İki gündür süren kayak yarışları bitmişti; görevliler, sporcular ve gazeteciler Uludağ''da bir restoranda akşam yemeğine oturdu. Dönemin efsanevi spor müdürü bardağına su koyarken, eşi kaşlarını çatarak ve dudağını büzerek kulağına eğildi: - Ben bu kadınla aynı masada mı oturacağım? "Bu kadın", müdürün servisinde çalışan bir muhabirin eşiydi. Yuvarlak masada, tam karşılarında oturuyordu.
Müdür oralı olmadı.
Eşi bu kez sol yanında oturan ve eski bir bakanın kızı olan arkadaşına döndü, aynı cümleyi söyledi. Bakan kızı, babasını darağacında kaybetmiş, görmüş geçirmiş, yıllar içinde çektiği azaplar ona "tolerans" denen sadık dostunu kazandırmıştı. Çatalının ucuna iliştirdiği küçük domates parçasını ağzına attıktan sonra müdürün eşinin kulağına eğildi: - Yapma, ayıp oluyor. İnsanları küçümseme!
*** Bu olaydan yaklaşık altı ay sonra bir ikindi vakti, efsanevi spor müdürü, oturduğu semtin belediye başkanından bir telefon aldı: - Hani ben aramasam senin arayacağın yok ağabey... Bu akşam bi yemek yiyelim, muhabbetin belini kıralım diye şey ettiydim. - Olur başkan, valla ben de seni özlemiştim. Nerede? Başkan restoranın adını söyledi.
- Yeni bir udi sanatçı bulmuşlar, onu da dinleriz, diye ekledi. - Hay hay, sekizde orada olurum. - Sekiz tamam... *** Akşam yemeği sırasında belediye başkanı, hafta sonunda semt sahasının açılışını yapacaklarını söyledi ve: - Seni de davet ediyorum ağabey, dedi, gerçi pazar günü futbol maçlarından dolayı zamanın olmaz ama keşke gelsen... Spor müdürü karısının uzattığı mendille ağzını sildi: - Zor be başkan, sayfaları çok acil yetiştirmemiz lazım, işin başında olayım. Sana bir muhabir, bir de foto muhabiri gönderirim, sayfada büyük kullanırız merak etme... O sırada bir kadın içeri girdi. Garsonlar koşuşturdu, yeni gelen kadını sahnenin en önünde ayrılmış olan masaya oturttular. Kimi sandalyesini çekip oturmasını bekledi, kimi montunu almaya yeltendi, kimi ilgisini göstermek için zaten masada düzgün duran çatal bıçağı bir kez daha düzeltti. Belediye başkanı, yardımcıları ve spor müdürünün oturduğu masada sohbet devam ediyor gibi görünüyordu ama müdür ile karısının dikkati ve kaçamak bakışları, yeni gelen ve izzet ikram gören kadındaydı.
Az sonra şaşkınlıkları daha da artacaktı.
Tanıdıkları ama itibar görmesinin sebebini anlayamadıkları "bu kadının" kocasını, yani elinde udu ile perdenin arkasından sahneye çıkan kişiyi görünce... Çünkü bu "yeni ses", müdürün servisinde çalışan ve o aralar yıllık izne çıkmış olan muhabirdi...
Garsonların etrafında fır döndüğü kadın ise, Uludağ''da müdürün karısının "Bununla aynı masada mı oturacağım?" dediği muhabir eşi...
------------ Cuma günleri yayınlanır

