden. Trabzonspor ise bundan böyle bulunduğu yeri en azından koruyarak Avrupa''ya uçabilmenin yollarını arayacaktır.
Türkiye''de kart kolik olarak tanınan Cüneyt Çakır Hoca da böylesine her iki takım için de hayati önem taşıyan maçı aklımızda ismi hiç kalmadan yöneterek önemli bir görevi yerine getirmiş oldu.

